O gün dışarıda gri bir gökyüzü, sağanak yağmurun sesi ve keskin bir soğuk vardı. Ahmet, böyle bir sabaha uyandı. Kendini bitkin ve çok yorgun hissediyordu; yataktan çıkmak istemedi.
Yıllarca maaşlı çalıştıktan sonra kendi işini kurmuştu ama işler bir türlü istediği gibi gitmiyordu.
Nerede hata yaptığını düşünüyor, bir türlü bulamıyordu. Bu da onu ümitsizliğe sürüklüyordu. Zihnindeki sorular hem uykusunu kaçırıyor hem de içini isteksizlikle dolduruyordu. Yatakta bir o yana bir bu yana dönerken telefon sesiyle doğruldu. Ankara’da fakülteyi birlikte okuduğu arkadaşı Selim İstanbul’a gelmişti; görüşmek istiyordu.
Ahmet kendini zorlayarak yataktan kalktı. “Selim’i görmek bana iyi gelir,” diye düşündü.
Yıllardır süren sağlam bir dostlukları vardı. Son zamanlarda sıkıntılarını anlatabileceği, kendisini gerçekten anlayabilecek bir dostla buluşmanın sevinciyle hazırlanmaya başladı.
Günlerdir içi böyle bir heyecanla dolmamıştı. Yüzündeki tebessümle yola koyuldu. Arkadaşını gördüğünde ona özlemle sarıldı. Yaşadığı onca olumsuzluğun yanında, sohbet edebileceği, fikir danışabileceği kimsenin olmaması onu iyice yalnızlaştırmıştı.
Gündelik sohbetin ardından Selim:
“Hayırlı olsun yeni işin, bereketiyle gelsin. Senin adına sevindim,” dedi.
“Sağ ol kardeşim. Şimdilik yuvarlanıp gidiyoruz ama işler pek de yolunda gitmiyor.”
“Hayrolsun Ahmet, ne oluyor?”
Ahmet başkalarına bu kadar detay anlatamazdı ama Selim’in fikirlerine güveniyordu. Selim ticarette başarılı bir iş insanıydı. Çocukluğundan beri babasının yanında işe başlamış, yirmi yıldır da kendi kurduğu küçük firmayı büyüterek sağlam bir ticaret hayatı inşa etmişti. Bu yolda birçok kriz atlatmış ama sonunda başarmıştı. Ahmet için vazgeçilmez bir deneyim kaynağıydı.
Ahmet’in babası memurdu. Çocukken yaz tatillerini dedesinin yazlığında geçirirdi. Hiç çalışmamış, ticaret deneyimi olmadan maaşlı bir işe girmişti.
Ticarete atılırken de “Kimse anasının karnında öğrenmiyor; debelene debelene buluruz doğru yolu,” diyerek yola çıkmıştı. Kendine güvenmesi güzeldi ama belli ki stratejide hataları olmuştu.
“Boğulacaksan büyük suda boğulacaksın,” diyerek büyük müşteriyi hedeflemişti. On beş yıllık tüm birikiminin yanına eşinin altınlarını da koyarak işe büyük bir müşteriyle başlamıştı.
Başta her şey yolunda giderken o büyük müşteri son parti malı iade edivermişti. O malları piyasada hızla nakde çevirmek zordu. Krizi nasıl yöneteceğini bilmiyordu. Büyük zarar etmiş, haklı olarak eşiyle arası açılmıştı.
İşçilerin maaşı, kira, diğer giderler derken problemler yün yumağı gibi büyüyor, adeta bir sarmala dönüşüyordu.
Selim, onu dikkatle dinledi. Önce babasından öğrendiklerini, sonra da kendi yaşadığı tecrübelerden nasıl dersler çıkardığını ve bu dersleri bir sonraki hamlesinde nasıl kullandığını anlattı.
Ahmet için “kimseye sormamakla” yanıldığını kabullenmek zordu ama sonuç zaten ortadaydı.
İnsanoğlu hareket hâlinde olan bir varlıktır. Hareket varsa hata da vardır. Ama mesele; hangi konuda, hangi aşamada ne kadar ve ne zamana kadar hata yapıldığıdır.
Selim, “Bir işe ilk başlandığındaki çıraklık aşamasını yaşamadan, o bedelleri ödemeden yükselişe geçmek kolay değil,” dedi.
Deneyim alabileceği kimse olmamıştı Ahmet’in. Sormak da aklına gelmemiş; hızlı para kazanma heyecanı ağır basmıştı.
Oysa insanların çoğu benzer deneyimlerden geçmiştir. Fakat insan, olumlu ya da olumsuz her şeyin yalnızca kendi başına geldiğini zanneder. Kendinden önce yaşanmışlardan ders çıkarıp o deneyimi kendi çözümüne transfer etmeye başladığında, çark gerçekten yana dönmeye başlar.
Ahmet de o gün Selim’den, iş sürecindeki sıkıntıdan çıkış yollarına dair pek çok deneyim aldı. Aklında en çok kalan ise şu cümle oldu:
“İşin başında doğru hamleyle başlamalısın. Bu da öncelikle o yolu daha önce yürüyenlerden deneyim transfer edip ders çıkararak olabilir…”
Peki bizler?
Konuşacak, danışacak birilerini en son ne zaman gerçekten dinledik?
Hayatımızın hangi evresinde bir başkasının deneyimi bize yön verdi?
Bugün başlamaya ne dersiniz?
57 Responses
İş kurmadım ama aile kurdum sayılır mı:) Evlenirken kimseye danışmadığım gibi çocuğum olduğunda da aynı kafayla devam ettim. 4 çocuk doğurmuş anneme “sen ne biliyorsun ki” diyecek kadar ileri gittim. 1 yılın sonunda annemin haklılığını ağlaya ağlaya kabul ettim.
Sonra da bir bilene danışmadan adım atmamaya özen gösteriyorum.
İnsan bir kere dünyaya geliyor. Her adımını danışarak atması gerekirken evlilik, iş kurma, meslek seçimi gibi en önemli konularda bile bazen başka insanların deneyiminden yararlanmak aklına gelemeyebiliyor ☺️
Bu olumlu sonuca nasıl ulaştım? Yada
Neden istemediğim bu sonuca ulaştım?
Bu iki soru insanın bir çok noktada gizli kilitlerini açacak, ona doğru adımlar attıracak sorulardı… Ama insan olayların içinde yaşarken bunları sormayı akıl edemiyor… Elinize sağlık
Harika bir yazı olmuş. Şuan çok yakınımın evinde olan bir problem. Çok insan vardır böyle sorunu yaşayan diye düşünüyorum. Yazının daha çok insanların okuyup ders alması dileğiyle…
Danışmadan, bir deneyime sahip olmadan bodoslama bir işe girişmek ne de olsa su kaldırır diyip kayalıklardan denize dalmak gibi bir şey.. Hiç hesap kitap yok. Hep işin olumlu yanlarını hayal ederek bir şeye girmek çok büyük bir risk ne yazık ki:(
Evet riske atılan şey para, zaman, aile, yani her şey oluyor… Kayıp aslında sadece para olarak ölçülüyor halbuki ilişkiler çoktan değişti keşke böyle olmasaydı deniliyor ama gururdan bu yapılan yanlış girişimine bağlanmıyor… maalesef
Dinlemeyi reddettiğimiz her deneyim,
bize daha pahalıya mal olur.
Ve gerçek şu:
Hayat, inat edenleri değil…
öğrenenleri ileri taşır.
İnsanlar genelde ilişki konusunda birilerinden akıl almaya meyillidir oysa iş alanında da birilerine danışmaya o kadar ihtiyacımız var ki bunu ticarete girince daha iyi anlıyor insan .
Çevremizde akıl alabileceğimiz birlerinin olması ne kıymetli bir şey
Her şeyin başlangıcında güzel olacak diye başlıyor insanoğlu, işinde , evliliğinde, tatilinde, bir şeyi satın alırken…
Ama doğru yere bakmadan, doğru kişiye danışmadan yapılan hatalar ne kadar da mutsuz ediyor.
Bu güzel hatırlatmalarınız için çok teşekkür ederim
Ne kadar da doğru söylemiş Selim ‘İşin başında doğru hamleyle başlamalısın. Bu da öncelikle o yolu daha önce yürüyenlerden deneyim transfer edip ders çıkararak olabilir…’
Bunu yaptığımızda gerçekten 1-0 önde başlıyoruz o işe..
Yürürken sağlam adımlarla yürüyoruz. Acabalarla oyalanmıyoruz. Bana en büyük katkısı bu oldu herhalde
Doğru insanlara danışmak, deneyimlerden ders almak, transfer edebilmek başarıya giden yolu daha konforlu daha güzel hale getiriyor. Ne güzel bir hatırlatma olmuş, kaleminize sağlık🌼
İnsan işler sarpa sardığında bazen çözüm arayıp bir çıkış yolu bulmak için çok çabalıyor. Bunu yaparken mutsuz oluyor çünkü derdi var ve Ahmet’in hissettiklerine benzer duygular hissediyor.
Peki ya insan işler bu duruma gelmeden kaliteli deneyimleri olanlardan öğrense, nelerle karşılaşacağını bilse çözümü de olsa hayatı nasıl değişirdi, dönüşürdü?
Başkasının deneyiminden transfer yapmak çok konforlu. Tabiki her şey bedelle ilgili. Kendini tanıma, kendinin en iyisi olma, deneyimlerini aktaranlarımız var çok şükür. Bizede bu deneyimlerin kıymetini bilmek düşüyor.
Deneyim transferi yapacak dogru kisileri de bulmak zor olabiliyor hayatta…
Ellerinize sağlık. Deneyim ne kadar önemli bir kez daha anladım. Deneyim sahibi birine sorup yola çıkmak büyük avantaj… 👏🏻👏🏻👏🏻
Insan yeni bir işe başlayacaksın da heyecandan bazen İlk yapması gerekenleri Nasıl davranması gerektiğini unutuyor. Yakın çevremizdeki yaşanmışlıklara bakarak hayatımıza aldığımızı zorlukları aşmamız da çok büyük Kılavuz olabilir. Yazı ne kadar güzel anlatmış.
Yanlışı hep büyük başlayarak yapıyor insan. Oysa küçük başlasa zaten orada deneyim kazanıcak ve büyüyecek
Her hangi bir konuda deneyim transferi almak bizi dünümüzden daha iyi hale getirir.
Bir olayı yaşamadan önce yaşamış ve deneyim çıkarmış kişilerle iletişime geçmenin ve fikirlerini almanın ne kadar kıymetli olduğu bu kadar sade ve güzel anlatılabilirdi. Umarım hayatımızda atacağımız adımlarda deneyim transferini her daim yapanlardan oluruz. Emeği geçenlerin eline, kalemine sağlık…
Deneyim transferi yapmanın ne kadar kıymetli olduğunu fark etmek çok güzeldi. Kaleminize sağlık.
Hayatımızdaki her konu için geçerli aslında. Sonsuz bir ömrümüz yok ki Düşe kalka öğrenelim. Kaleminize sağlık…
Aslında daha rahat sanki birilerine sorup yola çıkmak… en azından yolda nelerle katılacağını kestirir insan. Zaten hayal kırıklıkları sormadan danışmadan yola çıkildigi için yaşanmıyor mu?
Ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş
Hayatımızın her alanında bizden önce birileri o yolu yürüdü deyip sormaya çekiniyoruz.
Sınırlı sürede ne kadar da faydalı olur ama deneyimlerden faydalanmak
Sorabileceğimiz insanlar çok olsun dilerim
Nedense insan yanıbaşındakine sormak, o işi yapan başkalarını gözlemlemek, sormak yerine kendi bildiğiyle yola çıkmayı tercih edebiliyor. Ama gel gör ki böyle zamanlarda kaybedilecek şey paradan daha fazlası. Birçok şey yerine konabilir. Peki ya zaman?
İnsan bir işe kalkışacağı zaman o konuda deneyimli birinden fikir alırsa çok daha konforlu ilerler. Fazladan harcayağı zaman emek kaynak kendine kalır…
damdan düşeni anlamak için.Dandan düşmeye gerek yok.
Düşenleri örnek alıp geri durmak gerek.
Doğru adımlarla doğru yolda ilerlemek gerek sabırla
“İşin başında doğru hamleyle başlamalısın. Bu da öncelikle o yolu daha önce yürüyenlerden deneyim transfer edip ders çıkararak olabilir…” İnsan ise genelde başarısız olduğunda birine soruyor. Hayatımıza alabilmek dileğiyle…
Ne kadar doğru bir tespit . İş bitince canımız yanınca yada zarar edince anlıyoruz hatamızı maalesef
İnsan hep ben biliyorum hissine kapılıyor ve zahnet edip birilerine danışmak ve densyim transferi yapmıyor…. Ve en büyük zarar görüyor… Öysaki deneyim hauattaki çok kıymetli şeydir….
İnsanın bir işe kalkışacağı zaman o konuda deneyimli kişilerden fikir alması onu hem öngörü sahibi yapıyor hemde kişiye konfor sağlıyor…
İnsan, olumlu ya da olumsuz her şeyin yalnızca kendi başına geldiğini zanneder. İş, evlilik, çocuk, eğitim… Peki, zamanla yürüdüğümüz bu yolda daha önce yürüyenler ne yaptılar? Ya da ne yapmadılar da mutlu ve başarılı oldular? Çok güzel ve farkındalık uyandıran bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık. 🙂
Bazen en büyük hatamız, her şeyi deneyerek öğreneceğimizi sanmamızdır. Oysa bir başkasının deneyimi, bizim yıllar sürecek yolumuzu kısaltabilir. Strateji bilen insanlara kulak vermek, aslında kendimize yaptığımız en büyük iyiliklerden biridir.
Hata payımız her zaman olabileceği bir gerçek. Peki o hatayı yapmadan önce ve yaptıktan sonra kime danışmamız gerekiyor gerçek bu.
Komşuna mu danışırsın?
Yoksa o yolu gidene mı ve onun acılarını ve tatlılarını bilene mı danışırız?
Gerçeği bilenlere danışmak ve Hak edişlerimiz oluşturmak çok kıymetli 🌿
Gerçek şu ki bu güzel insanlar var sadece debelenen ve gerçeği arayanlar bulur onları 🥰
Ne kadar tanıdık bir hikaye, her yere alıp koyabilirsin.
İster iş kur, ister evlilik, ister bir meslek seçimi olsun insan çıraklığını yaşamadığı bir konuda nasıl ustalığa soyunur?
Bir bilene danışıp deneyim transfer etmek dururken, insan genelde benim neyim eksik, o yaptıysa bende yaparımlarla ilerliyor ama gerçekte hayat öyle değil.
Sizden bir yaş büyük kardeşiniz bile ablanız oluyor.
Hayatta önden gittiğimiz yerlerde nasıl deneyimleri paylaşıyorsak, oysaki geriden geldiğimiz yerlerde de danışabilmeyi öğrenmek ne büyük zararlardan döndürüyor insanı. Çok düşündürdü beni bu yazı, kaleminize sağlık🙏🏻
İnsan ticarette, kariyerinde kendi marifetine güvenir bazen. Marifeti kadar o gücünü kullanacağı yolda önemlidir. O yol ise başkalarına danışarak çizilir.
İnsan hakikaten ne çok ben yaparımlara güveniyor değil mi? Gideceği yolu tanımadan, kendini o yola yeterli görebiliyor
İnsan bütün varını yoğunu kurup bir işe başlıyor ama ya hata yaparsam diye düşünmeden büyük adımlar atabiliyor. Aynı yollardan geçmiş birine sorsa belki de o hataları çok küçük zararlarla atlatacak ama maalesef davulun sesi uzaktan hoş geliyor
Gerçekten insam deneyin transferi yaptığında daha az yıpranarak, daha kısa sürede mutlu ve başarılı oluyor.
Bir bilene danışmak insana daha sağlam adımlar attırır. Zaman kaybetmeden öğrenmek, bu sayede zarar etmemek gerçekten büyük bir rahatlık.
İnsan, nasıl da yanılır . Yaşadığı şeyin sadece kendine özgü olduğunu zanneder..
Gerçekten hassas irdelemek, hayatın gerçek kurallarını takip ederek ilerlemek gerekiyor… Yoksa çok yanıltıcı var etrafımızda…
Önemli başlangıçlarda, herkes yapıyor diyerek başlamak, ne kadar da riskli
Çevremiz böyle başlangıçlar yapmaları nedeniyle mutsuz insanlarla dolu😢
Hayatta bir çok alanda kullandığımız yöntem aslında. Ev, araba, eşya, çanta, belki bir kek poğaca tarifi. Ama önemli olan hayatımızı çok etkileyecek konularda o bilgilere kulak verebilmek. Yolu daha önce gidene sor ki, ne rahatlık var ne zorluk var söylesin sana;) illa da senin yaşamana gerek yok…
Ben bilirim diye çıktığımız her yol sanki hedefe varamıyor .Bilmiyorum sadece bende mi öyle ama sorarak bir işe başladığımda o iş daha kolay oluyor ve bunu seviyorum:)
Gerçekler çok kıymetli çarkın dönmesi için ihtiyacımız var gerçeklere
Çarkı döndüren şey gerçek fikirler
En maliyetsiz öğrenme yöntemi hakikaten bir bilene danışmak. İyi sonuç alan nasıl almış? Düşen neden düşmüş? Yaşamadan öğrenmek mümkün…
Bir bilene danışmak… Bazen çekinsek bile danıştıktan sonra “iyiki danışmışım” demek çok konforlu 🎈
Gunumuzde insanlarin en az akillarina gelen sey danismak galiba. Herkes kendi oykusunu cizmek istiyor, bunun icin de kimseye sormadan karar almasi gerektigini dusunuyor. Oysa baskalarinin deneyimleri o kadar buyuk bir kaynak ki.. Umarim bizler de karar alirken buna dikkat edebiliriz.
“Bugün başlamaya ne dersiniz?”
Gerçekten insan an itibariyle düşünmeye başlıyor böyle bir soru karşısında. Doğru başlamamış olsak bile geri dönüp tekrar başlamamıza ne engel? Diye düşündürdü bana da 🌸🌿✨
O zaman bugün başlayalım..
İnsanoğlu sınırlı ömründe her şeyi deneyip yanılarak öğrenemeyebilir. O yüzden yaşanmışlıklardan ders çıkarmak çok kıymetli. Zaten bu hayatta bunları yaşayıp başarılı, başarısız olmuş insanlar mevcut. Onların yaşantılarından deneyim transferi yaptığında hayatta daha konforlu yol alabilir.
Kaleminize sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş.
Doğru insandan akıl almak dişli çarkları gibi hayatınız. Her alanını toparlayabiliyor da
Günümüzde bir çok insanın düştüğü bir hata oldu. Herkes ‘bu benim hayatım’ sloganıyla hayatlarına devam ediyor. “Ama benim problemim başka” cümleleri ile de ayaklarına prangalar vuruyor. Herkesin danışabileceği bir dostu olmalı, çok güzel bir yazı olmuş.
Hayatımızın tam içinden ve hayat kurtarıcı bir yazı… teşekkürler
“İnsan bazen başkasının duasında kendini bulur”. Bu cümle çok anlamlı ve düşündürücü…
Duanın önemini bir kez daha anlamış oldum 🤲💜