
Yüzümüzdeki Çizgiler
Dile kolay... Tam kırk yıl önce, komşuları Süleyman Bey'in kurduğu kooperatife üye olup, kira öder gibi aldıkları bu eve taşınmışlardı. Binanın ince işçiliği tam bitmemişti ama "Bir an önce kendi evimize yerleşelim, öyle böyle idare ederiz" demişlerdi.
O hafta iki aile taşındı Güler Apartmanı'na...
Evin hanımları bahçedeki kuyudan su taşıyıp bulaşıklarını, çamaşırlarını yıkıyordu. Aynı zorlukları yaşayan kader dostlarıydı sanki: Süheyla ve Nazlı.
Birlikte sırt sırta verip zorluklara göğüs gerdiler. Çocuklarını birlikte büyüttüler. Binanın işleri bitip başka komşular taşınsa da o ilk dostluğun tadı hep başka kaldı.
Süheyla neşeli, hayat dolu bir kadındı. Mahallede tanımadığı kimse yoktu. Hemen samimiyet kurardı ama çok da kırılırdı.
Nazlı ise daha kontrollüydü. O da insanlarla görüşür, kapısını açar, misafir ederdi; fakat hep bir mesafesi vardı. İnsanları tartar, zarar göreceğini hissederse sınır koyardı.
"Süheylacığım şu yaşadıklarından ne zaman ders alacaksın?" diye takılırdı Nazlı.
Süheyla ise hep aynı cevabı verirdi:
"Amaaaan Nazlıcığım, bir daha mı geleceğim dünyaya..."
Yıllar geçti. Çocuklar evlendi. Herkes kendi hayatını kurdu.
Ama Süheyla'nın anneliği bitmedi.
El bebek gül bebek büyüttüğü çocukları evlendi, torun sahibi oldu ama annelerinden yardım beklemeye devam ettiler. Süheyla'nın ruhu gençti belki ama bedeni artık yoruluyordu. Eşinin emekli maaşı zar zor yetiyordu.
Derken eşi vefat etti.
Hastalıklarla mücadele eden Süheyla'nın bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Ama çocukları onu evlerine almak istemedi.
"Evimiz küçük..."
"Çocukların sınavı var..."
"Çok çalışıyoruz, sana yeterince bakamayız..."
Süheyla bir gün aynaya bakıp şöyle dedi:
"Keşke şu yüzümdeki çizgileri silebilsem... Yaşlanmayacaksın bu hayatta Nazlım. Yaşlanınca evladın bile seni istemez oluyor..."
Bu sözler Nazlı'nın zihninden çıkmadı.
Çok geçmeden Nazlı da eşini kaybetti. O da yalnız kalmıştı.
Ama bu kez tablo farklıydı.
Oğlu, gelini, torunları:
"Anneciğim, seni yalnız bırakmak içimize sinmiyor. Lütfen bizimle yaşa. Senin bize, bizim de sana ihtiyacımız var."
Nazlı hemen cevap veremedi. Sevinmişti ama korkuyordu da...
"Ya bugün isterler, yarın pişman olurlarsa?"
Ama günler geçtikçe gördü ki çocukları onu gerçekten istiyordu. Yanında olmayı görev değil, değer olarak görüyorlardı.
Nazlı tekrar aynaya baktı.
Yüzündeki çizgiler Süheyla'nınkilerden farklı değildi. Aynı yıllar, aynı zorluklar, aynı mahalle...
Peki fark neydi?
İnsan nasıl bir hayat yaşardı ki aynı çizgiler birine yük gibi görünürken, diğerine bilgelik verirdi?
Belki de mesele yaşlanmak değildi.
Belki mesele, yaşarken kendini tüketip tüketmemekti.
Severken sınır koyup koyamamak, verirken kendini unutmamaktı.
Çünkü yüzümüzdeki çizgiler sadece zamanın izi değildir.
Yaşadıklarımızdan ders alıp almadığımızın da izidir.
Ve bazı yüzler yaşlanmaz...
Sadece olgunlaşır.
Senin Yüzündeki Çizgiler Ne Anlatıyor?
Hayatta yaşadıklarımız sadece zamanın izi değildir; seçimlerimizin, sınırlar koyma becerimizin ve sevdiklerimizle kurduğumuz ilişkilerin de birer yansımasıdır.
Peki sen, yaşlandığında yüzündeki çizgilerin sana hangi hikâyeyi anlatmasını isterdin?
Kendi hayatında ders alarak mı, yoksa sadece yaşayıp geçerek mi iz bırakacaksın?
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (66)
Ayşe Neslihan D. dedi ki
28 Mart 2026İlişkilerde sınırların ne kadar önemli olduğunu yaşadıkça öğreniyor insan. Ama önemli olan hem daha kısa yoldan, üzülmeden öğrenmek hem de sınır koyarken dengeli davranabilmek 🌸
Ayşe B dedi ki
29 Mart 2026Her yerde denge...
Selma dedi ki
31 Mart 2026Keşke insan yaşamasına gerek kalmadan mantıken kavrayabilseydi...
Esra Baloğlu dedi ki
10 Nisan 2026Sınır koymak neden bu kadar zor gelir insana? Aslında insanın başkasını da kendisini de kırmamak için koyduğu bir koruma kalkanı...nedir bunu bu kadar zor yapan?
SinemK dedi ki
28 Mart 2026Aynı zorluklardan geçen iki hayat… biri kendini tüketiyor, diğeri sınır koyarak ayakta kalıyor. Asıl fark burada.
Feride Didem dedi ki
5 Nisan 2026Evet, sınırlar insanı koruyan bir kalkan gibi adeta..
Elif C. dedi ki
28 Mart 2026"Daha dündü otuzlu yaşlarım. Ne çabuk kırkları devirdik" diye sordum kendime. Hem ruhumuzda hem yüzümüzdeki çizgiler neler anlatıyor neler... Dedim ki "Bundan sonra yüzündekiler hep tebessüm çizgilerin olsun. Sebebi ne olursa olsun sen tebessüm et".
Nur dedi ki
28 Mart 2026Yüzümüzdeki çizgilerin sadece yaşın değil, yaşarken yaptığımız seçimlerin ve sınır koyma biçimimizin de izi olduğunu hatırlattı. ☺️
Ebru Karaoğlan dedi ki
28 Mart 2026Ahh yüzümüzdeki çizgiler... Herkes yaşlanmaz bazıları olgunlaşır demekki... Kaleminize sağlık çok anlamlı bir yazı olmuş...
Çiğdem dedi ki
28 Mart 2026Denge ,her yerde denge
Hülya Mizrap dedi ki
28 Mart 2026bazı yüzler yaşlanmaz…
Sadece olgunlaşır.
Olgunlaşan ve tat veren olma ümidi ile🌷🌿
Kaleminize sağlık
Ayşe Çelik dedi ki
28 Mart 2026Bâki kalan şu alemde
Hoş bir sadâ imiş...
Güzel iz bırakabilmekÖzlem S. dedi ki
28 Mart 2026Neden farklıyız ?
Nasıl güzel düşündürürdünüz, teşekkür ederim .Aylin Çelik dedi ki
31 Mart 2026Yüzümde bir iz elbette olacak yaşlanınca ama o izlerin kıymetli olması çok önemli. Sevilen, aranan, bilge insan olmak duasıyla.
Feride Didem dedi ki
28 Mart 2026Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık 👏🏻
Gerçekten sınırların ne kadar önemli olduğunu hayatta hep görüyoruz.
Sınırların insanı koruduğuna şahitliğim oldukça fazla.
İlişkilerimiz de sınırları gerektiğinde çok net çizip, gerektiğinde de esnetebilmek çok önemli..
😇Binnur Çakır dedi ki
28 Mart 2026Daha iyi olacağını düşünerek aşırılaştırıyoruz tüm davranışlarımızı. Ama sonuçlar hayal kırıklığı yaşatıyor. Bazende çok ağır bedeller...
Fatma Zehra Kümtaş dedi ki
28 Mart 2026Kaleminize sağlık 🪻
Peki sen, yaşlandığında yüzündeki çizgilerin sana hangi hikâyeyi anlatmasını isterdin?
Şükrün yansıması tebessüm, tebessümün yaptığı çizgiler.Berra dedi ki
29 Mart 2026Yaşadıklarından deneyim çıkarmak ne kıymetli bir şey, yoksa yaşadım geçti , şimdi ne olacak durumuna düşmemek için
Refika dedi ki
30 Mart 2026Bu deneyimlerle evin yaşlısı değil de büyüğü olmaya başlıyor insan 🥰
Filiz yücetepe dedi ki
29 Mart 2026Evet zamanın bıraktığı izler Yüzümüzdeki Çizgiler çizgileri oluştururken kendimizi unutmadıysak ne mutlu yoksa ara dur kendini çizgilerin arasında aile olmak zor özveri ister ama kendini unutmadan
Esin Ersin dedi ki
29 Mart 2026Deneyim transferlerimizin kıymetli olduğu yaşlılar olalım
Nesibe Sevilay Bovatekin dedi ki
29 Mart 2026Bazıları çok takılır hayatı kendine zindan eder
Yüzündeki çizgiler zindanın parmaklıkları olur…
Bazıları olaylara takılmıyor olmayı umursamazlık ile karıştırır
Yüzünde umursamaz ve duyarsızlığın getirdiği bir gergin ifade olur…
Dilerim neşeden dolayı tebessüm çizgilerimiz olur yüzümüzdeMihrican Baki dedi ki
29 Mart 2026Insan fedakarlık yaptığını düşünerek fazla verici olabiliyor. Umarım hayatımızda bu alanlari toparlariz..
Nihal Baki dedi ki
29 Mart 2026İnsanın ilişkilerinde sınırlarının olması sert duvarlar örmek anlamına gelmez. Nazlı da bunun farkındaymış 🌸 Ellerinize sağlık
Tuba dedi ki
29 Mart 2026Hayat bir şekilde geçiyor zaten. Biz insanlar ise bazen kendimizi çok tüketip yıpratıyoruz sırf birileri daha mutlu olsun diye. Ama yazıdan anliyorum ki ilişkilerde mutlu olmak için tek taraflı çaba işe yaramıyo. Yetistirdigimiz insanlardan fayda görmek için onların bu ilişki için çabalamasi gerekiyor. O zaman gerçek bir aile, gerçek bir takım olabiliriz. Kaleminize sağlık 🌺
Yeşim Y. dedi ki
29 Mart 2026Fedakarlık, sınırlarını çizemediğinde kendini tüketmeye dönüşüyor.
Tek bir yazı çok şeyi fısıldıyor.. Kaleminize sağlık🌸
Çizgilerimiz hüzünden değil, bilgelikten olsun dilerim.Z.G dedi ki
29 Mart 2026Yazıyı okuduğumda zihnimde “Yaş almak mı ? Yaşlanmak mı?” gibi iki soru oluştu. Ders alanlan sanırım yaşlanmıyor sadece yaş alıyor…Kaleminize sağlık…
Hatice nurcan dedi ki
29 Mart 2026Sınırlar önemli! Hep verici olunca insanlar kıymet bilmiyor ve hayatına elini kolunu sallayıp girebiliyorlar. Senin onlara ihtiyacın olduğu zaman ise yok oluyorlar. İnsan insana biraz pay bırakmalı...
Refika Altuntaş dedi ki
30 Mart 2026İki benzer hayat ama iki farklı sonuç… hayat gerçekten verdiğimiz tepkilere bakıyor💐
beril dedi ki
30 Mart 2026Okurken insan kendi hayatını sorguluyor. Annelik, fedakârlık ve hayat dersleri bu kadar sade ama etkili bir şekilde nadir anlatılır. Özellikle yaşlılık döneminde insanın nasıl bir hayat yaşadığının sonuçlarını görmesi çok çarpıcı.
Havva Çelenk dedi ki
30 Mart 2026Dengede olan sınırlar insanı korur. Yaşadıklarımızdan ders aldığımız İzlerin olması dileğiyle.
Çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.Esra Baloğlu dedi ki
31 Mart 2026İnsan öğrenen bir canlı ama açlık hissettiği konuları daha çabuk kavrayabiliyor. İhtiyacı olan konuları merak etmemişse yaşayarak ve hatta çokça yasarayarak ikna oluyor ve öğreniyor...ne uzuzcu...
Tuba dedi ki
5 Nisan 2026Yaşayarak öğrenmek çok acıtıyor halbuki...
Selma Yılmaz dedi ki
1 Nisan 2026Çok duygulandım. Hayatımın bir dönemi Süheyla gibi geçti. Kendimi hiç umursamadan, hep başkaları için yaşayarak…
Çok şükür şimdi Nazlı gibi davranmayı öğreniyorum. umarım başarabilirimKıvılcım Özsaraç dedi ki
2 Nisan 2026Çok güzel bir yazı olmuş emieğinize sağlık
Nesrin dedi ki
2 Nisan 2026Sanırım ben Süheylayım...:(
MELİKE KIZILKAYA dedi ki
2 Nisan 2026İnsanın yüzündeki çizgilerin her birinin bir anlamının olması ne kadar da kıymetli. Çizgilerimizin hep faydalı ve güzel olanı hatırlatması umuduyla... Emeğinize sağlık..
Reyhan dedi ki
2 Nisan 2026Herşeyin kıvamında olması ne kadar kıymetli. Suyu bile çok içtiğinde insanın bedeline zararlı.
Dilek Aytemiz dedi ki
2 Nisan 2026Aynı yıllar, farklı sebepler ve farklı sonuçlar...
Demek ki mesele herkese hep iyi olmaya çalışmakta değil.
Kendini unutmadan, sınır koyarak iyi davranışlar ortaya koymakta...Zümrüt Ertunk dedi ki
2 Nisan 2026İnsan evlatlarına karşı çok verici oluyor verdikçede herkesi mutlu edecek sanıyor.
İnsanın evladı da torunu da olsa dengede bir ilişiki kurabilirmişse yüzündeki çizgiler ona yük gelmez. Yaşıyla da çizgileriyle de barışık mutlu olur. Dengede ilişki kuramayan, sınırlarını aşan her ilişki bozulur.ASU dedi ki
3 Nisan 2026Kıvam o kadar önemli ki hayatta
İnsanlarla iletişim ilişki kurma ihtiyacımız var ama bunu nasıl yaptığımız önemli
Ateş yakıyoruz ısınmak için çok yaklaşmıyoruz yanmamak için çok da uzaklaşmıyoruz donmamak için
Her şeyi kıvamda yapabilmek esas marifet buNesrin dedi ki
3 Nisan 2026Herkes bir ömür geçiriyor ama kimisi aranıp sorulurken bazısı her yere yetiştiği halde hiç hatırlanmıyor. Zamanında Süheyla, bazı konularda Nazlı’nın stratejilerini uygulasa o da evlatlarından hak ettiği değeri görür müydü?
Yağmur dedi ki
3 Nisan 2026Gariptir ki şu dünya sürekli hareket halindeyken insan sınırların esnemez değişmez olduğunu zannediyor...
Sınırları nerde sıkı tutup nerde esneteceğini bilen biri olsa bize de anlatsa nasıl olurdu?
Belki de çevremizde anlatanlar vardır biz fark etmemişizdir, bazen bir dost bazen bir kedi ve yavrusu...Kıvılcım Özsaraç dedi ki
4 Nisan 2026Hayat bizim tepkilerimizin , davranışlarımızın ve seçinlerimiz ile alakalı. Sınır koymak veya koymamak , herkesin yapacağı işi kendin yapmak veya yapmamak gibi ...
Sebepler sonuçlarımızı belirlerOZLEM SUNAREL dedi ki
5 Nisan 2026Hayatta yaşadıklarımız sadece zamanın izi değildir; seçimlerimizin, sınırlar koyma becerimizin ve sevdiklerimizle kurduğumuz ilişkilerin de birer yansımasıdır.,
Bu cümle beni benden aldı.
Çok güzel bir hatırlatma.Nesibe Hacer dedi ki
6 Nisan 2026Her çizgi zamandan çok bizden izler taşıyor :)
Feride Didem dedi ki
5 Nisan 2026İnsan kendinin de hakkına girer mi? Cevap aslında çok açık..
Rumeysa Gökkaya dedi ki
6 Nisan 2026Malesef. Büyüklerimizin çoğu böyle. Yanlış inanışları oluyor. Bize düşen ise bakıp ders çıkarmak.
Rumeysa Gökkaya dedi ki
6 Nisan 2026Evetler kadar hayırlarda kıymetli.
Nesibe Hacer dedi ki
6 Nisan 2026İki benzer hayat, dışarıdan bakan çoğu kişi anlamlandıramaz neden farklı sonuç aldıklarını. Benzeyen şeylerin arasında detayda farklılıklar var ve o farklılıklar sonuçları değiştiriyor…
Hamide M. dedi ki
6 Nisan 2026Yas alirken insanin en cok kendine neler kattigi onemlidir.. Cunku genclikte etraf kalabalik da olsa en cok gelistirmesi gereken kisi yine insanin kendisidir. Bunu yillar gectikce anlayabiliyor
Gülnaz D. dedi ki
7 Nisan 2026Mesele yaşlanmak değildi. Mesele, yaşarken kendini tüketip tüketmemekti.
Severken sınır koyup koyamamak, verirken kendini unutmamaktı. Farkında olmak umuduyla... Kaleminize sağlık :)Nesibe Sevilay Bovatekin dedi ki
10 Nisan 2026Çizgisi var yüzümüzde sabrın mı merhametin mi hırsın mı?
Sukran Gokhan dedi ki
10 Nisan 2026Mesele doğruları bilmemek değil öğrenmeye açık olmamak
Abide dedi ki
11 Nisan 2026Sadece yaş almak değil ne kadar bilgeliğimizin olgunluğumuzun arttığıydı önemli olan
Ne de güzel anlatmışsınız:)Selma Yılmaz dedi ki
5 Ekim 2026Şöyle bir düşündüm de etrafımdaki yaşlılarda bilgelik pek yok. Ama bazı konularda yol gösterici olabiliyorlar.
Neslihan D dedi ki
15 Nisan 2026Tek taraflı verici olmak karşındakini nankörleştiriyor maalesef...
Süheyla dedi ki
17 Nisan 2026Çok fazla fedakarlık yaptığımızda insanlar bize kıymet verecek zannediyoruz
Sümeyye dedi ki
17 Nisan 2026Yaşlanınca da sevilmek için bugünden doğru sebepleri oluşturmak lazım çok manidar bir yaziydi ...
Neslihan D dedi ki
18 Temmuz 2026Sınır koyarken insan çok zorlanır. Oysa sınır koymak kardındaki kişiye konfor alanı oluşturuyor aslında...
Binnur dedi ki
21 Eylül 2026Çünkü yüzümüzdeki çizgiler sadece zamanın izi değildir.
Yaşadıklarımızdan ders alıp almadığımızın da izidir.
Ve bazı yüzler yaşlanmaz…
Sadece olgunlaşır. 👌🏻
Neslihan D dedi ki
21 Eylül 2026Bazı insanlar yaşadığı hayattan şikayet ederrek bedenine acı çektirdiği için kırıışır, bazı insanlar okur,okuduğunu düşünür,düşündüğünü yazarak kırışır.
İkisinin arasında fark var.Şeyma dedi ki
26 Eylül 2026İnsanın verirken kendini unutmaması, her zaman öğrenebilen olup kendine değer katması çok kıymetli...
Havva Çelenk dedi ki
3 Ekim 2026Ilişkilerimizde sınırları dengede tutabilmek ne kadar önemli. İşte o zaman iki taraf için de çok kıymetli oluyor.
Selma Yılmaz dedi ki
5 Ekim 2026Evet hangisi?
Kendi hayatımdan ders alarak çizgilerimin oluşmasını isterdim. Bunun için de ne yapmam gerektiği ile ilgili cevap olmuş bu yazı.rukiye karahanlı dedi ki
10 Ekim 2026Aynı olay ama iki farklı sonuç... İnsan oluluşturduğu sebeplerin sonucun yaşıyor...
