Bazen bir dostluğu bitiren şey büyük bir kavga değil, söylenmeyen tek bir cümledir.
Kütüphanenin yüksek tavanları altında yankılanan tek şey klavye sesleriydi. Gece, kampüsün üzerine ağır bir örtü gibi çökmüş; floresan ışıkları masaların üzerindeki kitapları ve yarım kalmış cümleleri aydınlatıyordu. Sema, ekranına uzun uzun baktı. Tez başlığı oradaydı, fakat sonucu yarım kalmış deneyler yüzünden ilerleyemiyordu.
Büyük bir iç sıkıntısıyla karşı masaya baktı; orada Ceyda’yı görmeyi umuyordu, fakat o yoktu.
İkisi üniversitenin ilk yıllarından beri yan yanaydılar. Aynı dersler, aynı hocalar, aynı hayalleri paylaşmışlardı. Okulun başında her şeyi “Birlikte atlatırız.” demişlerdi. Öyle de olmuştu… Ta ki tez hazırlama sürecine gelene kadar.
Sema, tez sürecinde sıkıştıkça Ceyda’dan yardım beklemeye başladı. Kaynak önerileri, en azından bir paragrafı birlikte düzeltmeyi, “Nasıl gidiyor, deneyler sonuçlandı mı?” diye sorulmasını… Bunları yüksek sesle istemedi. Çünkü dostlukta bunların söylenmesine gerek olmadığını düşünüyordu. Ceyda’nın zaten fark edeceğine inanıyordu. O yüzden sessizce bekledi.
Ama Ceyda bu kez fark etmedi.
Ceyda kendi tezinin içinde kaybolmuştu. Teslim tarihi yaklaşırken “Yetişecek mi, olacak mı?” kaygısıyla boğuşurken bambaşka bir gündem çıkmıştı karşısına; kendi yorgunluklarıyla mücadele ediyordu. Sema’nın zihninde yazılan senaryodan haberi yoktu.
Sema için kırılma süreci tam da burada başladı.
Yardım gelmedikçe daha çok bekledi. Bekledikçe sessizleşti. Sessizleştikçe içinde birikenler çoğaldı.
“Yanımda olmalıydı,” dedi kendi kendine.
“En azından bir kez sormalıydı…”
Ama bu cümleler Ceyda’nın kulağına hiç ulaşmadı. Sema onları kendi içinde büyüttü. Ceyda yardım etmedikçe Sema’nın tepkileri arttı: Arada yazdığı mesajlara geç cevaplar, kısa cümleler…
Ceyda ise ne olduğunu anlamıyordu. Sema’nın tepkilerine anlam veremiyor, zaten yoğun ve zor bir süreçten geçiyordu.
Tez teslim tarihleri geldi. Sema, tüm zorluklara rağmen tezini teslim edebildi. Savunmadan çıktığında derin bir nefes aldı. Gözleri istemsizce Ceyda’yı aradı, ama onu göremedi.
Bir süre sonra birilerinin adını andığını duyunca dikkat kesildi. Ceyda’nın annesinin ciddi bir sağlık problemi çıktığını, bu yüzden bir süredir okula gelemediğini ve tezini de teslim edemediğini öğrendi.
O an kendine çok kızdı.
“Bana yardım etmiyor, beni önemsemiyor,” diye düşündüğü günlerde, aslında Ceyda’nın onun desteğine ihtiyacı olduğunu fark etti. Büyük bir üzüntüyle arkadaşını aradı. Bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordu. İçini derin bir pişmanlık kapladı. Nasıl olmuştu da böyle bekler hâle gelmiş, zihninde yanlış senaryolar yazmıştı?
İnsan, başkasından bir şey beklemeye başladığında, onun da kendi zihnindekileri bildiğini varsayar. Oysa kimse söylenmeyeni bilemez.
Beklenti dile gelmediğinde kırgınlığa dönüşür.
Sessizlik uzadığında mesafe olur.
Yanlış varsayımlar ise en güçlü dostlukların bile arasına gölge düşürür.
Oysa gerçek ilişkiler açık ve anlaşılır olmalı değil midir?
“Sesin çıkmadı, bir terslik mi var?” demeyi,
“Bana ihtiyacın var mı?” diye sormayı
ya da “Sana ihtiyacım var.” diyebilmeyi hak etmez miyiz?
Çünkü en derin kırılmalar,
yüksek sesle söylenenlerden değil,
sessizce beklenenlerden doğar.
54 Responses
İnsana zanları çok zarar veriyor gerçekten. Kaleminize sağlık
Çok doğru. İnsan hep kendi iç dünyasında kendi kendine konuşur ve zanneder ki, beni anlayacaklar. Kendi zannıyla hareket eder durur sonra. En büyük hatasıda beklemek olur. Hem kendisini üzer, hemde karşısındaki insanı üzer hale gelir. 2 taraflı kayıp olur.
Bir bilse insan beklemenin zararını:)
Kaleminize sağlık.
İnsanoğlu, beklentiye girdiğinde ne kadarda yanılıyor. Ne kadar da mutsuz oluyor.
Oysa ki samimiyette, gönülden ve fiziken bir yakınlık vardır.
Ve yakın olanlar birbirleri hakkında hep iyiniyetli düşünür.
Yazınız ile beklentimizle etrafımızda olan ne çok şeyi kaçırıyoruz, bir kez daha hatırladık.
Çok teşekkürler
Değil mi? Beklenti ve mutluluk aynı karede yer almıyor…
Belki beklentimiz doğru yere koyarsak ikisi aynı karede buluşur.
Bazen insan beklediğini söylemeden karşı tarafın anlamasını ve ona göre davranmasını ister… Ne yazık ki bu çok yıpratıcı ve bencilce olur.
Anlaşılmak isterken kendinden uzaklaştırıyor. Oysa çok basit olan ne istediğini belirtmekti.
Samimiyeti kaybedince o zaman insan ilişkilerinde bencillesiyor sanirim:)
İnsan zihnindekine tepki veriyor değil mi?
İnsanın zihnindeki ile gerçekler arasında da fark olunca – mevzu kopuyor….
Kopanları anlamak, ve kopmaması için zıddında çaba göstermek için – haydi yola devam 🙂
Çünkü en derin kırılmalar, yüksek sesle söylenenlerden değil, sessizce beklenenlerden doğar… ne kadar güzel bir cümle. Elinize sağlık
İletişimimizde açık , net olmanın önemini bi kez daha gördük …
Yazarın eline emeğine sağlık.
Neredeyse aynısını yaşadım😞
“Şimdiki aklım olsaydı” derler ya… Şimdiki aklım olsaydı farklı davranırdım, beklentiye girmezdim. Her hatadan ders çıkarabilirsek bir daha neyi yapıp yapmayacağımızı öğrenmiş oluruz🪷
🤍
Ne güzel yazıldı🌸 teşekkür ederim
Sana ihtiyacım var! İhtiyacın varmı! Varsa buradayım. Bunu söylemek veya fark edip sormak ne güzel bir hak ediş😊🤍
Ne mutlu sorabilene ve fark edene 🌷
En derin kırgınlık sessiz beklentilerden.
Belki beklentimiz doğru yere koyarsak ikisi aynı karede buluşur.
Çoğu ilişkiyi çatırdatan şeydir beklenti..
Beklenti hep başkalarının bizim sorunlarımı görmesi, destek olması olduğunda karşimizdakinin neye ihtiyacı olduğunu göremiyoruz. Sonuç işe değişmeyen yegane şey; kırgın kalpler, anlaşmazlıklar…
Yanımda olmalıydı bir kez sormalıydı!
Gibi cümlelerle ne kadar çok zaman kaybettik hayatımızda..
Sadece Zaman kaybı da değil değmeyecek şeyler için çok fazla insanda kaybettik maalesef…
Beklenti herkesi yorar
Beklemeyelim, adım atalım 🌺
İnsan bekledikçe aslında hayat bekledigi sonucu vermiyor insana….Adım atmak o yüzden çok önemli.
Zannettiklerimiz ilişkilerimize zarar veriyor. Zannettiğimiz şey GERÇEK ile karşılaşınca geriye sadece pişmanlık kalıyor.
Beklenti dile gelmediğinde kırgınlığa dönüşür.
Sessizlik uzadığında mesafe olur.
Oysa gerçek ilişkiler açık ve anlaşılır olmalı değil midir?..
Emeklere sağlık:)
İlişkileri ayakta tutan en önemli şeylerden biri açık olmaktır. Sıkıntısını saklayıp anlaşılmayı beklemek çoğu zaman sadece hayali kırıklığına sebep olur. Çok güzel ve düşündürücü bir yazı olmuş🌼
Beklenti tüm seyri belirler.😌
Çünkü en derin kırılmalar,
yüksek sesle söylenenlerden değil,
sessizce beklenenlerden doğar…
Çok etkileyici bir yazı olmuş kaleminize sağlık.
Ah ah insanoğlu kafasının içinden geçenlerin okunmadığını ne zaman fark edecek. Varsayımlarla hareket edeceğimize bir söylesek herkesin ihtiyacı görülecek.
Günlük yaşantımıza çok güzel bir farkındalık veren bir yazı olmuş
Çok güzel bir yazı olmuş.Emeğinize sağlık. Beklenti ne kadar önemli…Mutluluğumuzu mutsuzluğumuzu belirleyebiliyor hatta ve hatta bazen bilinç açıklığımızı etkileyip farkındalığımızı azaltıyor
Farkındalığı azalınca karşı tarafı algılayamaz hale geliyoruz
Anlamıyor olmak duyarsız olmaya neden oluyor gerçekten dediğiniz gibi
Emeğinize sağlık🥰
Samimi ilişkilerde beklediğimiz anlaşılır olmak değilmidir? Beklemezsin sormasını, sen ararsın. Aklıma geldin? nasıl gidiyor? Neler yapıyorsun? İyi misin? Aramak senin aklına düştüyse boşuna değildir?
Sürekli karşımızdan bekleyip zihnimizi bir kurdun oyması gibi oymak değil de, “Hayırdır hiç sesin çıkmıyor, Nerelerdesin?” diyebilmek. Samimiyet içtenlik ne kadar önemli. Kaleminize sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş.
İlişkilerde beklenti çok kilit bir mesele, iliskilerimize dolayısıyla direk mutluluğumuzu olumsuz etkiliyor. Teşekkürler guzel yazı için
Açık olmadan anlaşılmayı beklemek, çoğu kırgınlığın görünmeyen sebebi.
Bekledikçe büyüyen, söylemedikçe ağırlaşan şeyler var ya… insan bir de herkes kendi derdindeyken karşı tarafın da onu fark etmesini bekliyor. Sonra anlıyorsun ki mesele ilgisizlik değilmiş aslında konuşulmayanlar büyüyüp araya giriyormuş… bunu çok iyi hissettiren bir yazı olmuş 👏🏻
Söylenmeyen her cümle, araya örülen bir tuğla gibi oluyor. İletişimin bittiği yerde de zihinde yanlış senaryolar dönmeye başlıyor. Beklemek yerine açıkça konuşmanın kıymeti ve netlik ne güzel kaleme alınmış.
Emeğinize sağlık 💐
Tam da böyle bir evredeyim arkadaşımla. Sorularıma cevap oldu. Çok teşekkür ederim…
En yakınımızda olan insanları gerçekten anlıyor muyuz? Aslında günlük yaşamda sık karşılaştığımız bir problem. Anlamadan anlaşılmayı bekliyoruz…
Çok güzel bir yazı olmuş… İnsan kendini anlatmadan anlaşılmayı bekliyor nedense… Aslında neden böyle bir beklentimiz var düşünmek lazım…
Beklenti insanı nasıl anlaşılmaz hale getiriyor değil mi ?
Uzun süre biri hakkında zihnimizde başka bir şeyler varken onla bakılıyor konuşuyoruz ana bir de bakıyoruz ki o kişi aslında bizi hiç duymamış, görmemiş yani bizi hiç anlamamız çok acı değil mi?
İlişkide netlik cesaret ister. Söylemeden anlaşılmayı beklemek değil, açık olmak bağı güçlendirir.
İnsan önyargılarını kaldırdığında aslında sandığı şeyin sandığından ne kadar da farklı olduğunu, karşısındakine ne çok haksızlık ettiğini görebiliyor. Olayların detaylarını ve doğruluğunu bilmeden fikir üretmemenin gerekliliğini anlatan harika bir yazı olmuş. Emeği geçenlerin ellerine sağlık…
Ahh insanoğlu kaç kere aynı kuyulara düştük. Bir daha yapmayacağım diyip en yakınlarımıza bile böyle gönül koyup mesafeleri açtık…
Sonra geri dönmesi çok zor oluyor.
Kendimizden bekleyip, bekleneni yapalım ilk adımı biz atalım😇
İnsan hep anlaşılmamaktan şikayet eder peki anlamak için ne yapar ?
Kıymet beklediklerimize kıymet vermemiz gerekiyor 🫶
İnsan ne ekerse onu biçer gibi değil mi:)
Beklersen daha çok beklersin:)
İnsan hayatın içinde karşısındakindem bekledikçe kendi ortaya birşey koymaya çalışmıyor. O beni arasın, o beni sorsun, ilgilensin isteğim arttıkça ben bunları karşı tarafa gerçek anlamda vermediğimin farkına varamıyorum. Ve ilişkide bu küçük detaylar büyük problemler getiriyor.
Çok doğru
İnsan kendinden taraf olduğunda zanları da yanlış olabiliyor. Ve bu yanlış zanlar insanı yanlış yönlendiriyor. Ama adaletli değerlendirme yapabilirse o zaman kendinin de doğru ve yanlışlarını görür.
Beklenti insanın kafada kuruduğu yer gerçekten
Beklentide olan kişi beklediği şeye ulaşamayınca, mağdurum psikolojisine girerek karşı tarafı çok yıpratabiliyor…
Kaleminize sağlık .
İnsan beklentileriyle kendini mutsuz ediyor. Farkındalık uyandıran bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık 🙂
“Beklenti dile gelmediğinde kırgınlığa dönüşür” bu çok önemli bir bilgi ve maalesef çoğumuz bunu bilmiyoruz.
“Sana veya yardımına ihtiyacım var” diyebilmek güçsüz olduğumuzun göstergesi değil.
Biz çoğu şeyi yanlış öğrenmişiz 😏
Bunları kırabilmeyi dilerim 🦋
Sema’nın başkasından beklediği yardım gelmese de kendine yardım etmiş ki projesini bitirebilmiş. Böylece hemen arkadaşını arayabildi. Onun yardımına koşabildi.
Öyleyse insan kendine yardım ettiğinde, başkasına da yardım edebilir hale geliyor diyebilir miyiz?
Emeğinize sağlık…