Ramazan gelince şehir değişir. Sokaklar süslenir, pencerelere ışık düşer, camilerin mahyaları göğe bir dua gibi asılır. Kalabalık aynı kalabalıktır ama insanın içi nedense daha az üşür.

Zeynep için Ramazan sadece bir ay değildi. O, geçmişle bugünün birbirine ulaştığı sağlam bir köprüydü.

Bu şehir yılın hiçbir zamanında ona bu kadar ait hissettirmezdi kendini. Ev ile iş arasında sıkışmış günler, birbirine benzeyen akşamlar, aynı saatlerde çalan alarmlar… Hayat akıyordu ama sanki bir yanı eksikti.

Belki de bu yüzden iftar çadırında gönüllü olurdu her yıl. Sadece muhtaçlara yemek dağıtmak için değil, kendi içindeki o eski sıcaklığı yeniden bulabilmek için.

Zeynep vermeyi severdi. Yemek yapmayı, yedirmeyi, bir tabakla kapı çalmayı…

Evde bir şey pişirdiğinde komşulara götürür, akrabaları çağırır, ulaşamadıklarını sofraya davet ederdi. Birinin “Eline sağlık” demesi, onun için dünyanın en güzel cümlesiydi.

Zeynep veren tarafta olmayı seviyordu.

Derdi olan bir arkadaşı için geceleri uykusuz kalır, “Nasıl destek olabilirim?” diye düşünürdü. Borç isteyenin elini boş çevirmezdi. Fakat verdiğini geri isteyemediği için çoğu zaman kendi içinde sıkışırdı.

Zeynep’in kalbi aslında çocukluğunda şekillenmişti.

Köye her gidişinde babaannesinin telaşlı hazırlıkları başlardı. Elleriyle açılan börekler… Sevdiği zeytinler… Buz gibi yayık ayranı…

O sofrada sadece yemek olmaz, “Sen değerlisin” diyen bir emek olurdu.
Zeynep sevginin sözle değil, hazırlanmış bir tabakla da anlatılabileceğini orada öğrendi.

Köy düğünlerinde kurulan kazanlarda yemekler pişer. Ateşler yakılır, etler kaynar, dualar türküler birbirine karışırdı… Herkes bir işin ucundan tutar, kimse “Bu benim görevim değil” demezdi. Gelin herkesin kızı, damat herkesin evladı olurdu.

Babaannesi o düğünlerin çorbacı başıydı. Bir kepçe çorbayla yüzlerde tebessüm açtıran kadındı. Zeynep o günlerde şunu öğrendi: Paylaşmak, insanı çoğaltır.
Yıllar geçti. Köye gidilmez oldu, düğünler bitti, babaannenin sesi kulağında kaldı…
Ama Ramazan gelince, şehirde bir yerde o eski meydan yeniden kuruluyordu.

Zeynep çorba kazanının başına geçtiğinde sadece yemek dağıtmıyor, Her kepçede biraz çocukluğunu, biraz özlemini, biraz da babaannesinin tebessümünü koyuyordu.

“Afiyet olsun,” derken sesi yumuşuyordu. Sanki karşısındaki herkes onun misafiriydi.

Etrafta koşan çocuklara baktığında kendi çocukluğunu görüyordu. O an, şehrin kalabalık yalnızlığı biraz ols dağılıyordu.

Geçmişi hatırlamak, bir sofrayı paylaşmak, bir yabancının duasına ortak olmak…

Zeynep her yıl iftar çadırında aynı şeyi fark ediyordu; dağıttığı çorba değildi sadece. Babaannesinin şefkatini, köy meydanındaki kazanların buharındaki emeği, “Sen kıymetlisin” diyen o tanıdık merhameti dağıtıyordu.

Zeynep bunları öğrenmişti;

İnsan bazen başkasının duasında kendini bulur.

Bazen en büyük açlık mideye değil, kalbe aittir.

Ve bazen bir kepçe çorba, bir ömrün eksik kalan yerini tamamlar.

İyilik geçici bir mevsim değil, insanın içinde kurduğu bir sofradır.

Geçmişten öğrenerek getireceğimiz güzelliklerin bol olduğu ramazanlar olsun…

68 Responses

  1. Geçmişten öğrenerek getireceğimiz güzelliklerin bol olduğu ramazanlar olsun…
    Olsun❣️
    Tadı damakta kalan ve yüzde tebessüm oluşturan bir yazı olmuş içimiz sıcacık oldu, kaleminize sağlık.

    1. Selam öğrendiğinizanımsadığınız ve kendinize kattığınız ramazan güzellikleriniz var mı, merak ettim. Varsa paylaşır mısınız? Teşekkürler…

      1. Maddi manevi Yardımlaşmanın arttığı , hiç değilse bir kase çorba ile komşu kapısı tıklatıldığı günler …

  2. İnsanlar bu yüzden sürekli gecmisi anıyor. Cunku degerli hissetme duygusu ozlendi. O yüzden dillerden düşmüyor ” Ahh nerede o eski ramazanlar”

  3. Geçmişten kalan anlar fotoğraf gibi canlandı gözümde🥰 .Bize bırakılan güzel davranışlardan öğrendiklerimizi ,bizlerde aktarabiliriz inşAllah bir sonraki nesle aynı sıcaklık ve samimiyetle.
    Birleşenlerden olabilmek ümidiyle ramazanlarda ve her zaman.🤲

  4. İyilik faydalı bir şeyi en güzel şekilde yapmak Zeynep gibi
    İyi kimse Hayır yaparken öyle bir uyumla yapar ki iyilik yaptığı dikkat çekmez o işin bir parçası gibi olur…
    Ramazan da insanın içindeki iyiliği canlandıran çok özel bir ay gerçekten
    Teşekkürler

    1. Bu yazıyı okurken ne güzel bir özelliğin var Zeynep derken kendimizde eksiklikleri de görüyoruz. Çok güzel bir ayna olmuş gerçekten

    2. İyiliğin stili olarak çok kıymetli bir bilgi bu.. iyiliği göze sokmadan uyumlanarak, sürecin doğal bir parçası gibi hareket edebilmek…gerçek iyilik bu olsa gerek…

  5. Geçmişten öğrenmek insanın geleceğine yapacağı en kârlı yatırım sanki… Elinize sağlık bize geçmişimizi hatırlattınız…

    1. evet, özellikle geçmişteki Ramazan duygusunu bugün bile devam ettirebiliyor olmak ve aynı şekilde birlik olmak ne güzel, ne mutlu…💫🌹

  6. Gerçekten köyümü ve eski günleri özletti bu yazı bana… Özellikle Ramazan günleri nasıl da kıymetli hissediyor insan hep birlikte olunca ✨ onun için kurulan bir sofra veya onun başkaları için kurduğu bir sofra, sofralar. Orada sabaha kadar dönen sohbetler… İyi insanlar İyi ki varlar 🤍

    1. İnsanın ilişkileri hayata anlam katıyor gerçekten.. köyleri özlüyoruz ama sanki o zamanki ilişkilerimizi özlüyoruz…

  7. Eski Ramazanlar, eski Bayramlar ne güzel günlerdi. Yazıyı okuyunca bende o günlere gittim geldim.
    İyilik ne güzel bir nimet. Emeğinize sağlık..

  8. “Bazen en büyük açlık mideye değil, kalbe aittir.”

    İşte aradığımız cümle🌷
    Kalbe ait olan bir ay Ramazanımız. Kalpleri ısıttı ve ışık oldu çok şükür her ayımız Ramazan gibi geçmesi ümidi ile ☺️🫶🏻

    1. Evet “ kalp açlığı” gerçekten vurucu bir ifade olmuş. Kalbin anlam arayışını çok güzel anlatıyor

  9. Nerede o eski Ramazanlar demek yerine yeni ve daha güzel Ramazanlar inşaa edecek niyet ve davranışlar gösterebilenlerden oluruz inşallah.

    1. Nerede o eski Ramazanlar değil de nerede o eski Ramazanlardaki insanların sevgileri, şefkatleri, paylaşımları desek keşke değil mi?

  10. Nerede o eski Ramazanlar demek yerine yeni ve daha güzel Ramazanlar inşaa edecek niyet ve davranışlar gösterebilenlerden oluruz inşallah.

    Emeğinize sağlık

  11. bereketli güzel sofralarda nice iftarlarda buluşmak dileği ile….
    birin bin olduğu buna şahit olduğumuz günler bu günler….

    1. Sevgi dolu iftarlar, sahurlar .. birbirimize öncelik verdiğimiz pide kuyrukları, hurma alışverişleri .. nicelerini tüm dünya ve Filistin yaşar umarım

  12. İyilik geçici bir mevsim değil, insanın içinde kurduğu bir sofradır…..
    Gerçekten çok duygulandıran bir yazı olmuş… Çocukluğuma döndüm.. Kaleminize sağlık.

  13. Amin, nerde o eski ramazanlar diyen topluluk degistigi için o ramazanlada olmuyor insan kendisini duzeltince çevresi değişir.

    1. Muhtemelen insan hep bir şeyleri özleyen canlı. Özlemle, hüzünle özleyen… “Nerede o günler” yada “keşke o günleri bir daha yaşasak” diye anarız genelde.
      Önemli olan, “İyiki o günleri yaşamışız, iyiki onca tecrübe, sıcaklık, sevgiyi deneyimlemişiz” diyebiliyor olmamız ve büyüklerimizin bize öğrettiklerini, yeri geldiğinde bizim de aktarabiliyor olmamız önemli 🎈

  14. İnsan bazen başkasının duasında kendini bulur.

    Bazen en büyük açlık mideye değil, kalbe aittir.

    Ve bazen bir kepçe çorba, bir ömrün eksik kalan yerini tamamlar.

    Babaanneler güncelde yaşasın, transfer edelim yasantımıza,
    İyililerle guzelleşsin sofralarımız, hayatlarımız…

  15. Paylaşmak insanaı çoğaltır. Verebilen olabilmek. Veren el alan elden üstündür. insanın kendinde olanları paylaşabilir olması çok kıymetli. Kendinde olan marifetlerini. Eksik olanlarını tamamlayabilmesi. Geçmişle gelecek arasında köprü kurabilmesi. Ne güzel bir ay Ramazan ayı. Bire bin verilen kıymeti kendinde saklı. Kaleminize sağlık.

  16. İyi insanlar var…bunu bilmek ne güzel . Zeynep kendine göre kendine göre bir iyilik yolu bulmuș.

  17. İnsan birleştikçe, paylaştıkça nasıl başkalaşıyor, bir Ramazan daha biterken çok güzel içimizi ısıtan bir yazı olmuş, kaleminize sağlkk

  18. Bazı sofralar karnı doyurur, bazıları kalbi… Ramazan ise ikisini de doyuran en güzel nimettir. Bir tas çorba bazen sadece karnı değil, unutulmuş bir insanın kalbini de doyurur. İyilik çoğaldıkça, dünya biraz daha yaşanılabilir hâl alır.

  19. Kaleminize sağlık🌸
    İyilik geçici bir mevsim değil, insanın içinde kurduğu bir sofradır.
    İyilik geçici bir mevsim değil, senden sonraki nesillere aktarılan Sadaka-i Cariye dir.
    En güzel miras iyilikleri diğer nesillere aktara bilmek.

    1. Zaman mekan ne olursa olsun bizlerin kendi yapabileceğimiz dokunabilecegimiz alanlarda Ramazanın coşkusu atmosferi için elinden geleni yapmak gerekli.. Şimdiki çocukların da bunu görmeye hakkı var. Evet bizim çocukluğumuzda bir başkaydı ama Zeynep gibi kişilerin sayısı arttıkça kim bilir belki daha iyilerini de yaşar oluruz…

  20. Evimizde ne zaman davet olsa garipserdim… Meğer ne kadar ilişkilere anlam katan kıymetli bir bedelmiş…

  21. İnsanı en çok tatmin eden şey, başkalarına yardım etme, ihtiyaç görme hissi aslında… Birleşen olmak çok güzel değil mi?

  22. Zaman geçse de bazı duygular geçmiyor, hep kalıyor. Hep “ eskiden ne güzeldi” deriz ya. Şimdi de güzel olabilir. Yeter ki deneyimleri bugüne aktaralım.

  23. Bir kepçe çorbanın bu kadar anlam taşıması… aslında mesele yemek değil, içinde taşıdığı hatıra.. hisettiren bir yazı 👏🏻

  24. Zeynep’in yaptığı sadece çorba dağıtmak değil, aynı zamanda sevgisini ve hatıralarını da paylaşıyor olması çok güzel. Küçük şeylerle bile insanın kalbine dokunabilmemiz çok güzel😇🌸

  25. Babam her Ramazan oruç açtırırdı. Mahalleliyi davet ederdi, dört beş aile…
    O zamanlar neden aynı anda bu kadar kişiyi çağırıyor diye kızardım. Yetişmek için yorulurduk kardeşlerimle.
    Herkes gidip bizbize kaldığımızda babam “ oooohhhh! İyi iş çıkardık, çok şükür” deyip koltuğuna uzanırdı.
    Şimdi anlıyorum ne hissettiğini.
    Bayrağı devredermiyiz?

  26. Ramazan sadece aç kalmak demek değildir, her emek beraberinde birçok şeyi öğretiyor insana..

  27. Sofranın, “Sen değerlisin” diyen bir emek olması ne kadar güzel bir ifade. Özellikle Ramazan’da bu duyguların artıyor olması da insanın içini huzurla kaplıyor…✨

  28. Ramazanı nasıl geçirdiğimiz biraz da anlam arayışımızla ilgili sanırım. Biz gerçekten ramazana hak ettiği değeri verebiliyor muyuz? Geçmişte babaannelerimiz dedelerimiz ramazanın gelişini heyecanla kutlar, gidişini üzüntüyle uğurlarlarmış. Onların ramazana verdiği değer bir tabak çorbada bile belli oluyor. O sıcak sofralarda, bir tabak çorbada, sıcacık kalplerimizin birleşmesi dileği ile..

  29. Ramazan tek bir kelime ama herkesi götürdüğü anlar başka başka…
    Bereketli bu ayda yaşattığı duygularda bereketli…
    Tekrar ulaşmak nasip olsun 🙂

  30. “Nerede o eski Ramazanlar” cümlelerini bitirecek her biri bir öncekinden çok daha faydalı, güzel, Rabbimize daha da yaklaştığımız Ramazanlar inşa etmek dileğiyle… Emeğinize sağlık…

  31. Ne güzel bir yazı yüzümde kocaman bir tebessümle okudum.
    Annemin her yaptığı yemekte elime tabakları verip komşulara göndermesi geldi aklıma. Bir de tembih ederdi “ annem tabağı geri istiyor” derdim. Onlarda mahçup olup bir şey koymaya çalışmasın diye…
    Hep anneme dualarla geri alırdım tabakları. Tenceresi çok bereketliydi bu yüzden.
    Gece sahurda ışığı gördüklerinde bile çekinmeden çalar kapıyı ekmek bitmiş, siz de var mı diye sorarlardı. Samimiyet, paylaşmak ne güzeldi.

  32. İnsan, birilerinin ihtiyacını giderdiğinde tıpkı Zeynep gibi aslında kendi yaralarına da çare buluyor olabilir mi?

  33. Bazen bir ramazan bazen kurban bazen bir düğün , cenaze olur insanların birleşme duygusunu harekete geçiren
    Önemli olan insanın iyi şeylerde birleşebiliyor olması gerçekten

  34. Yazının başlığı Ramazan’a işaret etse de aslında her an böyle ihtiyaç gideren olmak ne güzel. İhtiyaç görmeyi, birisine yardım etmeyi en güzel şekilde hayatına almış ve otomatikleştirmiş. Çok etkili bir yazı

  35. İyilik insanın içini ısıtır. Her ne kadar tam tersini öğütleseler de şimdilerde… Güneş balçıkla sıvanmaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner