Günümüzdeki pek çok ilişkiden biri gibiydi Elif’in evliliği… O da hemen hemen her sabah şikâyetle uyanıyor, gün boyu bu ruh hâliyle devam ediyordu. Uzun zamandır eşiyle arası açıktı. Sabahları ne o eşini uğurluyor ne de eşi ondan bir kahvaltı istiyordu artık…

“Nasıl bu hâle gelmiştik?” diye soruyordu ara ara kendine. Oysa birbirlerini çok severek evlenmişlerdi. İlk zamanlar eşi bir dediğini iki etmiyordu. Sonraları bazı isteklerini yapamaz olmuştu. O mu çok şey ister hâle gelmişti? Eşi mi onunla ilgilenmez olmuştu?

Geçen akşam eşinin söyledikleri çınladı kulağında:

“Ne yapsam memnun olmuyorsun. Ağzımla kuş tutsam da kusur bulursun sen. Birkaç yılda ömrümü yedin hatun.”

Bunu duyacak ne yapıyordu acaba?

Küçük Eleştiriler, Büyük Kırgınlıklar

Geçen ay telefon ve araba modelini değiştirmesini istemişti. Eşi, koşulları zorlayarak yeni araba ve telefon almıştı. Elif ise rengini eleştirince kızılca kıyamet kopmuştu…

Acaba buna mı takılıyordu eşi? Böyle durumlarda sadece küçük bir fikir dile getirdiğini düşünüyordu. Eşi onu anlamıyor muydu, yoksa o mu eşini anlamıyordu? Gerçekten yapılanları beğenmiyor muydu?

Düşündü… Biraz daha geçmişe gitti. Evlendiklerinde kır düğünü istemişti. Sonbaharda, yağmurlu havada bile eşi imkânları zorlayarak kır düğünü konseptine en yakın organizasyonu yapmaya çalışmıştı. Elif ise üşüdüğünü söylediğinde o zaman da aynı cümleyi kurmuştu eşi:

“Ağzımla kuş tutsam seni memnun edemiyorum.”

Şimdi düşününce…. Bir an kendine çok saçma geldi. Ne kadar uygulanması zor şeyler beklemişti? Pek gerçekçi değilmiş o zaman… Şimdi de aynı şekilde mi davranıyordu?

Bitmeyen Beklentiler

Evdeki eşyalara, kapının önündeki arabaya, karşısındaki manzaraya baktı… Eşi ona imkânlarının çoğunu sunmuştu adeta. O ise hâlâ daha fazlasını istiyordu.

Neden üç katlı villaya geçmiyorlardı?

Neden her yıl yurt dışı tatiline gitmiyorlardı?

Neden ayrıca bir yazlıkları yoktu?

 

İstekleri bitmiyor, her seferinde daha fazlasını isterken daha memnuniyetsiz hâle geliyordu.

Eşinin ekonomik durumu iyiydi ama bazen yine de yetemediğini hissediyordu. Sırf Elif’in istekleri için daha büyük işlere giriyor, zamansız riskler alıyor, sonra da zarar ediyordu. Elif, eşinden standartlarının çok üstünde şeyler istiyordu galiba. Bunu kabul etmek zor geliyordu.

“Peki değmez miydi? O kadar değerli değil miydim yani?”


Bir an daraldı. Sonra anneannesini düşündü. Anneannesi albenisi yüksek bir kadındı ve eşi ona çok değer verirdi. O da eşinden bir şeyler isterdi ama ölçüsü mü farklıydı acaba?

Kendine dondurma aldırır, gezmeye çıkmak isterdi. Ve birlikte ne güzel vakit geçirirlerdi.
Elif belki de bu detayı kaçırıyordu.

Yeniden “Biz”

Eşinin ilgisini canlı tutmaya çalışırken ölçüyü kaçırıyordu. Sevgi isterken yük oluyordu. Değer görmek isterken değeri yıpratıyordu.

Beklentileri ne kadar da gerçeğin dışındaydı… Sürdürülebilir değildi talepleri. Bu da ilişkilerini zedeliyordu. Birkaç yılda birbirlerini tüketmişlerdi. Uzun yılların bıkkınlığını yaşayan çiftlere dönmüşlerdi sanki. Aralarında görünmez bir soğukluk vardı artık.

Belki de mesele “ömrümü yedin” cümlesi değildi…


Belki mesele, farkında olmadan birbirimizi yoruyor olmamızdı. Sevilmek isterken incitmek, değer görmek isterken değeri zorlamak… Bazen insan, istediği şeyin ağırlığını hesaplayamıyor.

Elif o an şunu fark etti: Eşi ona yetmemiş değildi belki de… O, sahip olduklarının kıymetini görmeden hep bir sonrakine uzanıyordu. Oysa sevgi büyük hediyelerde değil, sürdürülebilen küçük emeklerde saklıydı.


Belki de mesele daha fazlasına sahip olmak değil, elde olanı görmeyi öğrenmekti.

İlişkiler yarış değil; birlikte yürünecek bir yoldu. Ve o yol, imkânsız beklentilerle değil, anlayış ve ölçüyle uzuyordu.


Belki de şimdi yapılması gereken şey yeni bir şey istemek değil…


Bir teşekkürle başlamak,

Bir özürle yumuşamak,

Ve yeniden “biz” olmayı seçmekti.

86 Responses

  1. Bazen insan sevgiyi büyütmek isterken onu taşınamayacak kadar ağırlaştırıyor… Oysa sevgi, yük değil, birlikte hafifleyen bir yoldur. Beklentiler büyüdükçe sevgi küçülür. Anlayış büyüdükçe ise sevgi kök salar. İlişkileri yoransa, sevgisizlik değil, ölçüsüz beklentilerdir. Yani sorun sevgide değil, sevgiden beklenenlerde gizlidir.

    1. İnsanın kendi yanlışını görmesi çok güzel bir davranış.
      Evet, daha fazla istemek değil mesele. Mesele; Sende var olanlar şükür edebilmek ve yol arkadaşına destek olabilmek, teşekkür edebilmek 🎈

  2. Normalde yapmaktan gocunulmayacak şeyler, ikili ilişkilerde büyük bir direnç haline gelebiliyor. Söylendiği gibi küçük bir teşekkür, küçük bir özür neleri çözebiliyor…

  3. Birlikte yapabileceğimiz şeyler kadar biz oluyoruz hayatta
    Birimizin istekleri diğerini hayattan alıyor ise gerçekçi şeyler istemiyoruzdur…Bu da ilişkilerin ömrünü uzatıyordur

  4. ” ömrümü yedin ” laflarını Allah’dan eşi söylemiş ve Elif’ de bundan etkilenmiş.
    Bazen de söylenmeden geçen yıllar, değiştirilmeyen davranışlar, dönüşmeyen evlilikler ile yıllar geçip gidebiliyor.
    Oysa hayat düşünüldüğü kadar uzun değil.
    Ve hayatta hiç bir şey mükemmel değil.

    Düşündüren , irdeleten yazınız için teşekkürler.

    1. Elindekinin kıymetini bilen, ona değer veren onu daha da kıymetlendiren olabilmek ve bunu etrafımızdakilere öğretebilmek ne güzel bir meziyet olurdu oysa…..

      1. Değil mi? İnsanın nasıl şerefli olduğu çevresindeki insanlardan belli oluyor. Onların şerefli görünmesi kendisinden belli olur.

    2. Hakikaten birileri bir şeyleri söylediği için uyanabiliyor. Ama vah söylenmesine rağmen yine de duymak istemeyen ve anlamak istemeyen insanlara

    3. Bazı insanlar ne desen anlamıyor, çok söyleyince hepten arsızlaşıyor. Evet burada anlamış iyi olmuş.

  5. Aslında formül basit ama insan o basiti düşünmüyor daha fazla yaparsam daha mutlu ederim düşüncesi yerleşiyor. Halbuki bizler azla mutlu olabilenlerdik. Tekrar bunu kazanmak dileğiyle…kaleminize sağlık

  6. Yazılanlar gerçekten o kadar gerçekçi ki şahitlikler olduğu o kadar belli ki. Insanların ömürlerini yemeyen insanlar olalım inşallah

    1. Gerçek olması insanın da daha iyi anlamasını sağlıyor. İster istemez şöyle düşünülüyor sanki bu gerçekse o zaman benim hayatımda da olabilir . O yüzden fark etmek çok önemli

    2. Yol birlikte keyifle yürüyünce güzel. İlişki nasıl kurulur onu öğrenerek başlarsa insan giriş kapısı doğru olunca ne kadar hata yapılırsa yapılsın seçilen insan doğru olunca mutlaka karda olur insan.

  7. Hep sahip olmadıklarına bakarak,hayal kırıklığını ,mutsuzluğun kendi üretir insan. Elif gibi.

    1. Oysaki elindeki imkanlarında dolu dolu mutluluklar vardı… Bazen bizim beğenmediklerimiz başkalarının hayali oluyor ama insan yinede elinde olmayanlara göz dikip kendini mutsuz ediyor…

  8. Yeni imkanlara sahip olmak değil de elindeki imkanları görmek ve onların hakkını vermek… Ne kadar güzel ifade edilmiş cümleler. Kaleminize sağlık…

    1. Kaleminize sağlık🪻”Belki de mesele daha fazlasına sahip olmak değil, elde olanı görmeyi öğrenmekti.”
      Basit ufak olanı önemsemekti. Bir dondurma, bir doğa yürüyüşü ile mutlu olmaktı. Olduğun yerin hakkını vermek.

      1. Sahip olduğu imkanlardan mutlu olduğunu da göremeden bir sonrakine gecti…Göremediklerini görmek dileğiyle..

    1. Gerçi artık daha çok erkekleri maddi imkanlarla mutlu etmeye çalışırken yıpranan kadınlar çoğunlukta…

  9. İnsan, hayatındaki bir sürü güzelliği nasıl da göremez hale geliyor. Memnun olamamak, şikayet etmek, hep bir şeylerin eksik olduğunu hissetmek… Kendisindeki eksikliğin yansıması sadece.

    1. İnsan bir duruş nerelerde şikayet ediyorum nerelerde memnuniyetsiz davranıyorum diye düşünmeli.

  10. Bir teşekkürle başlamak ve biz olmayı seçebilmekte gizlidir belki tüm ilişkinin sırrı.

    Çok anlamlı bir yazı olmuş teşekkür ederiz 🌸

  11. İnsan evliliği karşıdaki kişiyi sevdiği için yapar. Ne olurda bu sevgi yerini isteklerle değiştirir. Ne kadar açık bir şekilde anlatılmışki, isteği fazla olan, beklenti içinde olan zaten hem mutsuz, hemde mutsuz eden taraf. 2 türlü kayıp. Çözüm de ne kadar basit:)

  12. Elif fark etti ki, ilişkilerde mutluluk ‘daha büyük ev, daha pahalı tatil’ değil; sahip olduklarını görmek, küçük emekleri takdir etmek ve ‘biz’ olmayı seçmekle geliyor. Yani sevgili, kahveni kendin yap, ben teşekkür ederim, olur biter 😅☕❤️”

    1. Belki de mesele daha fazlasına sahip olmak değil, elde olanı görmeyi öğrenmekti.
      Hayatta bu örnekten çok fazla var maalesef….
      Çok güzel bir yazı olmuş…

  13. İnsanı evliliğinde zorlayan durumlardan biri de kendisini tanımamış olması diye düşünüyorum. İnsan neyi neden istediğini bile bilemezken eşi bunu nereden bilsin?
    Bazı küçük kelimeleri önemsiz görüp söylediğimizde neden öyle bir şey söyleme ihtiyacı hissettiğimizi bile bilemiyoruz. Öylesine yapılmış bir yorum, istek, kızginlık, küskünlük…
    Yorucu gerçekten. Umarım Elif ilk önce kendini daha iyi tanır..
    Nerede ne konuşması gerektiğini bilir, şükrünün arttırır, hayattan neden memnun olamadığının farkına varır..
    Hem kendine hem eşine şifa olur 🙏🏻🙆🏻‍♀️👩‍❤️‍💋‍👨

  14. Doyumsuz insanlar zor oluyor. İlişkileri de çıkmaza giriyor. Şuan popüler olan “red flag” bence bu tip insanlarda var. 😉

  15. Mutluluğun sırrı sürekli istemek mi? Yoksa elindeki imkanları yerinde kullanabilmek mi ?
    Bir teşekkür, bir özür ilişkimizi nasıl da kaliteli hale getirebiliyor.
    Çok güzel bir yazı kaleminize sağlık.

    1. İnsan sahip olduklarının kıymetini bilmedikten sonra daha fazla şeye sahip olmasının ne anlamı var ki? Yükünü ağırlaştırmaktan başka….Çok ilginçtir ki Sahip olduklarının kıymetini bilmeyene mutlu olma hakkı verilmiyor zaten .

  16. Bize ilişkilerin dengesinin nerelerde bozulduğunu anlatan çok güzel öykü olmuş…
    Daha en baştan işaretler gösteriliyor ama insan anlamak istemiyor…
    Kır düğünü talebiyle başlayan, imkanlar zorlanmasına rağmen her seferinde memnuniyetsizlikle karşılaşılan bir ilişki, çok üzücü…
    İnsanların yanıldığı sevgi konusu ve gerçek ilişki ne değildir güzel anlatılmış…

  17. İnsan elinde olanla yetindiğinde ve önce kendiyle mutlu olduğunda ilişkilerinde de mutluluğu sürdürebiliyor…

  18. “Belki de mesele daha fazlasına sahip olmak değil, elde olanı görmeyi öğrenmekti.”

    İnsan bunu yapabilmeyi başardığında hayatında neleri değiştirebileceğini anlasa ne yapardı?

  19. İlişkide yarış halinde olunca insan yoruluyor. Beklentiler bitmiyor ve biz olmadıkça iki tarafta mutlu olamıyor…

  20. Sevilmek isterken, taşıyamayacak yükleri yüklemek biz olmanın önüne engel olmuş. Biz olmak ortaklık gerektirmez mi?

  21. İnsan hep kendi tarafından bakınca sorunlar büyüyor. Hep kendini haklı zannediyor. Bunu farketmek bile çözüme yaklaştırıyor insanı

  22. Sorun aslında eksiklik değil, beklentilerin gerçeklikten kopması. İnsan bunu fark ettiğinde bakış açısı tamamen değişiyor. 👏🏻

  23. Sanırım en büyük problemlerinden biri birşeylere sahip olarak daha mutlu bir hayatımız olacağını düşünmek çok güzel bir yazı gerçekten teşekkürler 🌸

    1. Bunu düşünmek öyle uçsuz bucaksız bir yol başlatıyor ki… Ne o sahip olmak istenilenler bitiyor, ne de insan mutlu olabiliyor… Ölçü ne kadar konforlu bir şey aslında, insanı yolda tutuyor 🙂

  24. Sanırım en büyük problemlerimizden biri birşeylere sahip olarak daha mutlu bir hayatımız olacağını düşünmek. Çok güzel bir yazı gerçekten teşekkürler 🌸

  25. Az ile yetinmek insana çok çekici gelmeyebilir fakat zamanla basit şeylerle çok mutlu olabiliyor insan…

  26. Biz olmayı seçmek ne kadar da kıymetli 🙂
    Bu güzel yazı için teşekkür ederiz. Emeğinize sağlık

  27. Ahhh Elif Ahhh..
    Ne kadar tanıdık hikayeler. Aşina olunan cümleler.
    İstemekte sorun yokta ölçüyü kaçırınca neler oluyor neler.
    Günün sonunda bunu fark edebilmek geçmişindeki büyüklerinin ne yaptığını görebilmek ve kendinle kıyaslayabilmekte çok güzel..
    Ahh Elif’ten Aferin Elif’e 🙂
    Toparlanamayacak hiç bir yer yok. Yeter ki ölçülü olsun insan

  28. Elif’in fark ettiği o ‘ölçü’ aslında huzurun anahtarı. Şükretmeyi unuttuğumuz yerde sevgi de yoruluyor çünkü.
    Mutluluk ‘daha fazlasına’ sahip olmak değil, sahip olduklarımızın kıymetini bilmek..

    Farkındalık oluşturan bir yazı, kaleminize sağlık💐

  29. Bu yazı beni çok etkiledi… günümüzdeki ilişkilerin öz problemlerine ne kadar güzel değinmişsiniz kaleminize sağlık 🌷

  30. Karşıdan beklemek hep kolay hep hayal kırıklığı…
    Oysa ihtiyaç karşılamayı ve hayatı kolaylaştırmayı seçtiğimizde ilişkimizdeki dengeler değişiyor.
    İşte burada hayat süprizlerle devam ediyor. En küçükten mutlu olmak, bir dokunuşla sevgiyi hissetmek payımıza düşüyor…

    1. Bir evlilikte karşıdan beklemek kolay görünüyor. Ancak beklenti ilişkileri zorlaştırır.

  31. Bir teşekkürle başlamak, Bir özürle yumuşamak…
    Dengede olmayı ve kalmayı ne kadar da kısa ve net bir şekilde özetlemiş olan bir cümle…
    Emeği geçenlerin kalemine sağlık…

  32. Elif için ne mutlu! Sorunun sebebini çok geçmeden görebildi. İnsanın hayatında tekrarlayan sorunlar hep var. Ama sebebi hep dışarda arıyoruz. Sorunun asıl kaynağını çok geçmeden görürsek pişman olmadan çözüme de ulaşabiliriz.

  33. Gerçekten insanoğlunun isteklerinin sonu yok ve olamazda
    O isteği olunca kısa sürede hazzı bitiyor ve yenisini istiyor
    Önemli olan istekleri ve beklentiyi doğru yönetebilmek
    Yoksa mutsuzluk kapıda…

  34. İnsan mutluluğunda olmayanda, o eksik olduğunu düşündüğü şeyde aradığında ona sahip olunca da mutlu olamıyor. Oysa insan var olanları, yanı başında onun için çabalayanı görse sahip oldukları ona yetecek, değer bilecek…

  35. Hayatın içinde herkesin yaşayabileceği ortak sorunları kaleme almanız çok güzel. Okudukça kendime not alıyorum.Emeğinize sağlık

  36. Insan kusurlari gorur ancak kendi isteklerini gormez 🙂 beklentileri yonetemedikce mutluluk gelir mi ki? Ayrica insan sadece alarak ne kadar mutlu olabilir? Belki de insanin sorusunu degistirmesi gerekir. “Bana degmez mi?” demek yerine “Ben ne kadar hak ediyorum?” Diye biraz dusunmek gerekir 🙂

  37. Birlikte yürünecek bir yolda mesele daha fazlasına sahip olmak değil, elinde olanların da kıymetini bilmek. Bir tebessüm, bir teşekkür ve bazen de bir özür… Neleri güzelleştirmez ki…Kaleminize sağlık 🙂

  38. Bir teşekkürle başlamak,
    Bir özürle yumuşamak,
    Ve yeniden “biz” olmayı seçmekti.

    Ne güzel anlatılmış kaleminize sağlık 🌿☺️

  39. ‘Sevgi büyük hediyeler değil küçük emeklerde saklı’ cümlesi beni vurdu. Gerçekten ne kadar anlamlı…

  40. İnsan elindekini normalleştirip üstüne daha fazla ne olabilir diye düşünebiliyor. Kendinde olan imkanların herkeste olduğunu zannedebiliyor.

    Teşekkürle başlamak bence de güzel bir başlangıç

  41. Birlik olmayı, paylaşmayı tercih etmek. İnsan karşısındakine üstün olmayı veya bireysel tercihlerini ön planda tutmayı tercih edince ilişkisini yıpratmak kaçınılmaz oluyor. Bencillikle ile birliktelik arasında fark var

  42. Ne hoş mesajlar dökülmüş kaleminizden ellerinize sağlık.
    “Beklentisini yönetebilen ilişkilerinde kıvamı oluşturan davranışlar sergiler” …
    Sevgiler 🫶🏽

  43. İnsanın kendinde olandan memnun olması iyi geliyor. Bir de kendindekine minik minik ekleme yapabilir hale geldiğinde hayatından da memnun olmaya başlıyor, etrafındakilere dee 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner