Karben’in yalnızlığı…

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, adı Karben olan bir karınca vardı. Hep yalnız dolaşmasından dolayı kolonisi ona bu adı vermişti. Ne zaman bir yerde taşınacak bir çöp olsa, hatta bir yaprak… Herkes bir araya gelip o yaprağı taşırdı. Ama bizimki sadece kendi taşıyabileceği parçaları seçip, onları yuvaya götürmeye çalışırdı. Pek diğerlerine karışmaz, tek başına hayatını sürdürmek için elinden geleni yapardı.

Oysa karınca olmak demek birleşmek demekti… Bizim karınca da aslında bir olmak değil, birleşmek istiyordu. Ancak birlikte iş yapmanın onu yavaşlattığını düşünüyordu. Bu yüzden, işini daha hızlı yapabilmek için tek başına geziniyordu.

Birlikten kuvvet doğar.

Diğer karıncalar daha yavaş ilerliyorlardı ama onun tek başına ulaştığından daha fazla iş yapıyorlardı. Birbirlerini de destekliyorlardı, biri düştüğünde diğeri hemen omuz verip kaldırıyordu. Karben de arkadaşlarıyla birlikte hareket etmeye başladıktan sonra artık eskisi kadar yorulmuyordu. Daha şevkle çalışıyordu, grup çalışmasını o da çok sevmişti.

Bir gün yuvalarını su bastı. Güneş çıkıp sular çekildiğinde karşılaştıkları manzara hepsini hayal kırıklığına uğrattı: Her yer çamur ve yaprak dolmuştu. Oysa daha yeni yapmışlardı yuvalarını… Kolları sıvadılar, her bir taraftan çalışmaya başladılar.

O gün Karben daha büyük yaprakları da taşımayı denemeye karar verdi. İlk denemesinde başarısız oldu. Sonra baktı ki arkadaşları bir destekle yaprağı onun sırtına yerleştirince taşıyabiliyor… Yolda yaprağı düşürdüğünde tek başına kaldıramıyor ama biri az yardım edince problem çözülüveriyordu. El birliğiyle yuvayı çabucak temizlediler; eski halinden daha da güzel oldu. İşte şimdi herkes mutluydu, yüzler gülüyordu.

Karben’in daha önce ümitsizce baktığı “yapamama” hâli, yerini başarmanın mutluluğuna bıraktı. O gün hayata bakış açısı değişti. Artık kim tutardı onu?

İnsan da karınca gibi…

İnsan da tıpkı karıncalar gibi birleştiği zaman daha hızlı yol alır. Herkes bir işi üstlenirse, sonuca daha kısa sürede ulaşılır. Küçük ve önemsiz gibi görünen her bir detay, insanı fark etmeden yukarılara taşır. Bir kartopu gibi üzerine eklene eklene büyür.

Günümüz yaşantısı, yalnızlığı ve kendi başına yeterli olmayı ne kadar da destekler oldu… Aynı evde bile yalnız yaşayan insanlar… Oysa aile olmak, birlikte olmak değil miydi? Aileden birinin bir derdi olduğunda herkes bu durumdan etkilenmeli ve hep birlikte üstesinden gelinmeli değil miydi? İşte o zaman hastalığın da, maddi sıkıntının da, işyerinde yaşanılan sorunun da etkisi küçülmez miydi? Koskoca denizleri bir araya getiren damlacıklar gibi; insan da bir havuzda toplanmalı değil miydi?

Oysa insanoğlu yanılır… Maddi imkanı olduğu için tek başına da yaşayabilir zanneder. Bir evi, bir arabası olduğu için kimseye muhtaç değilim sanır. “Artık büyüdüm, kendi başımın çaresine bakarım” der. Ta ki hastane köşelerinde tek kalana kadar… Hasta olduğunda kapısını çalıp bir çorba getireni olmadığını anlayana kadar… Morali bozuk olduğunda sırtını sıvazlayacak, onu dinleyecek kimsesi olmadığını fark edene kadar…

Böyle zamanlarda, tek başınalığın aslında iyi gelmediğini anlar insan. Hatta güzel bir haber aldığında bile, bunu paylaşacak birine ihtiyaç duyduğunu fark eder.

Peki nasıl “Bir” olmaktan çıkıp “birleşen” olunur?

İnsan bir olmaya çalıştıkça nasıl yalnızlaşır?

Gerçek ilişkiler nasıl kurulur?

25 Responses

  1. Tam yorumumu yapacaktım ki… hep gördüğümde kaçtığım kişi ile denk geldik… dedim bu güzel makaleden aldığım şevkle gidim selam vereyim 🙂

  2. Aile olmak ne demek biraz düşünse insan…
    Aslında aile olmanın bereketi birleşmenin bereketi..
    Aynı dertle kaygılanan insanların bereketi
    Ne bereketi?
    Mutluluk ve başarı konusundaki bereketi
    Mutluluk ve başarının bereketi ilişkiye bağlanmış gibi
    Doğru ilişki kurmak doğru insanlarla birleşmeye bağlanmış

  3. İnsan insanla var olur. Yanlızlık tek başına olmak insanın kendine yapacagı en kötü şey olsa gerek. Kaleminize sağlık çok güzel olmuş.

  4. Evet nasıl?
    Bu soruları yıllar önce sormuştum kendime. Çok şükür cevabını bu öğreti sayesinde buldum. İnsanoğlu yanılır tek olunca güçlü olduğunu zanneder. Oysa insan gücünü ilişkide olduğu insanlardan alır.

  5. Yaşanılan anormaller o kadar normal oldu ki bizi geri çeken hatta mutsuz eden bu ilişkilerimizi de ilişkiden sayıyoruz ve bu da ilişkinin gerçeğidir herhalde diye elimizdekine bakıp hayattan soğuyoruz. İlişkilerinin gerçeğini hatırlatanlara ve yaşayabilenlere selam olsun…

  6. Bu kadar kısa bir blog yazısının bu kadar etkilemesi ve okurken insanı derin derin düşündürmesi… Kaleminize sağlık

    1. Bir elin nesi iki elin sesi var der Atasözümüzde.
      Birleşenler güçlüdür.
      Ne güzel anlatılmış.🥰

  7. Birlik olabilmek çok büyük konfor.
    1+1=2 değil
    1+1=2,5-3 yani bereket
    İşlerinde, ailede, çocuk bakarken iki ebeveyn sırt sırta verince şikayetler azalıyor, mutluluk artıyor…

  8. Hayatta ‘ben’ demekten ziyade ‘biz’ demeyi öğrendiğimizde hayatın yükünü birbirimizle paylaştığımızda işlerimiz kolaylaşıyor, hayatı daha anlamlı ve mutlu yaşıyoruz.
    Bu güzel yazı için teşekkür ederim😊

    1. Ben değil biz olunca hayat yaşanır oluyor zaten dediğiniz gibi birleşmek güzeldir

  9. Ben dediğimiz sürece ilişkilerimiz kaliteli olmuyor. Kendimizden çıkıp, çevremizde ki insanların ihtiyacına odaklandigimizda ,ortak hedeflerimiz olduğunda birlesebiliyoruz. O zaman ben değil biz olmak dileğiyle

    1. Biz olabilmek. Evet, biz diyebilen mutlu bu hayatta birleşebilen. Aile kavramı, akrabalık yada bir topluluk. Birler ile var. Hem fayda veren hemde keyif verenlerle:)

  10. Birleşen olmak tek olmaktan soyutta ve somutta nasıl da güç verdiği ne güzel hissedildi , Ümit, motivasyon hep birlikte

  11. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” diye boşuna dememiş Atalarımız…
    Birleşenin, birden üstün olduğunu gösteren en güzel atasözü…

  12. “ Yalnız taştan duvar olmaz” diye bir söz var.
    Fakat günümüzde her şey bireyselliği öne çıkarmaya çalışıyor, insan tek başına yaptıklarınla övünüp kimseye ihtiyacım yok demekle gurur duymaya başladı.
    İhtiyacı olduğu anda ilişkilerini reddediyor, tüm anlaşmazlıklar burdan başlamıyor mu?
    Sana ihtiyacım var demeye korkuyor artık insan…
    Karınca bile anlamış, insanoğlu ne zaman anlayacak birleşen olmanın gücünü…

  13. Herkes ortamın kötü olduğundan bahsediyor ama kimse iyilerle bir arada olmak için mücadele etmiyor…

  14. İnsanın kimse ile ilişki kurmaması onu yalnızlığa götürdüğü gibi ne yazık ki kibre de götürür. İnsan “kimseye ihtiyacım yok, her işimi kendim görüyorum” dediği yerde kibir onun en iyi arkadaşı olur.

  15. Karıncadan insana..
    insandan ilişkilere..
    daha nerelere gider bu mesele.
    Ne kadar yalnızlaştırılmaya çalışılsa da insan gerçeği biliyor birlikten güç doğacağını, o gücün onu nasıl mutlu edeceğini ve güç vereceğini.
    Böylelikle insan gözünde büyüttüğü meselelerde birbirine omuz verdikçe nasıl kolaylaşacağını da tecrübe ediyor

  16. Üzerimdeki yükleri paylaştıkça rahatladım… İnsan tek başına güçlü olmakla övünür ama aslında kendini gereksiz yorar, tüketir… birleşince güç sarfetmesine gerek kalmadığını anlar.

  17. Kalabalıklar içinde yalnız yaşayan insanlar olduk…oysa ki ilkokuldan ber, duyduğumuz bir cümle var:insan sosyal bir canlıdır. Birileri olmadan birileri olamıyoruz. Aslında bir olduğumuzda aile,grup,takım olabiliyoruz.Kaleminize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner