Doğadan ve İnsanlardan Öğrenmenin Hikâyesi
Baharın gelişi yalnızca ağaçların yeşermesi ya da çiçeklerin açması değildir. Toprağın uzun süren sessizliği bozulur, görünmez bir telaş başlar. Rüzgâr çiçeklerin kokusunu taşırken arılar da kovanlarından çıkar. Her biri görünmeyen bir görevin peşindedir. Çiçekler onları bekler, onlar da çiçekleri.
Baharın Sessiz İşçisi: Bombus Arısı
Bombus arısı, bu sessiz emeğin en dikkat çekici işçilerinden biridir. İri gövdesi, kadifeyi andıran tüyleri ve ağır görünen kanat çırpışlarıyla diğer arılardan ayrılır. İlk bakışta hantal sanılır; oysa doğanın en çalışkan tozlayıcılarındandır. Tüylü bedenine yapışan polenleri bir çiçekten diğerine taşırken farkında olmadan hayatın devamına aracılık eder.
O bahçede en sık mor çiçekli ebegümecilerinin üzerinde görülürdü. Bahardan yaz sonuna kadar süren bu dostluk, doğanın en eski anlaşmalarından biridir.
Bir Bahar Sabahı Dede ile Torun
O sabah Ali, dedesiyle birlikte bahçede dolaşıyordu. Meraklı gözlerle etrafı inceliyor, dedesi ise ağır adımlarla yürüyordu. Bir kayanın üzerine oturup soluklandılar.
Dedesi, Bombus arısını göstererek gülümsedi.
Doğadan Öğrenmesini Bilenler
“Şu küçücük canlılara bak. Her biri farklı çiçeklere konuyor. Hiçbiri tek bir çiçeğin peşinde değil.”
“Peki neden?” diye sordu Ali.
“Çünkü tek bir çiçek yetmez.”
Ali, Bombus’un bacaklarında biriken sarı polenleri gösterdi.
“Bu kadar poleni ne yapacak ki?” dedi.
Dedesi anlatmaya başladı. “Birazını oradan, birazını buradan topluyor. Çiçeklerden polen ve nektar taşıyor. Bunlarla hem kendisini hem de yuvasındaki diğer arıları besliyor. Ama asıl güzellik, bir çiçekten diğerine taşıdığı polenlerle yeni çiçeklerin, meyvelerin ve tohumların oluşmasına katkı sağlaması. Farkında olmadan dokunduğu hayatı çoğaltıyor.” Bal başlı başına bir mucize; ama asıl mucize, çiçeklerden topladıklarıyla hem kendilerini beslemeleri hem de dokundukları hayatı zenginleştirmeleri.”
Bir süre sustuktan sonra sözlerine devam etti.
“İnsan da böyledir; biliyor musun Alicim?” dedi.
Karşılaştığım Bana Ne Öğretiyor?
“Karşılaştığı herkes ona görünmez bir şey bırakır. Kimi faydayı öğretir, kimi tutarlılığı, kimi açık ve anlaşılır olmayı… Kimi ise nasıl davranmaması gerektiğini gösterir.”
Ali gülümseyerek sordu:
“Yani biz de polen mi topluyoruz?”
Dedesi başını salladı.
“Sadece insanlardan değil, doğadaki tüm canlılardan da öğrenebileceğimiz ve başkalarına taşıyabileceğimiz öyle çok şey var ki… Hayat, öğrenmesini bilenler için kocaman bir okuldur,” dedi.
Bombus, ebegümecinden havalandı. Dede ile torunun üzerinden geçerek yakındaki çiçeklere kondu. Kanatlarındaki titreşim baharın sessiz uğultusuna karıştı.
Ali düşünceli bir ifadeyle dedesine döndü.
“Dedeciğim, o zaman doğa da, insanlar da, sessiz bir öğretmen gibi diyebilir miyiz?”
Dedesi gülümsedi.
“Evet, Alicim. Merak edip öğrenmek isteyenler için öyledir.”
Dede ile torun oturdukları kayadan kalkıp patika boyunca yürüdüler ve köy yolunda gözden kayboldular.
Bombus ise yeniden çiçeklerin arasına döndü; onu bekleyen başka çiçekler vardı.
Yıllar sonra Ali, hayatının en büyük derslerini dedesiyle yaptığı o bahar sabahı sohbetlerinden aldığını fark edecekti. O gün çocukluğunu güzelleştiren sözler, aslında bütün hayatına yön vermişti.
O günden sonra etrafındaki her insana, her canlıya ve her olaya aynı soruyla yaklaşmaya başladı:
“Karşılaştığım bana ne öğretiyor?”
Çünkü anladı ki insanoğlu, tıpkı bombus arısının farklı çiçeklerden topladığı polenlerle balı oluşturması gibi, karşılaştığı her insandan, her deneyimden ve doğanın her ayrıntısından kendine bir parça katabilirdi.
Ve belki de tıpkı dedesinin dediği gibi, hayatın içinde saklı duran bu büyük dersleri fark etmek, onları öğrenmek ve zamanı geldiğinde başkalarının hayatına umut olacak şekilde paylaşabilmek, insanoğlunun hayattaki en büyük hedefidir.
İnsan bunu fark etmek için uğraşırken, acaba Bombus arısı bunu zaten biliyor muydu?
4 Responses
Küçüklüğümde koyunlarımız vardı. Ara sıra onları ben otlatırdım. Kuzuları doğduğunda sürünün en arkasında kalır diğerlerine yanına yaklaştırmazdı. Şimdi düşününce bizde bebeğimiz doğduğunda kimsenin dokunmasını istemiyoruz…
Bombus arısı nasıl farklı çiçeklerden topladıklarıyla hayatı renkleniyorsa, insan da karşılaştığı her kişiden ve her tecrübeden aldığı güzelliklerle daha da olgunlaşır. Asıl mesele, öğrenmeye hep açık kalabilmek.. Kaleminize sağlık💐
Hayat isaretlerini anlayabilen icin ne kadar da öğretici tıpkı bir öğretmen gibi…
Gerçek okul doğadır. İnsanoğlu öğrenmek istediğini doğaya baktığında öğrenebilir. Nasıl ki öğretmen öğrencilerine öğrettikleri ile ışık saçıyor ,umut verebiliyorsa, insanoğlu da doğadan öğrendikleriyle ışık saçıp tüm insanlığa umut olabiliyor. Mesele sadece öğrenmek değildir aslında. Bu öğrendiklerini başkalarının hayatına da yerleştirebilmek. Başkalarının hayatına umut olabilmek.