
TESADÜF DEĞİL
İki Annenin Dayanışma ve Umut Hikâyesi
Üç Çocukla Yeni Bir Hayat Kurmak
Yalnız başına üç çocuk büyütmeye çalışan bir anne olmak kolay değildi. Sevim de bunun zorluğunu her gün yaşıyordu. Buna rağmen hayatın en sıkıntılı günlerinde bile çocuklarıyla mutlu olmanın küçük yollarını bulmayı başarıyordu. Bu yüzden çevresindekiler, her olayın iyi tarafını görmeye çalıştığı için ona şakayla karışık "Polyanna" derlerdi.
Eşinin onları terk etmesinden sonra birçok kişi, "Koca İstanbul'da üç çocukla nasıl yaşayacaksın?" diye sormuştu. Sevim ise iyi niyetin ve çalışmanın karşılığını mutlaka alınacağına inanıyordu. Zaman, bu inancında haksız olmadığını göstermişti.
İstanbul'un eski mahallelerinden birinde, bahçeli mütevazı bir evde yaşıyorlardı. Aynı bahçede iki ev vardı. Birinde yaşlı ama tatlı dilli ev sahibi, diğerinde ise Sevim ve çocukları oturuyordu.
Yaşlı kadın sık sık, "Siz bana can yoldaşı oldunuz" der, kirayı mümkün olduğunca artırmazdı. Sevim de ona, "sen de bizim baş tacımızsın teyzeciğim" diyerek annesi gibi davranırdı. Birbirlerinin desteği olmuş, yıllar böyle geçip gitmişti.
Ancak yaşlı kadın iyice yaşlandığında çocukları onu yanlarına almaya karar verdi. Bahçenin bir yanı bir anda sessizliğe bürünmüş, eski neşesini kaybetmişti.
Bir akşam mesaiye kaldığı için eve geç geldi. Yolda kendi kendine, "bu akşam yemekte kahvaltı yaparız" diye düşündü. Çay ocağın üzerinde kaynarken çocuklarına seslendi:
"Çocuklar, tostlar hazır!"
Ortanca kızı gülümseyerek sitem etti.
"Anneee, yine mi tost? Bugün marketten farklı bir şey alsak olmaz mı?"
Sevim, ay sonuna yaklaşınca mutfak alışverişini büyük bir hesapla yapıyordu. Çocuklarına daha güzel sofralar kurmak isterdi ama şartlar buna her zaman izin vermiyordu.
Her zamanki neşeli tavrını bozmadan gülümsedi.
"Kızım, bak bazı insanlar sağlıkları yüzünden ekmek bile yiyemiyor. Sen istediğin zaman yiyebiliyorsun. Hem şu salçalı, peynirli tostun kokusuna baksana... Mis gibi."
Çocuklar da annelerinin bu hâline alışkındı. O, zorlukları bile gülümsetmenin bir yolunu bulurdu.
Güneş batmak üzereyken bahçeden gelen sesleri duyunca dışarı çıktı. Eski ev sahibinin evine eşya taşınıyordu.
"Hayırdır inşallah..." diye mırıldandı.
Bir Tabak Tostla Başlayan Komşuluk
Eşyalar yerleştirildikten sonra bir termos çay hazırladı. Fazladan yaptığı tostları da tabağa koydu.
Kapıyı çaldı.
Kısa bir süre sonra kapı yavaşça açıldı. Karşısında yorgunluğu yüzüne sinmiş ama gülümsemeye çalışan bir kadın duruyordu.
"Merhaba. Ben yan komşunuz Sevim. Taşınırken mutfağınız henüz kurulmamıştır diye düşündüm. Biraz çay demledim, birkaç tost da hazırladım. Açlığınızı bastırır diye getirdim. Hoş geldiniz."
Kadının yüzünde içten bir tebessüm belirdi.
"Çok teşekkür ederim. Gerçekten daha ocağı bile kuramadık. Çocuklara ne yedireceğimi düşünüyordum. Tam zamanında geldiniz."
Kadının adı Canan'dı.
O da iki çocuğuyla birlikte eşinin vefatından sonra yeni bir hayata başlamıştı. Eşi sağken oldukça rahat bir hayat yaşamıştı ama şimdi her şeye yeniden alışması gerekiyordu.
Yaşlı ev sahibi, Canan'ın uzaktan akrabasıydı. Başına gelenleri duyunca evini ona açmış, telefonda şöyle demişti: "Hem ev boş kalmaz. Çocuk sesleriyle yeniden canlanır. Komşun da çok iyi biridir. Birbirinize destek olursunuz."
Gerçekten de öyle oldu.
İki Kadın, Beş Çocuk ve Yeni Bir Aile
Bir fincan çay ve birkaç tostla başlayan komşuluk, zamanla güçlü bir dostluğa dönüştü.
Sevim, çalıştığı fabrikanın yakınında Canan'a da bir iş buldu. Hatta meslek lisesi mezunu olduğu için Canan biraz daha yüksek maaş almaya başladı.
İki kadın ve beş çocuk...
Aynı bahçede, birbirlerinin yükünü hafifleten kocaman bir aile olmuşlardı.
Bir akşam Sevim pencereden seslendi.
"Canannn... Çocuklar burada yiyecek. Hadi sen de gel, birlikte yemek yiyelim."
Canan kapıyı açıp içeri girer girmez herkes bir ağızdan seslendi.
"İyi ki doğdun..."
Canan önce ne olduğunu anlayamadı. Sonra gözleri doldu. Uzun zamandır ilk kez doğum gününde gerçekten yalnız olmadığını hissediyordu.
Sevim, imkânları ölçüsünde bisküvili bir pasta hazırlamış, yanına da poğaça ve limonata koymuştu.
Omuz verecek bir dost,
Çocuklar neşeyle pastalarını yerken iki arkadaş sessizce sohbet etmeye başladı.
Canan, gözleri dolarak şöyle dedi:
"Sevimciğim, iyi ki seni tanıdım. Eğer sen komşum olmasaydın belki bugün hâlâ başıma gelenlere ağlıyor olacaktım. Sen bana, yeniden umut etmeyi öğrettin. Benim en güzel doğum günü hediyem sensin."
Sevim sadece gülümsedi.
O küçük bahçedeki iki ev, insanın bazen en büyük zenginliğinin para değil; omuz verecek bir dost olduğunu sessizce anlatıyordu.
Hayat herkese aynı şartları sunmaz. Ama doğru insanlar, doğru davranışlar ve umudunu kaybetmeyen yürekler, en zor günleri bile yaşanabilir hâle getirebilir. Belki de bazı karşılaşmalar hiç de tesadüf değildir; insan, en çok ihtiyaç duyduğu anda, kendisine iyi gelecek insanlarla karşılaşır.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (17)
Berra dedi ki
23 Temmuz 2026Ne güzel bir bağ olmuş
Hatice nurcan dedi ki
23 Temmuz 2026Destek olmak yıkılmayı engeller... Ne güzel hatırlattınız unuttuğumuz değerler bunlar.
Hülya Mizrap dedi ki
23 Temmuz 2026Ne güzel bir Dostluk
Gerçek hikayeler insanı dününden iyi yapar🥰
O evdeki yaşantıyı hissettiren bir yazı için önce Kaleminize sağlık sonra emeğinize sağlık 💐Tuba dedi ki
23 Temmuz 2026Zamanımızın en büyük problemi insanların problemlerini fark etmemek....aynimahallede aynı apartmanda yalnız hayatlar yaşamak...oysa insan insana her zaman muhtaç olmuştur. En güzel komsuluklar en güzel dostluklar da böyle kurulurdu. Yeniden güzel komsuluklar ,dostluklar kurmak dileği ile...kaleminize sağlık:)
TAMAR YARAMYAN dedi ki
28 Eylül 2026selamlar; sizin de anımsadığınız veya başınızdan geçen benzer bir anınız var mı?
Yeşim Y. dedi ki
23 Temmuz 2026Gerçek zenginlik, zor günlerde uzanan samimi bir el. Bu yazı bunu çok güzel hatırlatıyor. Kaleminize sağlık🌸
Mihrican Baki dedi ki
24 Temmuz 2026Hayat insana her davranışının karşılığını veriyor. Tüm olumsuzluklara rağmen olumlu tarafı görmek umudunun olmasi her alana yansıyor ve sana yeni kapılar aciyor. Tesekkurler bu guzel yazi için
Ebru Karaoğlan dedi ki
24 Temmuz 2026Doğru insanlar, doğru davranışlar ve umudunu kaybetmeyen yürekler... Sevim ve Canan'a sarılmak istedim :)
Havva Çelenk dedi ki
24 Temmuz 2026Hayatta tesadüf yoktur. İnsan en çok ihtiyaç duyduğu anda kendine iyi gelecek insanlarla karşılaşır. Çok güzel bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık.
Nesibe Sevilay Bovatekin dedi ki
25 Temmuz 2026Bir yerlerde tek kaldığımızı sanırız ama hayat başka yerden olmadık süprizler yapar
Fatma dedi ki
29 Temmuz 2026İnsan insana muhtaç...
İhtiyaç giderdikçe ihtiyacı giderilir insanın.
Ve muhakkak insanın yapıp ettiklerinin dönüp dolaşıp varacağı yer kendisi...Nesrin dedi ki
28 Eylül 2026Bu yazıda Sevim, Canan'a destek olmuş, yarın bir gün başı sıkıştığında da başka biri Sevim'in derdine çare olacak. Hayatta da hep böyle olmuyor mu?
ÖZLEM KAVUŞAK SUNAREL dedi ki
31 Temmuz 2026iyilikten ve birlikten kuvvet doğmuş.
TAMAR YARAMYAN dedi ki
28 Eylül 2026bu yazı bana çocukluğumdaki karşı komşumuzu ve onlarla olan ilişkimizi anımsattı. Onlar bize gelirdi, biz onlara giderdik, oyun oynardık. Annelerimiz çay kahve içer sohbet ederdi. Bir zaman sonra evimiz kentsel dönüşüme girdi ve komşularımızla yollarımız ayrıldı. Pek tabii bizler de büyüdük. Yaşamın koşuşturması içerisinde her şeye rağmen hâlâ telefonlaşıyor, hal hatır soruyoruz. İnsanın hayatında gerektiğinde destek alabileceği, ilişkileneceği komşularının olması ne güzel. Güzel alışkanlıkları koruyabilmek ve çoğaltabilmek dileği ile...
Atike Sadır dedi ki
28 Eylül 2026Hayat hak edene hak ettiğini verendir tabii niyetler de çok önemli…
Gerçek dost ve arkadaş insana en güzel hediye.Nesrin dedi ki
28 Eylül 2026İnsan yalnızken gözünde büyüyen sorunları başka biri ile sadece sohbet ettiğinde bile hafifliyor. İnsanlara destek olabilmek ne kadar kıymetli...
rukiye karahanlı dedi ki
10 Ekim 2026Çok samimi ve tatlı bir yazı olmuş, Kaleminize Sağlık.
