Havası sert, insanı mert bir şehrin soğuk bir kış günüydü. Yerleri buz tutmuş sokaklarda dikkatle ilerliyordu. Bir yandan düşmemeye çalışıyor, bir yandan da iş yerlerinin camlarındaki “eleman aranıyor” ilanlarına göz gezdiriyordu. Soğuktan camlar buğulanmış, yazılar silikleşmişti.

Işıklı vitrini olan bir dükkân dikkatini çekti. Camdaki “Eleman aranıyor” yazısı buruşmuştu; belli ki uzun zamandır birini arıyorlardı.

“Acaba sık eleman değiştiren bir yer mi?” diye düşündü Nalan. Ama bu küçük şehirde çok da seçeneği yoktu.

Çekinerek kapıyı açtı.

Bir İşten Fazlası: Aidiyet ve Katkı

Karşısında ciddi bakışlı bir adam vardı. Tezgâhın arkasından, oturduğu yerden başını kaldırdı:
“Hoş geldiniz.”

“Merhaba, kolay gelsin. İş başvurusu için gelmiştim.”

“Buyrun, hoş geldiniz. Bir işim var, siz kaloriferin yanındaki masaya geçin, ben birazdan geliyorum.”

Görünüşü ciddi olsa da sesi yumuşaktı. Orta yaşlardaydı ve dükkândaki her şeye hâkim duruşuyla işletme sahibi olabileceğini düşündü Nalan.

Burası küçük, şirin bir pasta haneydi. Kapıda sadece pasta yazsa da içeride çeşit çeşit tatlı ve pastalar vardı. İçeriye yayılan vanilya kokusu sıcak ve samimi bir hava veriyordu.

Katkı Sağlamanın Önemi

Oturup beklerken etrafı incelemeye başladı. Müşterilerle ilgilenme şekli, masaların yerleşimi, dekoratif detaylar… Her şey yeni açılmış bir yer izlenimi veriyordu. Henüz oturmamış bir düzen vardı. Sanki bir şeyler eksikti.

“Ben buraya ne katabilirim?” diye düşündü.

Tam o sırada iş yeri sahibi geldi.

“İsmin nedir kızım?”

“Nalan.”
“Memnun oldum, ben de İbrahim abin. Üç hafta önce açtık burayı ama eleman konusunda yüzümüz gülmedi. Gelen iki gün durup gidiyor. Senin deneyimin var mı?”
“Evet, birkaç restoranda mutfakta çalıştım. Mekânın ihtiyaçlarını az çok bilirim. Saat ve ücret konusunda anlaşırsak çalışmak isterim.”

“Bizim mutfaktan çok servis elemanına ihtiyacımız var. Senin için uygunsa bugün başlayabilirsin.”
“Daha önce servis yapmadım ama öğrenebilirim.”

“O zaman haydi, başla.”

Nalan hem şaşkındı hem de mutluydu. Garip bir şekilde kendini buraya ait hissetti. Önlüğünü takıp işe koyuldu.

Gün sonunda iki aylık deneme süresi için anlaştılar.

Küçük Dokunuşlar, Büyük Değişimler

İki ay içinde dükkânda çok şey değişti.

Başlarda uyum sağlamakta zorlandı. En çok zorlayan şey, kurduğu düzenin sürekli bozulmasıydı. Her seferinde yeniden toparlamak, yeniden düzen kurmak… Bu döngü onu yorsa da içindeki aitlik duygusu pes etmesine izin vermedi.

Zamanla müşterilerle iletişimi güçlendi. Artık sadece işini yapmıyor, işi sahipleniyordu. Müşterileri uğurlarken küçük bir deftere fikirlerini not alıyordu.

Ortak bir görüş vardı:

Çeşit çoktu ama kalite aynı seviyede değildi.

Değer Katmanın Dönüştürücü Gücü

İbrahim Bey başta tereddüt etse de Nalan’a güvenmeyi seçti. Çeşit azaldı, kalite arttı.

Nalan, müşterilerin neyi sevdiğini unutmazdı. Tekrar geldiklerinde:

“Her zamankinden mi olsun?” diye sorar, onları özel hissettirirdi.

Vanilya kokan o küçük dükkân, insanların özlemle geldiği sıcak bir ortama dönüştü.

Bu süreç sadece dükkânı değil, Nalan’ı da değiştirdi.

Düzen bozulduğunda eskisi gibi öfkelenmek yerine sabretmeyi öğrendi. Bu sabır, hayatının diğer alanlarına da yansıdı.

Eskiden odası dağılmasın diye kimseyi içeri almayan Nalan gitmişti. Yerine daha esnek, daha anlayışlı biri gelmişti.

Ailesi bu değişimi fark etti.

Nalan artık daha özgüvenli, daha sabırlıydı.

Fayda Verdikçe Gelişen İlişkiler

Nalan iş yerine iyi gelmişti.

İş yeri de Nalan’a…

Biri daha güçlü ve huzurlu olurken, diğeri daha bereketli ve keyifli hale gelmişti.

Bu, karşılıklı faydanın doğurduğu bir iyilik haliydi.

Ve belki de asıl soru şuydu:

İnsanın kendine faydası başkalarına faydayla artıyor olabilir mi?

Peki biz, fayda gördüğümüz insanların hayatına ne kadar katkı sağlayabiliyoruz?

22 Responses

  1. Merhabalar güzel bir detay olmuş bir şey yeni iken düzen oturana kadar o düzenin bozulma durumu. Ve bunun gecici olduğunu bilerek o süreye katlanıp devam etmek… Bazen insan ilk seferde hemen vazgecebiliyor ama işin olayı bu sanırım başta bir takım zorlukların olması…

  2. Sana iyi gelene sen de iyi gel o konuda hassas ol 🙂
    İnsan sabrettigi her olayın faydasını görüyor 👍🏻

  3. Bazen bir şeyler yapmaya çalışırsın ama gel gör ki emeklerin hep baltalanıyor gibi hissedersin. İstediğin düzen oturmaz.. Sabretmek bu işin olmazsa olmazı..
    Sabrın sonunda oluyor demek ki bazı şeyler..
    Sen oluyorsun, iş oluyor, fayda oluyor…
    Yazı iyi bir hatırlatma oldu benim için teşekkürler 😍

  4. İnsanin içini ısıtan bir kahve gibi sıcacık yazınız için teşekkürler . İnsanı mutlu eden de başkasına fayda vermek oluyor aslında. O zaman insanın kendisi de anlamını buluyor.

    1. Ne kadar güzel bir soru ile bitirmişsiniz?
      Kaleminize sağlık..
      Bizi faydası olan insanlara biz ne kadar faydalıyız????
      Bir terazi gibi alma ve verme dengesi gibi. Fayda verene sende faydalı ol.
      Olmadıysak nankör olmuş oluruyoruz.
      Faydaya fayda ile karşılık vermek dileğiyle. 🙂

  5. Düzenin oturana kadar sürekli bozulması..nasıl ince bir nokta💫 Düzen dediğimiz şey zamanla sağlanan uyum degil miydi ?Zaman ..herseye ilacı…teşekkürler kaleminize sağlık

  6. İnsanın kendine faydası başkalarına faydayla artıyor olabilir mi?
    Biri daha güçlü ve huzurlu olurken, diğeri daha bereketli ve keyifli hale gelmişti.
    “Fayda verdiğimiz her şeye bizim ihtiyacımız var.”

  7. Her kim ne yaparsa kendine yapar… Çevremize verdiğimiz katkının aslında kendimize katkı olması ne kadar büyük bir lütuf…

    1. Biri daha güçlü, diğeri daha bereketli. Karşılıklı faydalanmak. Hem işletenin hem de çalışanın birbirini anlaması ve birbirine destek olması. Bazen katkı sağladığını düşünürken ,karşındaki kişinin düşüncelerine ,fikirlerine kulak verip katkı gördüğünü farketmek bir işletmecinin en büyük deneyimi oluyor. Deneyim kazandıran, bereketli kazançlar elde edilmesini sağlayan tüm kardeşlerimiz adına sizlere teşekkür ediyorum.

  8. Düzeni oturtmak için düzensizliğe sabretmek….
    Kendine iyi gelmek için başkalarına fayda sağlamak…
    Aslında her şey nasıl da zıttına gizlenmiş.

  9. Girdiği yere fayda veren meğer önce kendine fayda verdiğinin işaretiymiş… Girdiği yeri güzelleştiren hem kendine iyi gelen hemde etrafa iyi gelenmiş meğer…
    Çok güzel bir yazı olmuş ve bazı sahneleri canlandırdı hayatımda…

  10. Bize iyi gelen insanlara yaptığımız içten bir iyilik çoğalarak bize geri döner. İşte bu doğuran fayda, yayılan iyiliktir. Çok güzel bir yazı olmuş 🌸

  11. İlişkilerde aslında en en önemli şey ilk önce fayda vermek, ihtiyaç karşılamak… Aslında başkasına fayda verdiğimizde kendimize fayda vermiş oluruz. Teşekkürler.

  12. Fayda verince; hayatta her davranışın bir karşılığı olduğu için, faydada görüyor.Samimi güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık

  13. İş yerinde gösterdiğimiz özenin özel hayatımıza yansıyor oluşu… hayat sürekliligi sağlayana gülüyor.

  14. İşimi, komşuluğumu, anneliğimi yaşarken beni tekrar düşündüren bir yazı olmuş… İnsan başkalarına fayda verdikçe kendine daha çok faydalı olması detayı çok güzel…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner