Severek okuduğu romanları da kutuya yerleştirdikten sonra koli bandını aradı. Nerede unuttuğunu hatırladı ve ince, dar koridordan geçerek mutfağa girdi. Koli bandını nereye koyduğunu düşünürken bir öksürük krizi tuttu. Hemen bir bardak su içti ve ancak o zaman toparlanabildi. Taşınma telaşının tam ortasında ağır bir gribe yakalanmıştı. İyileşmeye çalışırken kendine yeterince dikkat edemiyordu.

Hayatının önemli bir dönüm noktasındaydı. Üniversite okumak için geldiği şehirden ayrılma vakti gelmişti. Bu ayrılık onun için oldukça zordu çünkü burada birçok arkadaşı vardı. Buse, çevresi geniş ve okulda sevilen bir öğrenciydi. Arkadaşlarının onda bıraktığı izler, edindiği meslekten bile daha derindi. Burada “dostum”, “arkadaşım” dediği birçok insan vardı.

AYNI KELİME, FARKLI ANLAMLAR

Düşündükçe yavaşlıyor, hastalığın verdiği halsizlik de hızını kesiyordu. Yapılacak o kadar çok işi vardı ki ayakta kalmak zorundaydı.

“En azından boğazıma iyi gelir diye bir çorba yapsam iyi olur.” dedi.

Nasıl olsa taşınacaktı; dolaptaki her şeyi tüketmişti. Mutfak raflarını ve buzdolabını kontrol etti. Sonra:

“En azından nane limon yapacak malzeme var.” diyerek sevindi.

Tam o sırada gözleri buzdolabına iliştirilmiş bir fotoğrafa takıldı. Üç kişilik arkadaş grubuyla çekilmiş oldukları fotoğrafın altında “Can Dostlar” yazıyordu. Gülümsedi.

“Can dostlar…” diye mırıldandı.

Bu ifade kulağına ne kadar sıcak ve samimi gelmişti.

O sırada telefonu çaldı. Ekranda büyük harflerle “CAN DOSTUM MERVE” yazıyordu.

Yüzündeki tebessümle telefonu açtı:

— Dostum, naber? Bizim mekândayız, gelsene.

Bir anda yüzündeki gülümseme silindi. Biraz önce kendi kendine söylediği “can dostlar” ifadesinin hissettirdiği sıcaklıkla, telefondaki “dostum naber” cümlesinin uyandırdığı duygu arasında büyük bir fark vardı.

Bunu ilk kez mi fark ediyordu?

Ne kadar soğuk ve samimiyetsiz gelmişti kulağına… Sanki ikisinin dostluk anlayışı birbirinden tamamen farklıydı. Aynı kelime, iki kişide bambaşka anlamlar taşıyordu.

Kendini toparladı ve konuşmaya çalıştı:

— Merve, biliyorsun taşınıyorum. Üstelik çok hastayım. Siz eğlenin.

— Kızım, taşınma işi kaçmıyor ya! Gel bir kahve içersin, sıcak sıcak iyi gelir.

— Kendimi gerçekten iyi hissetmiyorum Merve. Size iyi eğlenceler.

— Tamam dostum, sen bilirsin. İyileşirsen gelirsin. Kolay gelsin.

Telefon kapandı.

Buse çok üzülmüştü. Dostluk bu muydu? Yıllarca birlikte vakit geçirdiği kişi, hasta olduğunu ve desteğe ihtiyaç duyduğunu bildiği hâlde nasıl bu kadar rahat davranabiliyordu? Daha da önemlisi, bu kişi gerçekten dostu olabilir miydi?

Dostluk gerçekten neydi?

Onlarınki dostluk değilse neydi?

İYİ GÜN DOSTU, KÖTÜ GÜNDE NE OLUR?

Yıllarca bir araya geldiklerinde sabaha kadar sohbet etmişlerdi. Birlikte kahvaltılara gitmiş, alışverişler yapmışlardı. O kadar yakın görünürlerdi ki zaman zaman birbirlerinin kıyafetlerini bile ödünç alırlardı.

Hayatlarında olup bitenleri WhatsApp gruplarında paylaşır, birbirlerinden tavsiye alırlardı. Sosyal medyada gittikleri mekânlardan sıcak pozlar verir, herkese ne kadar iyi dost olduklarını göstermeye çalışırlardı.

Anlık olarak çok eğlenirlerdi; fakat zor zamanlarda bir araya pek gelmezlerdi. Hastalıkta, cenazede ya da herhangi bir sıkıntılı dönemde yan yana oldukları pek görülmezdi.

“İyi günde dost olan kişi, kötü günde ne oluyordu?” diye düşündü Buse.

Sonunda kendi kendine şöyle dedi:

“Biz olsa olsa iyi gün dostuymuşuz.”

Tabii gerçekten böyle bir dostluk varsa…

Buse, dostluğun tam olarak ne olduğunu henüz çözememişti ama ne olmadığını fark etmeye başlamıştı. Dostluğun hangi kavramlarla karıştırılabileceğini de artık daha iyi görebiliyordu.

Belki de bu şehirden ayrılmak ve yeni başlangıçlar yapmak ona iyi gelecekti. Belki böylece gerçek dostluklar kurabilecekti.

Buse’de olduğu gibi insanlar da çoğu zaman birbirine benzeyen kavramları karıştırırlar:

• Sabır ile tahammülü,
• Aşk ile sevgiyi,
• Dost ile sıradan arkadaşı.

Bu kavramların gerçek anlamını bilmek, onların ölçüsünü de doğru belirlememizi sağlar. Bir kavramın gerçek anlamı, bir adres gibidir. Adresini bilmediğimiz yere ulaşmamız nasıl zorlaşırsa, anlamını bilmediğimiz kavramlara ulaşmamız da o kadar zorlaşır.


Eğer dost kavramının ölçüsünü bilirsek, kimin gerçekten dost olduğunu da daha kolay ayırt edebiliriz.


Gerçek dostluklar kurabilmek dileğiyle…

21 Responses

  1. Hem her mevzu insan tanıma konusuna geliyor- işin içinde insan olduğu sürece bu böyle olacak-demek ki.. Hem de herşeyin bir gerçegi var bir de gerçek olmayan versiyonu… Gerçek dostun ne olduğu değil gerçekten dost ne demek bilmeye ihtiyacım var.. O da yetmez gerçek olmayan versiyonunu da bilmeye ihtiyacım var ki karşılaştığımda ayrıştırabileyim..

    1. Çok hüzünlü ve aynı zamanda da çok düşündürücü…
      “İyi gün dostu” bile tam dostluk olmadığını anlıyor insan bu yazıyı okuyunca. Peki o zaman tam olarak adı ne oluyor acaba ?
      “Sadece güzel zaman geçirmek için yanında olanlar” 🙁
      O zaman bir test olmalı kim gerçek dost, kim güzel günlerde yanımızda diye… Bunun için galiba ya hasta olmalıyız, ya taşınmalıyız, ya yardım istemeliyiz yada borç istemeliyiz…
      Yazarın kalemine sağlık, gerçekten çok iyi noktaya parmak bastı ✔️🤗

  2. Ne kadar güzel bir tespit 👍

    Ne çok kelime karşılığını bulamıyor hayatımızda. Ne çok kavram karışıyor.

    Ölçü bilince ne kadar da kolaylaşıyor💖💖

  3. Bir ilişkideki kavramın gerçekliğini anlamak için bazen canımızı yakan bir şeyler yaşamamız gerekir kısa bir süreliğine
    Sonra gerçek ilişkiler başlar

  4. DOST..
    Ne kadar az şu zamandq
    Zor zamanda pek kimseyi yanımızda bulamdığımız bir zamanda yaşıyoruz.
    Bize güzel bir mesajı oldu bu güzel yazının.
    Ben nasıl bir dostum????

  5. ”Bir şeyin gerçek anlamını bilmek doğru adres gibidir.”
    Ne kadar doğru bir tespit
    Teşekkürler bu güzel yazı için

  6. Kavramlar doğru tanımlanmadığında her şey birbirine karışır . Söylendiği gibi; kişi tahammül ederken sabrettiğini, sıradan bir arkadaşlığı dost diye tanımlayabilir ve sonunda da yanıldığını anlar.

  7. Çoğumuz karıştırıyoruz. Bazen de öncesinde farketmemize rağmen karşı tarafa kondurmuyoruz, zor zamanımızda yanımızda olurlar beklentimiz var ancak ihtiyaç duyduğumuz zorlu dönemler kimin kim olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor. Tıpkı Buse gibi.

  8. Benim de az sayıda olsa gerçek dostlarım vardı… Ama kendi ülkemde kaldı….. Onları çok özledim… Bu, yazıyı okurken onlar geldi aklıma… Çok duygulandım….

  9. Yani bazıları kafamızın içinde çok güzel yerde ama aslında yani gercekte öyle değiller. O kadar değer verdiğim kişi o değeri haketmedigini anladığım anda yıkılıyorum maalesef.

  10. Aslında herşeyde bir ölçü var
    İnsan bu ölçüye göre seçimler yaparsa ve ona göre tepkiler verirse hayatta daha az üzülür

  11. Iyi günde dost olan kişi kötü günde nerede?
    Gerçek dostlardan olabilmek dileğiyle. Kaleminize sağlık.

  12. Insan ölçüsünü bilmezse ne anlama geldiğini bilmezse nasılsın dost ve düşmanını ayırt edebilir ki..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner