Güneş yavaş yavaş batıyordu. Etrafa yaydığı kızıllık, akşamın habercisiydi. Faik ise bilgisayar başında hesaplarla boğuşurken zamanın nasıl geçtiğinin farkında değildi.
Rutinlerin İçinde Kaybolmak
Birden arkadaşının sesiyle irkildi:
“Hey dostum, çıkmıyor muyuz? Derbi maçı var, unuttun mu? Geç kalmayalım sonra.”
“Unutmadım tabii. Sen çık, son bir işim kaldı. Onu bitirip geliyorum ben de.”
Zaten günlerdir aynı konu konuşuluyordu: maç, oyuncular, taktikler… Geçmiş maçlar analiz edilmiş, bu maçın senaryosu defalarca kurulmuştu.
Duyulmayan Sözler
O gün özellikle trafiğe takılmamak için arabayla gelmemiş, Marmaray’la hızlıca eve ulaşmıştı. Aysel’in her zamanki lezzetli yemekleri de aceleyle yenmişti.
Aysel tam o sırada,
“Faik’cim, seninle biraz konuşabilir miyiz?” dedi.
Ama Faik duymadı. Duymak istemedi belki de.
“Maç öncesi ne konuşması şimdi…” diye geçirdi içinden ve çocukları salona çağırdı.
Önceliklerimiz Ne Kadar Gerçek?
Kısa süre sonra tüm aile televizyonun karşısındaydı. Maç öncesi yorumları izlemek şarttı; sonuçta maçın nasıl geçeceği biraz da oradan anlaşılırdı.
Geriye sadece televizyonu açmak kalmıştı.
Faik kumandaya bastı. Televizyon açılmadı.
Oğlana,
“Bir daha dene.”
“Kapat, aç.”
“Oldu mu?”
“Yok baba.”
Sinirler gerilmeye başlamıştı.
“Kim bozdu bu televizyonu anlamıyorum ki!”
Aysel sakin ama tok bir sesle konuştu:
“Geçen sefer çocuklarla film izlerken de kapanmıştı. Sana söylemiştim, baktıralım diye… Ama onu da duymadın sanırım.”

Kaçış mı, Yüzleşme mi?
Faik’in Aysel’i dinleyecek sabrı kalmamıştı çünkü maç başlamak üzereydi. Homurdanarak evden çıktı.
“Abimlere gider izlerim ben…”
Abisi yan apartmanda oturuyordu. Araları iyiydi. Sık sık da görüşürlerdi.
Görmediğimiz Gerçekler
Saatler sonra maç bitti, Faik eve döndü. Aysel salonda sessizce örgü örüyordu. Faik’in yüzüne baktı, sonucu anlamıştı.
“Abin nasıl? Morali biraz düzelmiş miydi?” diye sordu.
Faik şaşırdı.
“Nesi vardı ki?”
Aysel başını kaldırdı:
“Nasıl yani? Yanına gittin, fark etmedin mi?”
“Biraz keyifsizdi ama… Maç başlamıştı zaten. Çok dikkat etmedim. Ne olmuş ki?”
Geç Kalan Farkındalık
Aysel derin bir nefes aldı:
“Geçen gün sana söylemiştim ya Faik, abinin hastaneye gideceğini… Abine kanser teşhisi konulmuş.”
O an Faik’in kelimeleri boğazında düğümlendi.
“Nasıl ya… ben nasıl fark etmedim?”
Gerçekten nasıl fark etmemişti?
Hayatın Sessiz İşaretleri
Oysa hayat, olacakların işaretlerini her zaman önceden veriyordu. Hiçbir şey bir anda olmuyordu.
Aysel devam etti:
“Geldiğinden beri sana anlatmaya çalışıyorum. Ama bir türlü dinlemedin ki. Zaten son zamanlarda çok da solgundu, hızlı da kilo vermişti…”
Faik artık karısının sözlerini duymakta zorlanıyordu.
Çünkü geç kalmış bir farkındalık, en ağır olanıdır.
Doğada bile hiçbir şey bir anda olmaz. Kış gelmeden önce hava soğur.
Bahar gelmeden önce ağaçlar çiçek açar. Ama insan, görmek istemediğinde bu işaretleri hiç göremez.
Seçici Körlük
Oysa Faik haftalar öncesinden maçın tüm işaretlerini takip etmişti.
Ama hayatın ona gösterdiklerini kaçırmıştı.
Çünkü bazen alıştığımız rutinler, gözlerimizi kör eder. Önemli olanı değil, sadece ilgimizi çekenleri görürüz.
En Sessiz Olan En Gerçektir
Ve bazen…
En önemli şeyler, en sessiz işaretlerle gelir.
Peki biz, hangi ilişkilerimizde gelen işaretleri görmezden geliyoruz?