DOĞANIN BİLDİĞİNİ İNSAN NEDEN UNUTUR?

DOĞANIN BİLDİĞİNİ İNSAN NEDEN UNUTUR?

DOĞANIN BİLDİĞİNİ İNSAN NEDEN UNUTUR?

3 dk okuma

Çiğdem o gün Kerem ile buluşmak için sözleştikleri kitap kafeye her zamankinden biraz daha erken gelmişti.

Kahvesini söyleyip boş bir masaya oturduğunda Kerem'in yine geciktiğini fark etti. Aslında Çiğdem artık onu beklemeye alışmış gibiydi.

Telefonuna baktığında Kerem'den hâlâ bir mesaj gelmediğini gördü. Oysa kendisi gecikeceği zaman birkaç dakika önceden haber vermeyi bile önemserdi.

Derin bir nefes alıp etrafına bakındı. Bir süre daha beklemekten başka yapabileceği bir şey yoktu.

Gözleri raflardaki kitaplara takılınca rastgele birini eline aldı. Kitabı açtığında karşısına çıkan ilk cümle hemen dikkatini çekti:

"Doğada hiçbir mevsim kendisi için yaşamaz."

Merak ettiği için kitabı elinden bırakmadı ve birkaç sayfa daha okumaya karar verdi.

Doğada Her Şey Birbirine Alan Açar

İlkbahar, kışın bıraktığı yerden devam eder ve toprak yavaş yavaş yaza hazırlanır. Yaz yerini sonbahara bırakırken sonbahar da kışın gelişine hazırlanır.

Mevsimler birbirinin ardından gelirken her biri kendinden sonra gelene alan bırakır ve doğadaki döngü böylece devam eder.

Çiğdem sayfayı çevirdiği sırada kahvesi geldi ve fincandan yükselen sıcaklık gözlüklerini bir anda buğulandırdı.

Gözlüklerindeki buğu kısa sürede geçti ama okudukları, zihninde yeni soruların belirmesine neden olmuştu.

Kitapta sincapların kış gelmeden yiyeceklerini sakladıkları anlatılıyordu. Ancak sakladıkları tohumların bazılarını daha sonra bulamıyorlardı.

Toprakta unutulan bu tohumların bazıları bahar geldiğinde filizleniyor ve hiç beklenmedik bir yerde yeni bir yaşam başlıyordu.

Bir canlının unuttuğu tohum, başka bir yaşamın başlangıcına dönüşebilir.

Çiğdem bu cümlede durdu ve kitabı kapatmadan gözlerini bir süreliğine sayfadan kaldırdı.

"Peki insanlar birbirleri için ne yapıyor?"

İlişkilerde Hep Veren Taraf Olmak

Bu soru onu rahatsız etmişti, çünkü kendi hayatına baktığında cevabın bir kısmını orada görebildiğini düşünüyordu.

İlişkilerindeki denge uzun zamandır kaybolmuştu. Çoğu zaman veren, anlayan ve bekleyen tarafın kendisi olduğunu şimdi daha açık görüyordu.

Karşılığında ne aldığını ise bugüne kadar pek düşünmemişti. Vermeyi sevgi, fedakârlığı ilişkinin şartı, susmayı ise huzur zannetmişti.

Telefonuna yeniden baktı.

Kerem hâlâ gelmemişti.

Belki de mesele yalnızca Kerem'in gecikmesi değildi. Çiğdem ilk kez kendisinin neden sürekli beklediğini ciddi biçimde düşünüyordu.

Kitapta okuduğu mevsimler zihninde artık başka bir anlam kazanmıştı. Her biri kendinden sonra gelene bir şeyler bırakıyordu.

Belki ilişkiler de böyleydi.

Belki de sevgi, onun düşündüğü gibi yalnızca vermek değildi. Birbirine alan açmanın da sevginin içinde bir yeri olmalıydı.

Yıllardır fedakârlık olarak gördüğü bazı davranışların aslında kendisini ne kadar yorduğunu şimdi çok daha açık biçimde fark ediyordu.

Vermek ve Almak Arasındaki Denge

Çiğdem kendi ilişkisini düşündükçe daha önce üzerinde pek durmadığı bir sorunun zihninde giderek belirginleştiğini hissetti:

"Ben ilişkilerimde ne kadar alıyorum?"

Bu sorunun cevabını düşünürken zihninde başka bir soru belirdi ve bu kez cevabını bulmak o kadar kolay değildi:

"Peki neden hep veren taraf olmaya çalışıyorum?"

Belki mesele çok vermek değildi. Asıl mesele, vermekle almak arasındaki dengenin zaman içinde fark edilmeden kaybolmasıydı.

Kerem de zamanla Çiğdem'in verdiklerini olağan kabul etmeye başlamış olabilirdi. Çiğdem ise kendisinin bunu ne zaman olağanlaştırdığını hatırlamıyordu.

Bir kez daha kitabın sayfalarına baktığında mevsimlerin birbirinin aynısı olmadığını düşündü. Her birinin zamanı, ihtiyacı ve doğaya kattığı başka bir şey vardı.

Bir taraf sürekli diğerine yer açarken, kendi yeri giderek daralmamalıydı.

Çiğdem kitabı yavaşça kapattı.

Kerem hâlâ gelmemişti.

Saate baktığında ne kadar zamandır beklediğini fark etti. Bu kez beklemeye devam etmedi.

Kitabı yerine bıraktı, çantasını aldı ve sandalyesinden kalkarak kapıya doğru yürümeye başladı.

Az önce okuduğu cümle hâlâ zihnindeydi. Mevsimler birbirine yer açıyordu.

Çiğdem de artık kendisine yer açacaktı.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.