Başkalarından Öğrenerek Değişmek

Nesrin gözünü açtığında hava hâlâ karanlıktı. “Yine işe gideceğim…” diye söylendi. Sabahları afyonu geç patlayanlardandı. Hatta çoğu zaman kendi hâlinden kendi bile memnun olmazdı.

İçinden homurdandı: “Neden insanlar sabah erkenden işe gider? Hadi gittiler diyelim… Sabah sabah nasıl mutlu başlarlar güne, anlamıyorum.”

Zorlayarak kalktı, hazırlandı ve her zamanki otobüse bindi.

Aynı saat, aynı durak, aynı insanlar… Çoğu birbirine yabancıydı ama her sabah selamlaşırlardı. Nesrin’in bugün kimseye selam verecek hâli yoktu. “Zaten kimseyi tanımıyorum,” diye geçirdi içinden. Başını cam kenarına yasladı ve düşüncelere daldı.

İş yerinde en çok Ayten’le vakit geçirirdi. Aynı departmandalardı. Ama karakterleri gece ile gündüz gibiydi.

Nesrin sabahları zor gülümserken, Ayten tüm enerjisiyle “Günaydınlar!” diyerek içeri girerdi. Sanki sabahın köründe değil de tatil sabahında uyanmış gibi… Bu enerji bazen Nesrin’i rahatsız ederdi.

Kendini Geliştirmek Neden Zor Gelir?

Bir gün Ayten’e bakarken aklından şunlar geçti:

“Bu kız daha geçen hafta üç aylık sevgilisinden ayrılmıştı. Gözleri dolu doluydu. Şimdi bu ne enerji? Barıştılar herhalde…”

Kendisi olsa? Üç aylık birine zaten “sevgili” bile demezdi. Ama ayrılsa da belli etmezdi, diye düşündü.

Sonra hafifçe gülümsedi: “Belli etmem ama bir iki ay sonra depresyona girerim muhtemelen.”

Tam o sırada Ayten tezgâha geldi.

Nesrin düz bir sesle sordu: “Yüzünde güller açıyor Ayten Hanım. Sen yeni ayrılmadın mı sevgilinden?”

Ayten gülerek cevap verdi: “Evettt… Ayrıldık diye ölmedik ya Nesrin! Hem o bir hafta önceydi. Dün annemin arkadaşı geldi, bana güzel bir kısmet olduğunu söyledi. Muhasebeciymiş, evi arabası varmış. Eli ayağı düzgünmüş. Bundan iyisi can sağlığı!”

Nesrin şaşırdı.

“Ayten, sen değil miydin geçen gün ağlayan? Nasıl bu kadar çabuk unuttun?”

Ayten omuz silkti:

“Ne yani, senin gibi aylarca yas mı tutayım?”

Bu cümle Nesrin’i düşündürdü.

Demek ki Ayten de onun farklı olduğunu biliyordu.

Demek ki Ayten’e de Nesrin’in bazı hâlleri garip geliyordu.

“Acaba o da benim davranışlarımı tuhaf buluyor mu?” diye geçirdi içinden.

İlk kez ciddi ciddi düşündü:

Gerçekten ne kadar farklıydılar?

Ortak istekleri aslında aynıydı: mutlu olmak.

Nesrin daha disiplinliydi. Dakikti. Görev insanıydı. İş dediğin tek tek yapılır, dedi kendi kendine. O sırada gözünde robotlar canlandı. Dakik, kusursuz ama ifadesiz robotlar…

“Ne kadar sıkıcı…” diye fısıldadı.

Peki Ayten’in hâli daha mı iyiydi?

Herkes Ayten gibi olsa?

Enerjik, canlı, güler yüzlü…

Sonra aklına başka şeyler geldi. Ayten söz verdiğinde bazen tutamazdı. İşe geç kaldığı olurdu. Hızlı yapayım derken hata yapardı.

“Yok,” dedi içinden, “öyle de olmamalı.”

Başkalarından Öğrenmek Mümkün mü?

O zaman ne olmalıydı?

Belki biraz Ayten, biraz Nesrin…

Çay molasında etrafını izlemeye başladı. Sadece Ayten’i değil, diğer arkadaşlarını da…

“Bende olmayan ama onlarda olan güzel şeyler neler?”

“Bende olup da onlarda olmayan iyi taraflarım neler?”

Küçük Değişimlerin Gücü

İçinden liste yapmaya başladı:

– Ayten’in tebessümünü alabilirim.

– Ama işe geç kalmayı almam.

– Biraz hızlanmak iyi olur.

– Ama başlayıp bırakmak yok.

– Canlılık güzel, onu katayım.

– Ama düzeni de koruyayım.

Sonra aklına annesinin kedisi geldi.

“Transferi sadece insanlardan mı yapıyoruz?” diye düşündü.

Annesinin kedisi mırıldandığında herkes onu severdi. Ama tısladığında herkes uzaklaşırdı.

“Demek ki sevecenlik yaklaştırıyor,” dedi.

“Ben de biraz daha yumuşak olsam?”

Bir anda şunu fark etti:

İnsan kalabalıklar arasında yaşayan bir canlıydı.

Bu kadar farklılık boşuna olabilir miydi?

Belki de insanlar birbirine ayna olsun diye vardı.

Belki de herkes bir diğerinden bir parça öğrenebilsin diyeydi.

Kendime Ne Katabilirim?

Kendisinde olanla olmayanı kıyas edip, iyi olanı seçerek kendine katmak mümkünken, sürekli “Ben böyleyim” demek insanı yerinde saydırabilirdi.

Ya yerimizde bile saymıyorsak?

Mutlu ve başarılı olanlara bakarak yapılan küçük çıkarımlar, insanı mutluluğa ve başarıya biraz daha yaklaştırmaz mıydı?

O gün Nesrin ilk kez şunu sordu kendine:

“Ben başkalarında gördüğüm hangi güzel özelliği hayatıma katabilirim?”

Belki dönüşüm, büyük kararlarla değil; küçük transferlerle başlıyordu.

39 Responses

  1. Çok akıcı, çok çarpıcı bir yazı olmuş. Emeğiniz için teşekkür ederim.
    İnsan bunu başarabilirse eğer en iyi versiyonuna ulaşmış olur. Sadece güler yüzlü olmak için aylardır uğraşıyorum :)) Ama pes etmek yok. Başaracağım inşallah…

  2. Elime bir kağıt kalem alıp
    – Ayşe den bunu alabilirim,
    – Hatice den şunu alabilirim diye yazasım geldi.

    1. Etrafımızdaki insanalara biraz daha dikkatli bakıp acaba ondan hangi olumlu özelliği alabilirim diye düşünmek çok güzel. Bazen bunu düşünmesek de birbirimizden alcaklarımızı alıyoruz. Ve öğrenerek, kendimize katarak gelişiyoruz , dönüşüyoruz, uyumlanıyoruz.

  3. Kendini geliştirmenin yöntemi aslında insanın dibine koyulmuş gibi. Etrafımdaki her insanın benden iyi bir tarafı var. O taraf ne olabilir?

  4. bahsi geçen transferi yaşayan kazanıyormuş….
    ben de iş hayatımda benzer durumlarla karşılaştım

    yazan sanki beni anlatmış….

  5. “Ben başkalarında gördüğüm hangi güzel özelliği hayatıma katabilirim?”
    Kızımın sevgi dolu hallerini kendime katabilirim.
    Doğaya baktığımda hayvanlar güneşin doğmasıyla harekete geçiyor. Bende güneşin doğuşuyla güne başlayabilirim.

    1. Hayatta ihtiyacımız olanlar çevremize konmuş. Tıpkı doğan çocuğun sütü onu dogurana verildigi gibi… Biz bu ikramin farkında değiliz..

  6. İnsanların, olayları yorumlayışı farklı olabiliyor. İyi ki de öyle.
    Yoksa olayların altında ezilirdik

  7. Ne güzel bir yazı. Düşünebilen neler fark edebiliyor. Düşünmek kadar kıymetli bir eylem yok. Bize iyi gelecek bize bizler katacak iyi yönde olmak transferiyle:)

  8. Hayat bize bir şeyler öğretmeye o kadar hazır ki
    Doğduğumuz andan itibaren etrafımızda farklı insanlar oluyo
    Onların her biri bize ders veriyor aslında
    Hepsi gelişmemiz için sunulmuş bir hazine gibi

  9. Değişmeyen tek şey değişimin kendisi demişler, bunu bilerek hayatı yasamali neden aynı kalmakta ısrarcı olur ki insan. Kendini begenmislikten mi? Ama sorulsa hayatında onca şikayet anlatır ama yinede kendini çok beğenir…

  10. Ben başkalarında gördüğüm hangi güzel özelliği hayatıma katabilirim?”
    Bu soru hep kendimize sormamız gereken sorudur aslında…..

  11. Bir insanın kendinde olmayanı görebilmesi, “bende yok ama o bu konuda iyi” diyebilmesi, ne kadar güzel gösteriyor insanı 🙂

  12. Çoook güzel bir yazı olmuş…
    Yazarın kalemine sağlık.
    Küçük küçük hateketler büyük dönüşümlere temel atıyor… Hayatımızın her yerinde bunu görebiliriz, doğru yere ışık tutarsak 😉

  13. Gunumuzde insanlar “ben boyleyim” dusuncesine kendini o kadar programlamislar ki… Nesrin gibi boyle acik fikirli, hatalarini ve dogrulari fark edebilen kisileri gormek iyi hissettirdi. Hikayenin sonunda bir rahatladim 🙂 Kendime de liste cikarmaya karar verdim cunku yillarca ayni ortamda bulunup iyi yonlerini hic dusunmedigim insanlar varmis.. bakalim ben de Nesrin gibi fark edebilecek miyim 🙂

  14. Zaman çok kıymetli, her şeyi yaşayarak öğrenemeyiz.
    Küçük transferler yaparak ilerlemek
    Hepimizi dünden daha iyi hale getirir.

  15. Emeklerinize sağlık ne güzel ne faydalı bir yazı olmuş…
    İnsan etrafındaki kişilerin iyi özelliklerini kendine katmaya başlarsa neden etrafında bunca farklı kişi ve davranış olduğunu daha detaylı anlamaya başlamaz mı?

  16. Herkesin bizim gibi olduğu bir dünyada yaşamak çok sıkıcı olurdu. Farklılıklardaki detayları fark ettiğinde, doğru olan davranışı modelleme imkanına da sahip oluyor insan.

  17. Hayatımıza renk katan insanlar iyi ki var. Her birimize minik minik güzel özellikler verilmiş zaten en mühimi bizde olmayan özellikleri ekleyebilmekte… şifa olsun

  18. İnsan huylarıyla doğuştan getirdiği özelliklerle bir yere kadar gelir. Hayat bizden başka şey ister. Karakter katmamızı. Ben de olmayan karşı tarafın olumlu olan özelliğini kendimize kattığımızda kolay yol almaya başlarız. Mutlu ve başarılı olmuş insanlara bakmak ne güzel.

  19. İnsanoğlu dengede olduğunda yani kendi bir takım olumsuz yönlerini geliştirip , güzel yönlerini koruduğunda , daha mutlu ve başarılı oluyor. Olumsuz yönlerini geliştirmesi de en yakını da ki kendinden farklı olan insanlar sayesinde oluyor.

  20. Dibimizdeki insanlara baktığımızda bizde olmayıp onda olan nekadar güzel davranışlarını var olduğunu görürüz.Ama görmeyi birsek eğer…

  21. “Bende olmayan ama onlarda olan güzel şeyler neler?”
    “Bende olup da onlarda olmayan iyi taraflarım neler?”

    Kağıt kalemi alıp liste yapmaya başladım bile:))

  22. Insan ise gıcık olmakla oyalanabiliyor maalesef. Kaleminize sağlık oturup liste yapasım geldi 🙂

  23. Kendime ne katabilirim? Sorusu ne güzel.

    Bugün ne gördüm mesela! Gördüğüm iyi olan davranışı kendime katarak bir kötü davranışı çıkarabilirim hayatımdan diye başlaya bilirim yada yapabiliriz…
    Denemeye değer hemde çok değer ne dersin? ☺️

  24. Küçük değişimlerin gücü… Çok güzel … Bir de kendime ne katabilirim? Harika iki başlık…

  25. Ben böyleyim, beni böyle kabul etsinler cümlesi başta insanın kendine yaptığı en kötü şeylerden biri olabilir..
    Çürük bir elmayı sağlam elmanın yanına koyduğumuzda sağlam elmanın çürümeye başlaması gibi ya da çok enerjik birinin ortama girişi ile kasvetli ortamdaki havanın dağılması gibi her şey birbirinden etkilenir..
    Benim etkilenmeden yaşamam ve ben böyleyim diye naralar atmam bu şekilde düşününce ilginç oluyor..
    Mesele hangi özelliği hayatıma alıp hangi özelliği almamakta..
    Hayata bu şekilde bakınca daha anlamlı geliyor her şey…😇💫

  26. İnsanın bazen kendini törpülemesi gerektiğini bazen de başkalarının güzel yönlerini modelleyerek gelişebileceğini, böylece hayatının daha konforlu hale gelebileceğini ne güzel anlatmışsınız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner