Yeşil çarşafın üzerindeki peluş yastıkları yan yana koydu. Odayı havalandırmak için pencereyi biraz araladı. Etrafın düzenli ve temiz olduğunu kontrol ettikten sonra odadan çıkıyordu ki kızının saat sekize kurulu olan alarmı çaldı. Kendi gideli birkaç gün olmuştu ama izleri hâlâ odasındaydı. Nigâr da kızı Esra’nın bıraktığı izlere bakarak mutlu oluyordu.

Mükemmel Bir Gelecek Hazırlamak

Günler önce kızını üniversite okumak üzere Kanada’ya göndermişti. Onca zaman harcanan emekler gözünde canlandı.

Yıllardır en iyi eğitimi alması için uğraşıyordu. Özel dersler aldırıyor, onu her anlamda donatıyordu. Derslerde iyi olsa da sosyal ortamda özgüven sorunu yaşayınca spor, müzik gibi alanlarla destekliyordu.

Kaliteli bir eğitim ile hayatta her şeyi başarabileceğini düşünüyordu kızının. Evle ilgili ufak tefek işlerle onu meşgul etmiyordu.

Koşturmalı bir yolculuk, istediği üniversite ve bölümle nihayete ermişti. Kanada’da yaşayan uzaktan bir akrabası sayesinde evi ve eşyaları her anlamda hazırdı. Kızının hesabında ihtiyaçlarını gidermesi için yüklüce bir para da bulunuyordu.

İlk seferinde babası ona eşlik ederek yerleştirip gelmişti. Bunları düşünürken göğsünü şişirerek derin bir nefes aldı. Her gün kahvaltısını ve ütülü kıyafetlerini hazırlayıp okula gönderdiği gibi “tamam” hissediyordu kendini.

Peki gerçekten tamam mıydı? Eksiksiz miydi her şey?

Salona geçip günün kalanını planlamak istedi. Nigâr’ın kızı dışındaki hayatı da koşturmalı ve yoğundu. Toplumsal birçok etkinlikte rol alır, özellikle de kız çocuklarının okumasıyla ilgili projelere aktif katılırdı. Önümüzdeki günlerde de bazı toplantıları vardı. Ajandasını açıp o gün ne yapılacağına bakacaktı ki birden telefon çaldı. Arayanın Esra olduğunu görünce sevindi.

Heyecanla açtı telefonu.

Esra ağlıyordu:

— Anne, ben çok kötüyüm. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Hiçbir şey yapamayacak gibi hissediyorum.

Nigâr önce duygulandı, gözleri doldu. “Özledi, ailesinden uzak kalmaya dayanamadı” diye düşündü.

— Yavrum, sakin ol bir. Niye öyle düşünüyorsun ki? Sen neler başardın, niye yapamayasın?

Eksik Kalan Şey: Hayat Becerileri

Ama Esra’nın devamı bambaşkaydı:

— Anneciğim… Evde ne yapacağımı bilmiyorum. Dışarıdan yemek yemekten sıkıldım. Sevdiğim bir şeyleri kendim yapmak istedim ama çok zorlandım… Bir yumurta kırıp menemen yapmak istedim… onu bile yapamadım…

Bir an durup kaldı Nigâr.

Böyle şeylerin olabileceğini düşünmüştü ama ev işi dediğin neydi ki… Hemen halledilir sanmıştı.
Yıllarca kızının daha iyi bir eğitim alması için onun yerine her şeyi kendi halletmişti. Kızının elini sıcak sudan soğuk suya sokmamıştı. O an, şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemedi.

Gerçekle Yüzleşme

— Anne, orada mısın?

Kızının sesiyle irkildi.

— Buradayım… evet buradayım kızım… Düşünüyordum… Ben hep senin iyiliğini düşünüp rahat ettirmek istemiştim…

Yıllarca kızına her türlü özel dersi aldırmıştı: logaritma, bale, piyano… ve daha neler neler…

Ama öğrendiklerini mutfakta ya da çamaşırda kullanamıyordu kızcağız.

Notalarla bulaşık yıkanmıyordu.

Parmak ucunda ev süpürülmüyordu.

Üniversiteye götüren ama hayata geçirilemeyen bilgilerle donatmıştı onu.

Oysa bir insanın kendi kendine yetebilmesi gerekiyordu. Tek başına kalınca ayakta durabilmesi gerekiyordu. En önemli hayati gereklilikleri verememişti kızına.

Esra da hayatında şu anda olumsuz giden her şeyden annesini sorumlu tutuyordu.

Okulda bir terslik oluyordu, annesini arayıp ağlıyordu.

Yemek yaparken elini yakıyordu, suçlu annesiydi.

Evi toparlayamadığında yine annesini arayıp öfkesini ona yöneltiyordu.

Erkek arkadaşından ayrıldığında bile suçlu annesiydi…

Nigâr, kızını yurt dışına gönderirken tüm emeklerinin karşılığını aldığını sanmıştı.
Ama şimdi… her şeyin kâğıttan bir kule gibi yıkıldığını görüyordu.

Diploma mı, Hayat Bilgisi mi?

Nerede yanlış yapmıştı?

İnsan evlat yetiştirirken deneyim aktarmakla yükümlü değil miydi aslında?
Bir önceki nesilden öğrendiği gerçeklikleri aktarmak değil miydi görevi?

Nasıl olmuştu da Nigâr, annesinin ona öğrettiği o basit ama hayatı kolaylaştıran şeyleri kızına öğretememişti?


Sevdiklerine güzel yemekler yapmayı…

Evini derleyip toplamayı…

Bir düğmeyi dikmeyi…


Nigâr o an gerçeği tüm açıklığıyla gördü.

Kızına bir gelecek hazırlamıştı…

Ama bir hayat öğretememişti.


Başarıyı diploma sanmıştı.

Hayatı ise müfredatın dışında bırakmıştı.

Ve içinden sessizce şu cümle geçti:

 

“Diplomayı verdik ama ya hayat bilgisi”

31 Responses

  1. Yazınız nasılda günümüz aileleri ile evlatları arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermiş.
    Aslında etrafa baktığımızda her konuda böyle öyküler karşımıza çıkıyor.
    Çocuk büyütmek değil yetiştirmenin önemini hatırlatıcı yazınız için çok teşekkürler

  2. Çocuklar eskiden hayatım bir şekilde içindeydi. Bu da daha az logaritma bilen ama hayata karşı daha becerikli olmalarını sağlıyordu. Şimdi ise en temel becerilerden yoksun ama bir sürü teorik bilgi ile yetişkin oluyorlar hazırlıksız şekilde.

  3. Soluksuz okuduğum bir yazı oldu. Ne kadar çok şey anlatıyor. Yaptığımız her şeyi daha iyi olsunlar diye yaparken aslında onların yollarının ortasına nasıl taşlar diziyoruz, yıllar sonra o taşlar geçilmesi zor kayalara dönüyor.

  4. Sınavlarda yaptıkları yüksek netler çocuklarımızı iyi birer öğrenci yapabilir. Ama temel yaşam becerilerini öğrenemediklerinde daha güçlü ve mutlu bir insan olmaları zorlaşır. Trigonometri çözen ama yumurta kıramayan bir nesil olur o zaman . Garip garip işler 🙂

  5. Küçümsedik o hayatın temel ihtiyaçlarını… Annem yapıyorsa ben de yaparım ne olacak dedik ama hiç öyle olmadı… Okullardaki stajlarimizı canla başla yapmaya çalıştık ama hayatın stajını es geçtik…Esra üniversite çağında bu gerçekle karşılaşmış çok şükür.. 30-40-50’sine gelmiş versiyonları da var bunun…Hiç bir şey için geç değil elbette sadece daha fazla zorlanarak olacak…

  6. Annemin cümleleri kulaklarımda çınlıyor… Diploma bez tutmayı öğretmez derdi… Çok uğraştı okuyalım meslek sahibi olalım diye ama önce bez tutmayı, sofra kurmayı öğrenin sonra diploma demişti… Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş…

  7. İnsanlar genelde kendilerini hayata hazirladiklarini zannedeler. Peki ya hakikaten hayata hazirlanmak neydi ki? İnsanligin unuttu sey de bu maalesef

  8. Diploma bir sonuçtur ama hayatı öğretmez. Gerçek başarı, hayatın her alanında çözüm üretebilme marifetidir.
    Belki de en çok atlanan ama en kıymetli detay da bu. Güzel bir hatırlatma, kaleminize sağlık.💐

  9. Ne kadar çok bu yanılgıda çocuklar yetişiyor. İnsanın zanları ve istekleri. Gerçek ihtiyacımız neydi ? Sorusu dolandı kafamda. Hayat okulu okunması gereken ve ögrenilmesi gereken ilk okuldu bunu unuttuk. 🙁

  10. Neredeyse bir nesil böyle geldik bu güne. Halbuki okulda yıllar akıp giderken belki günlük 20 dakikalık hayatın içindeki gerçek bir rutin geleceğini kolaylastirmasina yeter bir öğrencinin…
    Peki o öğrenci bunu duyduğunda yapmaya yüreği var mı? 🙂

  11. Yazılanlar çok haklı. Okulda hayatın içinden birçok konuyu öğrenemiyorum. Mezun olduktan sonra bile iş hayatında işi öğreniyoruz, okurken değil. Burada işin en büyüğü ebeveynlere kalıyor.
    Bu noktada hayatta güçlü bir duruş sergileyebilen çocuklar yetiştirmek için onları hayata karıştırmak, gündelik hayatın içinden sorumluk vermekten geçiyor..

  12. İnsan evlat yetiştirirken deneyim aktarmakla yükümlü değil miydi aslında?…
    Maarifet nasıl kazanılırdı..?
    İmkan mı imkansızlık mı bizi yetiştiştirendi..?
    Ellerinize sağlık..

  13. Emeğinize sağlık 🪻
    İnsan evlat yetiştirirken deneyim aktarmakla yükümlü değil miydi aslında?
    Evlat yetiştirirken hayatın içinde yaptıklarımıza onları dahil etmemiz aslında onlarda öz güvenide geliştiriyor. Kızının bazı tatlıları senden daha güzel yaptığını görmek, sofrayı kurmaya yardım etmesi. Bulaşıkları toparlaması, temizliğe yardım etmesi. Sürekli hayatın içinde yaşama devam etmek için yaptığımız işlere yabancı olmaması onu daha güçlü bir birey yapar. Aynı şekilde oğlunun çöpleri atması, market alışverişi yapması, evin köşesindeki manavdan daha güzel sebze nasıl alınırı öğrenmesi. Hayatın içinde yaşam için sürdürdüğümüz en basit şeylere vakıf olmaları onları daha marifetli bireyler yapar.

  14. Ve Esra, aslında ömründe ortalama 20 yıl kullanacağı alan için bir ömür çıraklık yaşayacağı başka bir sürü alanlar oluşturduğunu fark edecekti… Ertelenen her şey gibi bu alanların çıraklığının acısı da daha büyük olacaktı…

  15. Keyifli bir yazı olmuş emeklerinize sağlık, hikayede kendimi gördüm sanki sadece isimler değişik hikayelerimiz benzer …
    Hayat sana istersen kendi rızanla istersen zorunlu kılarak yapman gerekenleri yaptırıyor 🙂 en iyisi öne çekip küçültmeliyiz hayat bilgisi derslerimizi 🙂

  16. Okurken zihnimde çanlanan hayatlar oldu… benzer durumları yaşayıp ve “annem öğretseydi” diyen cümleler… peki insan hiç düşünmez mi! Bir insan çabalarken dur bulaşığı ben yıkayayım, bugün keki sizin için yapmak isterim… diye biz olabilmek ve okurken birde hayatin içinde de becerikli olmaya çalışabiliriz… merak ve öğrenmek ne kıymetli 🌸

  17. Günümüzde en sık karşılaşılan sorunlardan biri… İnsanın küçük zannettiği meseleler aslında neleri inşaa ediyor… Kaleminize sağlık 🌸

  18. Hayat bir yolculuksa eğer, çantamıza aldığımız bilgiler en çok ihtiyaç duyacağımız bilgiler olmalıydı…

  19. Çok güzel bir anlatım olmuş maalesef ki dünya bütünüyle nigarlarla dolu gibi insanoğlunun bunu değiştirmesi için iyi bir eğitimden geçmeli mesela insan tanıma sanatı gibi bir eğitim olmalı insan önce kendini eğitmeli sonra da ebeveyn olmalı ebeveyn olmak zahmet ister bunu herkes bilmeli eğer düzgün bir beyin olmak istiyorsak mutlaka eğitimden geçmek lazım bunun da adı insan tanıma sanatı olmalı

  20. Çocuklarımız için en iyisini yapmaya çalışıyoruz, en iyisini vermeye çalışıyoruz ,bir yerde onları iyilik yapıyoruz.sanırken Onlara problem çözmenin yöntemlerini öğretmediğimiz için çocuklar yaşarken bizden dışarıda problem yaşıyorlar cebelleşiyorlar. Onların hayatlarına katkı Sadece eğitimde değil marifet kazandırarak da olmalı çok güzel farkındalık yaratan bir yazı olmuş

  21. Hayat sadece zannettiğimiz gibi diplomadan ibaret değil.
    “Yaptığın bana ise öğrendiğin kendine”.
    Çok güzel söylemişler gerçeği yaşayanlar. Hayatı yaşayarak öğrenir insanoğlu. İnsan geleceğini hazırlarken bunu da hayatın içinde İlmik İlmik örerek ilerler aslında. Aman sadece ders çalış evladım .Sevdiğin yemekler odana kadar gelecek. Sen yeter ki ders çalış büyük adam ol. Hayat sadece bizim bildiğimiz müfredatla ilerlemiyor. Bildiğimiz müfredatta öğrendiklerimizi hayat müfredatı ile birleştiğinde gerçekler yerine oturuyor.
    Kaleminize sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş.

  22. Önemli olan aldığımız diplomalar değil. Hayattan kendimize kattığımız beceri ve marifetlerimiz…. Gerçekten muhteşem bir yazı olmuş, kaleminize sağlık.

  23. hayatın her alanında diplomamız olduğunda bize saygı duyulacağını düşünüyoruz bazı işleri diplomamız sayesinde kendimiz yapmamız gerekmediğini düşünüyoruz bu evliliklerde de böyle oluyor her şeyi başkası yapsın ben bunun için mi okudum diyebiliyoruz ve bu tarz düşünce ne yazık ki insanların aralarındaki ilişki bağlarını zayıflatıyor farkında olamasak ta. bağ zayıflığını kimse buraya bağlamaz belki ama aslında ne kadar da ilişkili olduğunu yazıdaki karakterin geleceğine bakarak anlayabiliyoruz :))

  24. Bunu kızıma yaşatmak istemem ama ben bizzat yaşadım. Üniversitede yurtta kalırken el havlumun kullanmaktan ıslandığını ilk defa fark etmiştim. Evde her zaman havuluları düzenli değiştiren hem ev işleri hem dışarıda çalışan fedakar harika bir annem vardı… Çok şaşırmıştım el havlusunun bu kadar hızlı kirlenmesine…

  25. Gerçekten çocuk yetiştirirken yaptığımız en büyük hatalardan biri. bu yazıda çok güzel özetlenmiş. Emeğini de sağlık çok İhtiyaç giderebilecek bir yazı olmuş.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner