
DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY
Seherin ilk dakikaları ile evinin ormana bakan penceresi yaz kış demeden sonuna kadar açılırdı. Gülbahar, elinde bir fincan sıcak kahve ile güneşi ayakta karşılamayı seviyordu. Mevsim ne olursa olsun. Öylesine dalardı ki güneşin doğuşunu izlemeye, günün rengine bürünürdü adeta. Gökyüzünün turuncu pembe tonları yanaklarının pembesine karışırdı.
Acı ve Lezzetli
Günlük programını hatırlayınca, yaşayabileceği zorluklar hakkında hafif kaygılandı. Kahvenin acı kokusunu içine çekti. Acı ve lezzetli kokusu, hoşuna gidiyordu. Ona hayata dair bir mesaj veriyordu her seferinde. Acılara rağmen lezzetin olması gerçeğini. Geçmişi de öyle değil miydi? On iki on üç yaşlarından itibaren ağır yükler ile geçen koşturmalı bir hayat. Tek evlattı. Hasta ebeveynleri vardı. Yüreği okuma arzusu, insanlara faydalı olma ile yanıyordu. İstekleri arasında kalmıştı ve hayatın ondan taşımasını beklediği yükler arasındaydı. Sonunda hem ailesine destek olan hem de toplum için koşturan insanlara hizmet eden ve bunlardan da keyif alan birine dönüşmüştü. Acı olmakla birlikte lezzetliydi tümü. Bunları hatırlamak iyi geliyordu. Altından kalkamayacağını düşündüğü yüklü günlerde ona güven veriyordu.
Yıllar önce öğretmenlik mesleğine başladığı günlerde, veliler ve öğrenciler ile zorlandığı günler oldu. Bununla beraber her zorlukla beraber gelen bir güzelliğe şahit oluyordu. Gençliğindeki hayat mücadelesinden veya içtiği acı kahveden aldığı lezzet gibiydi. Zorluklar insanı hayatın nice güzelliklerine hazırlıyordu adeta. Öğretmenliğindeki çabalarının sonunda gençlerde şahit olduğu değişimler de böyleydi.
Değişimlerin Somut Şahitleri Çiçekler
Gülbahar, işini yaparken bunu hayatında somut bir şeyle eşleştirmeyi severdi. Mesleğinde zorlandığı dönemde onları yetiştirmeyi daha iyi anlamak için okul bahçesine öğrenci sayısı kadar fide ekmişti. O fideleri sulayıp, büyütürken öğrencilerini anlamaya çalışırdı. Sonra bunu alışkanlık haline getirdi.

Tabi yıllar içinde öğrencileri arttı. Öğretmenler odasına saksıda çiçekler getirmeye başladı. Onların kimi günlük su ister, kimi haftalık isterdi. Kimi güneş ister, kimi gölgede kendi halinde kalmayı severdi. Öğrencileri de öyleydi kimi daha yoğun ilgi istiyordu. Kimi sürekli göz önünde olmaktan kaçıyor ve arada başarıları ile var olmak istiyordu. Kiminin dalı kırık oluyor eğik büyüyordu. Kimi çiçekleri serperek gösterişle büyüyordu. Zaman zaman bazıları büyümesi duraksıyor, bazısı canlanıyordu. Öğrencileri de bazı dönemler olgunca davranıyordu. Bezen de kendilerine yakışmayacak davranışları olabiliyordu. Sonra pişman olup o pişmanlıkla daha büyük bir iyilik de yapabiliyorlardı. Tabi aksini de görebiliyordu az da olsa.
Hayat Öğrencisi
Hepsinin ayrı zamanı ve ayrı ihtiyaçları vardı. Öğrencilerini yıllar içinde itina ile takip eder ömürlerine şahit olurdu. Zor, zahmetliydi zahmetli olmasına rağmen ancak toplamda çok keyifliydi. Acı kahvenin tadı gibi... Onların bu değişimleri ona da hayata ve insana dair birçok şeyi öğretiyordu. Kim kimin öğrencisiydi? Öğrenciler mi onun? O mu hayatın?
Her seferinde başka hayatlara şahit oluyordu. Gelenler yine öğrenciydi. Yalnız her seferinde farklı şeyler ile gelen öğrencilerdi. Her biri için aldığı çiçekler gibi. Gelen yine menekşeydi veya ortancaydı. Ancak bir öncekinin aynısı değildi.
Farklı insanlar ve değişimleri...
Değişmeyen tek şey vardı, o da "herkesin ve her şeyin değişebildiği gerçeği; olumlu veya olumsuz anlamda"
Gülbahar, insanların ona yüklediği zahmete takılmadı. Hayatı anlamlandıracağı, derslere odaklandı.
Peki bizler ilişkilerimizden ne kadar ders çıkarabiliyoruz ?
Bu yazı sana nasıl hissettirdi?
Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.
Toplam 5 tepki
Yorumlar (1)
Ecrin Gorgulu dedi ki
3 Kasım 2026Bir fidenin, bir öğretmenin , bir bireyin ve bir öğrencinin gelişimi…
Doğanın verdiği motivasyonla çok güzel ifade edilmiş 🌷
