
KÖYE GİDEN İŞARETLER
Yaz mevsiminin sıcak ama kavurucu olmayan günlerinden biriydi. Serap, her zamanki gibi sabahın altısında ayaktaydı. Çayı demlerken gözü, pencereden görünen fasulye bahçesine daldı.
“Acaba çiçeklenmeye başladılar mı, gidip bir bakayım,” dedi içinden.
Bahçeleri derme çatmaydı belki ama sebzelerin yeşermesi, toprağın mis gibi kokusu her şeye değerdi. Her seferinde bahçesine mutlulukla girer, huzurla çıkardı. Ta ki İstanbul’daki yatılı okul hayatı başlayana kadar…
Ağaç Yaşken Eğilir
“Ağaç yaşken eğilir,” derler.
Serap ergenlik yıllarını, doğduğu topraklardan uzakta geçirdi. Ortaokul, lise, üniversite derken zaman aktı… Ve o ağaç, beklenenden farklı bir yöne doğru eğildi.
Çocukken hayranlıkla baktığı bahçeler artık ona yük gibi geliyordu. Tatillerde köye geldiğinde, o eski derme çatmalık gözüne batıyor, toprağın kokusu bile eskisi kadar güzel gelmiyordu.
Şehir İnsanı Olmak
Okul bitince, Şehirde kaldı, iş buldu. Bir süre sonra evlendi.
Modern bir hayat kurdu kendine.
Artık ayakları çamura basmadan, toza toprağa bulaşmadan yaşamak istiyordu. Çocuklarını da böyle büyütmek… Ona göre bu daha temiz, daha düzenli, daha “doğruydu”.
Ta ki hayat yönünü değiştirene kadar…
Eşinin iflası ve annesinin hastalığı, onu küçülmeye ve köye dönmeye zorladı. Direndi önce. Ama sonra işinin evden yapılabilir hale gelmesiyle birlikte kaçacak bir yol kalmadı.
Tüm işaretler köyü gösteriyordu.
Köye Giden Yol

İki çocuğu vardı.
Küçük kızı; neşeli, hareketli ve toprakla iç içe olmaktan büyük keyif alan bir çocuktu. Üstü başı kirlenir, düşer, kalkar ama yine de gülmeye devam ederdi.
Oğlu ise tam tersiydi. Daha sakin, daha kuralcı… ve odasına kapanmayı seven bir çocuk.
Kızını eve sokmaya çalışırken; oğlunu dışarı çıkarmaya uğraşıyordu.
Ama oğlu her seferinde aynı şeyi söylüyordu:
“Anne, beni toz toprakla uğraştırma. Derslerim var. Okuyup büyük adam olacağım.”
Bu cümle, içine tuhaf bir his düşürüyordu.
Çünkü bu sözler… ona çok tanıdık geliyordu.
Yıllar önce, o da bahçeye koşmak istediğinde annesi şöyle derdi:
“Kızım, sen uğraşma bahçeyle. Dersini çalış, oku.”
Sanki okumak ile doğa birbirine zıtmış gibi…
Ve Serap, zamanla buna inanmıştı.
Kendini İzlemek.
Bir anda geçmişine bakıyormuş gibi hissetti.
Oğluna baktıkça kendini görüyordu.
Onun kurduğu cümlelerde, kendi eski düşüncelerini duyuyordu.
Bu bir anda oluşmamıştı elbette…
Yıllar içinde, adım adım…
Oğlunun kibirli olduğunu düşündü bir an.
Ama sonra fark etti:
Bu kibir oğluna ait değildi.
Bu, onun yıllar içinde inşa ettiği bir bakış açısıydı.
Oğlu sadece bunu taşıyordu.
Serap o gün bir karar verdi.
Bahçeye çıktı.
Toprağa dokundu.
Ve uzun zaman sonra ilk kez… gerçekten ne çok sevdiğini hatırladı o toprağı.
Serap, kendini oğlunda okumuştu.
Ve o sayede… yeniden köyünü bulmuştu.
Peki ya biz?
Hayat bize sürekli işaretler gönderiyor.
Bazen bir çocukta,
Bazen bir cümlede,
Bazen de hiç beklemediğimiz bir anda…
Peki biz o işaretleri görebiliyor muyuz?
Yoksa direnip, görmezden mi geliyoruz?
Belki de mesele şudur:
Hayatın bizi götürdüğü yere karşı koymak yerine,
Onun ne anlatmak istediğini duymaya çalışmak…
Kim bilir...
Belki sizin “köyünüz” de çok uzak değildir.
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
İlk tepkiyi sen bırak.
Yorumlar (39)
B.G. dedi ki
16 Mayıs 2026Her karşilasılan kişide veya olayda hayat bana ne anlatıyoru anlamaya çalışmak çok kıymetli. İz ve işaretleri doğru takip edersek hqyatın içinde kaybolup gitmeyiz.
Ceylan dedi ki
19 Mayıs 2026Hayattaki işaretleri okuyarak yol almak hedefe doğrudan ulaşmak için gerekiyor. İnsanın amacı neydi? Mutlu olmak?
Başarılı olmak?
Doyumlu ilişkiler kurmak?
D şıkkı Hepsi :)
Peki bu nasıl mümkün olabilir?
İşaretleri okuyabilecek bilgi ile rahat ilişkiler kurulan hayatla 👍🏻
Berra dedi ki
19 Mayıs 2026O işaretleri görmek umuduyla
N.İ dedi ki
19 Mayıs 2026Çocuğuna bakması aynaya bakmasına benziyor insanın. Bu ayna bazen eş, arkadaş bazen de evladı oluyor. Aynaya bakabilmek aynı zamanda insanın dönüşümünün de başlaması...
Serap başlangıcı iyi yapmış devamı da keyifle gelsin :)Selma dedi ki
22 Mayıs 2026Ayna benzetmesi ne hoş olmuş... Karşımıza çıkanlar hep bize ayna:)
HÇ dedi ki
19 Mayıs 2026Şu zamanda herkes köyüne dönse güzel olmaz mıydı?
Ebru Karaoğlan dedi ki
19 Mayıs 2026Oğlunda kendini gördü ve oğlunu değil kendini dışarı attı... Bu ne güzel okumadır... Biz de her işareti bu şekilde okuyabilsek keşke...
Özlem Sunarel dedi ki
19 Mayıs 2026Yetiştirmek ne kadar önemli , kime neyi aktardığını anlamak 👍💖
Çok teşekkürlerÇiğdem dedi ki
19 Mayıs 2026Çocuklar, bütün eksiklerimizi,fazlaliklarimizi aynalar bazen. Görmeyi bilmek gerek.
Esma taşgın dedi ki
19 Mayıs 2026Son noktaya gelirken insan görünen iz işareti görmek istememeside çok acı hocam. Herkesin dönüşeceği yer belli aslında egosal bakış açısıyla iz işaretleri görmezden gelmek hayatı kaosa sürüklemek gibi.
Aylin Çelik dedi ki
19 Mayıs 2026İnsanın kaçtığı , ertelediği yada kendisi için yapması gereken şeylerin işaretlerinin geliyor olması ayrı bir güzel. İşaretlerin varlığının bilgisine sahip olmak ap ayrı güzel. Hayatımızdaki işaretleri fark edenlerden olmak dileğiyle:)
Şeyma dedi ki
19 Mayıs 2026Kişilere ve olaylara bu gözle bakabilmek ne güzel olur... Farkındalık oluşturduğunuz için teşekkürler :)
Cansu M. dedi ki
19 Mayıs 2026Bazen direnip görmezden geliyoruz o işaretleri ve sonra büyük patlak veriyor maalesef. Kaleminize sağlık, çok farkındalık oluşturan bir yazı olmuş📌
ASU dedi ki
19 Mayıs 2026Dış dünyayı suçlamak ne kolay ama uzattığımız işaret parmağı bir karşıyı gösterirken 3 parmak bizi işaret ediyor. Biz değişince dünya değişiyor. Özüne dönmeli insan…
Selma Yılmaz dedi ki
7 Ekim 2026Hiç bu şekilde düşünmemiştim. Benim için farklı bir bakış açısı oldu:)
Yeşim Y. dedi ki
19 Mayıs 2026Hayatın ne anlatmak istediğini duyabilen, işaretleri görebilenlerden oluruz dilerim. Her şeyin çözüme kavuştuğu yer belki de orasıdır..
Kaleminize sağlık💐Havva Çelenk dedi ki
19 Mayıs 2026İz ve işaretleri doğru okumak Hayat kalitemizi de artırır. Bu hayatta her şey işareti ile gelir ve iz bırakarak ayrılır. Önemli olan bunları vaktinde ve doğru okuyabilmek. Böyle olduğunda yaşadığımız olaylar karşısında tedbir almamızı sağlar. Bu da yaşam kalitemizi arttırır.
Nesibe Sevilay Bovatekin dedi ki
19 Mayıs 2026Herkesin yaşlanınca bir köyüne dönme özlemi vardır ya hani
Bu belki de insanın özüne dönem isteğinden geliyor olabilir diye düşündüm bu yazıyı okuyunca
TeşekkürlerGülşen G dedi ki
19 Mayıs 2026Bana da kendimi buldurdunuz... hep dünyayı gezmek isterdim ve en çokta Avustralya yı merak ederdim... şimdi oğlum Avustralya da ve dünyayı gezmek isteyen biri oldu.... oysa Türkiye miz çok güzel çokkkk... Aileden uzak olmak ayrıca bir sıkıntılı durum...
Ellerinize sağlık....Rukiye karahanlı dedi ki
19 Mayıs 2026Belki de mesele şudur:
Hayatın bizi götürdüğü yere karşı koymak yerine,
Onun ne anlatmak istediğini duymaya çalışmak…
Ne kadar da doğru..... Çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.
Fatma Zehra Kümtaş dedi ki
19 Mayıs 2026“Ağaç yaşken eğilir,”
Güneş ışıkları nasıl yansımıştı o küçük fidana..
Anne olarak neyi yansıtıyordum yetiştirmek için emanet edilenlere.
İnsan olarak neyi yansıtıyordum?Tuba dedi ki
19 Mayıs 2026Hayatın içinden insana dokunan bir yazı...kaleminize sağlık 😊
Hülya Mizrap dedi ki
19 Mayıs 2026O duyulan cümlelerde neler neler gizlidir bir bilsek… farkına varanlardan olup hayatıma geçirdiğimiz günler içindeyizdir belkide☺️
Belkide o “güzelim Köy” burnumuzda tütüyor. Kim bilir işaret okumaya devam🫶🏻
Kaleminize sağlık
Yağmur dedi ki
19 Mayıs 2026Bazen çiçek tarlasının içindeki bir çiçekte, bazen hepsinden ayrı duran tek başına açmış bir çiçekte kendimizi görürüz. Bazen kabuğuna çekilen bir kaplumbağada, bazen özgürce koşan atların arasında kendimizi gördüğümüz zamanlar olur...
Meğer insanı kendisine anlatan ne çok işaret varmış etrafındaYağmur dedi ki
19 Mayıs 2026Emeğinize sağlık arka planda ne çok şey anlatan ama özünü veren değerli bir yazı...
Binnur dedi ki
20 Mayıs 2026Bu gözle bakıp mesajları doğru anladığında insan, ne yapması gerektiğini de anlıyor, hayattan keyifte almaya başlıyor. Şikayet edenlerden değil algılayabilen lerden olmak duasıyla...🌸
Selma Esra dedi ki
20 Mayıs 2026Keşke daha fazla iz isaret okuma ilmim olsa diyor insan...
Feride Didem dedi ki
24 Mayıs 2026Serabın oğlu aynası olmuş meğerse..
Ne kadar hayatın içinden bir öykü. Emeğinize sağlık çok güzel bir yazıydı. 💫B.C dedi ki
23 Eylül 2026İnsanın Kendi yansımalarını fark edebilmesi görebilmesi nekadar kıymetli.
Selma Yılmaz dedi ki
9 Temmuz 2026Aslında bu kabul etmesi çok zor bir gerçek. Hiç işimize gelen bir şey de değil maalesef. Babasının oğlu demek daha kolay:) Kabul edince de ne büyük bir nimet…
Rumeysa Gökkaya dedi ki
7 Ekim 2026Çocuklardan geliyor işaretler :)
B.C dedi ki
23 Eylül 2026Hayatın bizi götürdüğü yere karşı koymak yerine,
Onun ne anlatmak istediğini duymaya çalışmak…
Teşekkürler...Neslihan D dedi ki
23 Eylül 2026Aslında bazen insan hayatın dilinden anlıyor fakat işine gelmediği canı acıyacağı için yüzleşmek istemiyor.iyileşmek için o acıyı göze almak gerekir.
Mihrican Baki dedi ki
24 Eylül 2026Hayatın anlamı işaretlerini ne dediğini deşifre edince başlıyor.. Anlayabilmek ümidiyle..
Havva Çelenk dedi ki
6 Ekim 2026Hayat bize sürekli işaretler gönderiyor. Yaşadığımız olaylarda, karşılaştığımız olaylarda,iz ve işaretleri okumak ne kadar kıymetli. İz ve işaretleri okuyabilenlerden olmak dileğiyle.
Kaleminize sağlık.Fatma Zehra Kümtaş dedi ki
6 Ekim 2026Hayatın bizi götürdüğü yere karşı koymak yerine,
Onun ne anlatmak istediğini duymaya çalışmak…
Bize ne anlatıyor yaşadıklarımız. İşaretler neyi gösteriyor. Hangi köye gitmemiz lazım?
Gülnaz D. dedi ki
6 Ekim 2026Hayat bize sürekli işaretler gönderiyor... O işaretleri görebilmek umuduyla. Emeğinize sağlık
Selma Yılmaz dedi ki
7 Ekim 2026Ben de oğlumda kendi inadımı görüyorum. Önceleri kızıp ben de onunla inatlaşıyordum şimdi ise anlıyorum. Kendimi bu konuda iyileştirdikçe oğlumun da inadının kırıldığını fark ediyorum.
Rumeysa Gökkaya dedi ki
7 Ekim 2026İnsan insanın aynasıdır derler :)
