Kış, beyaz örtüsünü usulca ardında bırakıp sahneden çekildi. Her mevsim gibi onun da gitme zamanı gelmişti. Yerini rengârenk çiçekleriyle doğayı yeniden canlandıran yaza bıraktı. Güneş toprağı ısıtıyor, dallar meyveyle doluyor, bereket ve neşe dört bir yana yayılıyordu.

Yaz mevsimi Ömer için yalnızca sıcak günler demek değildi. Her yaz, çocukluğunun en güzel anıları birer birer zihninde canlanırdı.

Yaz Tatilleri Neden Unutulmaz Hatıralara Dönüşür?

Okullar tatil olur olmaz ailece memlekete giderlerdi. Dedelerinin yanında kalır, bağda bahçede çalışır, akşamları kalabalık sofralarda buluşurlardı.

Ama Ömer’in en çok beklediği gün, Selim amcasının kamyonetine doluşup hep birlikte denize gittikleri gündü. Denize vardıklarında dedesi kocaman bir karpuzu usulca suya bırakırdı. “Öğlene kadar buz gibi olur.” der, gülümserdi.

Çocuklar denizin keyfini çıkarırken büyükler sofrayı hazırlardı. El açması börekler, sarma, dolma, domates, peynir… Sofranın tam ortasında ise Ömer’in annesinin yaptığı bisküvili pasta mutlaka yerini alırdı. Yemekler yenir, sohbet koyulaşırdı.

Sonra dedesi her zamanki gibi yüksek sesle seslenirdi: “Çocuklar, getirin bakalım şu bizim pehlivanı!”

Denizde bekleyen karpuz hemen kıyıya çıkarılırdı. Dedesi onu ustalıkla ikiye böler, herkesin eline iri birer dilim verirdi. Serin karpuzun tadı kadar, aynı sofranın etrafında toplanmış olmanın mutluluğu da unutulmazdı.

Ömer için çocukluk; kuzenleriyle geçirilen yazlar, dedesiyle bahçede çalışmak, Selim amcasıyla pazara gitmek ve kamyonet kasasında söylenen şarkılardı.

Hayat İnsanı Neden Sevdiklerinden Uzaklaştırıyor?

Yıllar su gibi akıp geçti.

Kuzenlerin her biri okulunu bitirdi, işe başladı, evlendi, çocuk sahibi oldu. Hayat herkesi farklı yönlere savurdu. Bir zamanlar her gün birlikte olan çocuklar, artık birbirlerini ancak düğünlerde ya da cenazelerde görebiliyordu. Bir zamanlar kardeş gibi büyüyen kuzenler, farkında olmadan birbirlerinin hayatlarından uzaklaşmıştı.

Ömer sık sık bunu düşünüyordu. 

Gerçekten insanları birbirinden uzaklaştıran yalnızca yoğunluk muydu? Yoksa yoğunluk bahanesinin arkasına saklanırken ilişkilerimizi yavaş yavaş ihmal mi ediyorduk?

Eskiden insanların da işleri, geçim sıkıntıları ve sorumlulukları vardı. Buna rağmen birbirlerine uğramaya, aynı sofraya oturmaya, birlikte gülmeye zaman bulabiliyorlardı. Bugün ise imkânlarımız arttı ama birlikte geçirdiğimiz zaman azaldı. 

Çocukların En Büyük İhtiyacı Birlikte Geçirilen Zamandır

Artık Ömer’in de çocukları vardı. Ama onlar kamyonet kasasında denize gitmenin heyecanını bilmiyorlardı. Dedelerinin “Pehlivanı getirin!” diye seslenişini ya da kuzenleriyle gün boyu oynayıp akşam aynı sofraya oturmanın mutluluğunu hiç yaşamamışlardı.

Hafta sonları kurslarla, yaz tatilleri yaz okullarıyla doluydu. Anne babalar çocuklarına iyi bir gelecek hazırlayabilmek için büyük emek veriyordu. Fakat bazen bu yoğun tempo içinde çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey gözden kaçıyordu: Birlikte geçirilen zaman ve güçlü aile bağları.

Takvimler doluydu ama aile albümlerine eklenecek yeni hatıralar giderek azalıyordu.

Aile Bağlarını Güçlendirmek İçin Biri İlk Adımı Atmalıdır

O hafta sonu Ömer uzun uzun düşündü.

Sonra fark etti ki yalnızca özlemek hiçbir şeyi değiştirmiyordu.

Biri ilk adımı atmalıydı.

Telefonunu eline aldı. Uzun zamandır konuşmadığı kuzenlerinin numaralarını tek tek çevirmeye başladı.

Belki aynı kamyonete binemeyeceklerdi. Belki dedesi artık karpuzu denize bırakamayacaktı. Ama insanlar isterse, hatıraların bıraktığı yerden yeniden yürümeye başlayabilirdi.

Telefonun diğer ucundan gelen sıcak sesle birlikte Ömer gülümsedi.

O an anladı ki bazı gelenekler kendiliğinden kaybolmaz, yalnızca birinin yeniden başlatmasını bekler.

Belki de karpuz kabuğunu yeniden denize düşürmenin vakti gerçekten gelmişti.

Bazen Bir Telefon Yılların Özlemini Bitirir

Bu yazıyı okurken aklınıza uzun zamandır aramadığınız bir kuzeniniz, amcanız, teyzeniz ya da başka bir yakınınız geldiyse, beklemeyin, hemen harekete geçin. Çünkü bazen yılların özlemini bitiren şey, sadece “Nasılsın?” diye başlayan bir telefon konuşmasıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner