Bir Evliliğin Başlangıcı: Umut ve Fedakârlık
1980 yılının kış mevsimiydi. Hava gri, puslu bir hale bürünmüş, yağan yoğun yağmur sokakları temizliyordu. Soğuk ise rüzgârın etkisiyle adeta insanın içine işliyordu. İşte Aysel ve Ömer de böyle soğuk bir kasım gününde hayatlarını birleştirmişti.
Soğuğa rağmen etrafta renk renk kasımpatıları vardı. Ömer, dayıoğlu Şevki Abi’sinin arabasını düğün için almıştı.
“Kasımpatılar bizim sembolümüz olsun.” diyerek düğün arabasını da onlarla süsletmişti.
Aysel ise baba evinden ayrılmanın acısıyla süsleri pek fark etmemişti sanki.
Aradan geçen iki yıl sonunda ilk çocuklarını kucaklarına almışlardı. Eski zaman tabii, imkânlar da kısıtlıydı. Ömer, doğum öncesi yine Şevki Abi’sinden arabayı istemişti. Mahallede tek araba sahibi olunca, herkesin doğumunda, düğününde, hastasında, cenazesinde emeği vardı bu arabanın ve Şevki Abi’nin.
Zaman hızla akıp giderken çocuk sayısı üçe varmıştı. Ömer devlet memuruydu, maaşı belliydi ama Aysel tutumlu bir kadındı; hep idare etmişlerdi.
Ömer’in en büyük hayali, eşiyle birlikte güzel memleketi gezmek, görmekti. Ama üç çocuk yetiştirme telaşı içinde bırakın gezmeyi, birlikte vakit geçirmeye bile pek fırsat bulamamışlardı.
Zamanla Değişen Dengeler
Fakat Aysel anlamasa da Ömer için asıl sıkıntı, Aysel’in anne ve babasına olan düşkünlüğüydü.
Evlendiklerinin ilk günlerinden itibaren haftada bir iki gün yemeğe gitmeler, çocukların doğumuyla birlikte yatılı kalmalara dönüşmüştü. Yaşlılar torunlarıyla vakit geçirmeyi seviyordu. Ama Ömer bu durumdan rahatsızdı:
“Ben eve geldiğimde konuşacak, beraber yemek yiyeceğim kimse yok. Bu böyle olmaz.” derdi.
Aysel ise ailesini üzmek istemezdi:
“Biraz idare edelim. Yaşlı insanlar, incinmesinler…”
Yıllar geçti. Çocuklar büyüdü, evden ayrıldı. Babasının vefatından sonra Aysel’in annesine bağlılığı daha da arttı. Tatillerde bile annesini yanına alıyor, çoğu zaman günlerini onun evinde geçiriyordu.
Ömer emekli olmuştu ama bir arkadaşının dükkânında çalışıyordu. “Erkek adam hareketsiz olmaz” derdi. Aslında bu iş, yıllarca ertelediği hayalleri gerçekleştirmek için bir fırsattı. Ama Aysel’in dünyası neredeyse tamamen annesinin etrafında dönüyordu.
Ömer, eşini kırmamak için susuyordu ama içten içe üzülüyordu:
“Gençliği yalnız yaşadım… herhalde yaşlılığı da yalnız geçireceğim.”
Görmezden Gelinen Eksiklik: “Biz” Olabilmek
Oysa onun için evlilik, aynı soyadı taşımaktan fazlasıydı. Bir “biz” olabilmekti.
Peki neydi aile olmak?
“Ben”den “biz”e geçebilmek değil miydi?
Yıllar boyunca herkes görevini yapmıştı. Ama ortak hedefler, ortak hayaller eksik kalmıştı.
Aysel de artık yorulmuştu. İki evi idare etmek, iki hayat arasında kalmak onu tüketmişti. İçinde bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyordu ama adını koyamıyordu.
Bir gün, yine annesinde kaldığı bir sırada, Ömer öğlene kadar onu aramamıştı. Telefonu açmayınca endişeyle eve koştu. Ömer’i salonda yere düşmüş halde buldu.

Hastaneye yetiştirdiklerinde doktor:
“Son anda getirdiniz.” dedi.
Geç Kalmadan Fark Etmek
O an Aysel’in zihninde Ömer’in sözleri yankılandı:
“Güzel karım… Yıllarca başkaları için yaşadık. Biraz da birbirimize zaman ayıralım…”
İçini derin bir hüzün kapladı. Kaçırdığı yıllar, ertelenmiş anlar bir bir gözünün önünden geçti.
Ömer gözlerini açtığında, elini sıkıca tutan Aysel’i gördü.
Aysel’in gözleri doluydu:
“Ömerciğim… Haklıymışsın. Annem kıymetlimiz ama seni ihmal ettiğimi fark edemedim. Artık anneme dönüşümlü bakacağız…”
Aile Olmak Ne Demek?
Kasım ayında, kasımpatılar yine açmıştı. Bu kez İstanbul’un sokaklarında birlikte gezerken, düğün günlerini hatırladılar. Yokluk içindeki o günlerin aslında ne kadar kıymetli olduğunu konuşarak gülümsediler.
Artık “ben” değil, “biz” olmayı öğrenen iki insan vardı.
Bir gün Ömer gülerek:
“Aysel’cim, vallahi anneni ben de özledim. Haftaya gidelim mi?” dedi.
Aysel sevgiyle sarıldı ona.
Artık biliyordu…
Aile, aynı evde yaşamak değil; aynı hayali paylaşmaktı.
Ve insan, kendi isteklerinden vazgeçtiğinde değil…
Onları “biz”in içinde eritebildiğinde gerçekten mutlu oluyordu.
Çünkü gerçek mutluluk, “ben”i kazanmaktan değil…
“Biz” olmayı başarabilmekten geçiyordu.
30 Responses
Biz diyebilmek ne kadar kıymetli ve farkına varmak ……
Her kurulan aile, bir fide gibi,havaya su ya muhtaç.
Kadının şefkati,merhameti erkeğin koruyup kollamasi gibi, her ailede, bu hasletler olmadan büyüyüp kök salamaz.
Çok üzüldüm okurken… Ömer vetaf etti diye endişelendim. Görülmemiş, farkedilmemiş, paylaşılmamış hayatlar. Sonrası büyük pişmanlık ve derin hüzün 😞
Bazen de en çok kendini ihmal eder insan. Herkesin derdini dert edinmişken kendini unutmuş olmanın farkına varmak…
Etrafla ilgileniyoken kendimizle de ilgilenebilelim. Kendimizi dinlendirebilelim, hırpalamayalım, şefkat gösterebilelim.
“Ben robot değilim” cümlesini kendimize sıkça söyleyebilelim ki hayat da bize güzel kapılar açsın 🤲🎈
Kaleminize sağlık, ne güzel bir yazı olmuş. “Biz” olabilenlerden olmak dileğiiyle…
Aynı amacı paylaşıp, aynı yöne yan yana bakabilenlerden olmak dileğiyle🤍
Aile bu hayatta ki en kıymetli şey. İnsan bazen yeni bir aileye uyumlanmakta zorlanıyor. Denge sağlandığında ise problemler birlikte aşılıyor. Kaleminize sağlık 😊
Çok güzel anlamlı yüreğinize sağlk biz olabilmek dileğiyle
Anne baba elbette ki kıymetli ve bir ömür onlara hürmet etmekle sorumluyuz. Ama gel gör ki evlendikten sonra eşin ve çocukların senin ailen olmalı, anne baba ise akraba. Yoksa biz olamıyorsun ve terazinin dengelileri de bozuluyor.
Kaleminize sağlık 🌿
Ailenin kıymeti meğer “ben”den “bize” geçilerek oluyor… Biz bir Aileyiz aynı Amac ve Hedef için yaşarız… 🫶🏻
Biz olabilmek … Bir ailenin mutluluğu bu kelimede gizli. Biz olabilmek hep birlikte mutlu olabilmek. Biraz sen, biraz ben diyebilmek. Ortak mutluluğu yaşayabilmek. Ama öbemli olan başıza kötü olaylar gelmeden fark edebilmek.
Ortak hedefler bizi biz yapar.
Biz olmak ben olmaktan geçmekten gelir
Anneler değerli ama yeni ailemiz de
Emeğinize sağlık 🪻
Aile Olmak Ne Demek?
Pazar günü birlikte kahvaltı yapmak.
Akşam yemeğinde sofrada birlikte olmak.
Birlikte ormanda bir yürüyüş, piknik yapmak.
Birlikte mutlu olduğun şeyleri yapmak.
Sağlıkla sınandığında birlikte olup ihtiyacları gören olmak.
Mutluluğu paylaştığın gibi acıyıda paylaşan olmak.
Ortak amaç ve ortak hedeflerle kurulmuş aile bir insanın hayatta sahip olabileceği en kıymetli şey. Ya da zıttında farklı yön ve hedeflere sahip evlilik de ömür törpüsü.
Genç çiftlerin yeni aile kurduğunu ve önceliğinin yeni ailesi olduğunu anlaması bazen zor olabiliyor. Geçiş sürecinde yavaş yavaş kişiler ebeveynlerinden ayrı bi yuva kurduğunu idrak etmeli, etmeyince mutlaka karmaşa oluyor.
Yeni bir sürece geçerken eskiden kopmayı öğrenmek yaşamın kalitesini nasıl da arttırıyor.
Ne kadar güncel bir soruna değinmişsiniz. Eski ailesinden vazgeçemeyen çiftler… biz olamayan aileler…
Çoğu zaman insan ailesi için tüm problemleri tek başına göğüslemek ister. Oysa bağlarımızı güçlendirecek olan şeyin, problemler ile hepbirlikte mücadele edebilmekte saklı olduğunu anlatan bir yazı olmuş👏🏻👏🏻
“Biz” olmanın ne kadar kıymetli olduğu ama bir o kadar da ihmal edilebildiği ne güzel anlatılmış.. Denge olduğunda her şey çok güzel dizayn oluyor.
Neydi aile olmak? Benden bize geçebilmekdi…..
Aile olmak istiyoruz ama bireysel yaşıyoruz.
Gerçekten aile olmanın önemini anlatan yazınız için teşekkürler
Toplumun temel direği olan aile , ne öğretici ne kıymetli.
Değerini bilen olup değer katanlardan olalım inşAllah.🤲
Hala güneş doğmuşsa geç kalmış sayılmayız 😉
“Ben” lerden “biz” olmaya geçtiğimizde gerçekten aile olabiliyoruz . İşte o zaman zor olan kolaylaşıyor .
İnsan neden birşeyleri kaybetmeden anlayamaz.. Bu beni çok üzüyor.. Yazı ailenin kıymetini anlattığı gibi insanın var olanı cepte garanti gibi yaşamasına da bir örnek sayılabilir…
İnsan bazı şeyleri fark ettiğine şükrederken çok geç fark etmenin burukluğunu da atamayabiliyor içinden..
Birilerini mutlu etmeye çalışırken kendi mutsuzluğunu fark edemiyor..
Farkındalıklarımızın artması temennisi ile… 🤍🌺
Büyüklerimiz kıymetli tabi ama evlendikten sonra kendi çekirdek ailemiz önce gelir. Bu dengeyi koruyabilen aile olabilmek mesele
Ellerinize sağlık
İnsan bazen hatta sıklıkla gözünün önündekini göremiyor. Vakit varken biz olabilmeyi başarmak ne de kıymetli.
Aile bu hayatta en kıymetli şeylerden bir tanesi. Aile aynı evde yaşamak değil aynı hayali paylaşmaktı. Bu da ben olmak değil de biz olmaktan geçiyor.
Gerçekten düşkünlentiğimiz bir yer olunca muhakak hayatta bazı şeyler elsik kalıyor.Emeğinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş