Makyajını yaptı, beyaz elbisesine uygun ayakkabılarını giydi ve dışarı çıktı. Birkaç dakika sonra bardaktan boşanırcasına yağmur yağmaya başladı. “Keşke camdan dışarı baksaydım da yağmurun başlayacağını görseydim, botumu giyerdim.” diye düşündü. Koşarak bir otobüs durağının altına girmeye çalışırken bir araba üstüne su sıçrattı. 

Elbisesi kirlendi. En yakın mağaza nerede diye telefonundan kontrol etti. Bir mağazaya gitti ve oradan kendine yeni kıyafetler aldı. Etiketini koparıp mağazanın kabininde kıyafetlerini değiştirdi. “Oh ucuz atlattım, hiç de fena olmadım.” dedi kendi kendine.  

Moralini bozmadı. Sonunda iki senedir hayalini kurduğu o buluşmaya gidiyordu. Ayça’yı tanıştıklarında İsmail’in yakışıklılığı, kendinden emin duruşu etkilemişti. Kantindeki birkaç karşılaşma dışında bir iletişimleri olmamıştı. O yıl İsmail mezun oldu.   

Ayça’nın ara ara aklına geliyor ve onu sosyal medya profillerinde arıyordu. “Boş hayaller peşinde koşma!” diye uyarıyordu kendini. İki sene böyle geçti. Bir yandan da “Acaba bir gün olur mu?” diye hayal kurmadan edemiyordu.

Bir gün sosyal medyada gezinirken onun hesabını buldu. Şimdi daha da yakışıklı geldi gözüne. Aylar fotoğraflara bakarak geçti, Ayça İsmail’e arkadaşlık teklifi göndermeye karar verdi ve ekle tuşuna bastı. 

Bir akşam İsmail’den bir mesaj… “Nasılsın?”

Her şey böyle başladı. Birkaç ay mesajlaştıktan sonra buluşma kararı aldılar, işte o gün bu gündü. 

Meydanda buluştular, beraber vapura bindiler. Bir kahve içtiler, sonrasında sahilde yürümeye başladılar. Deniz kenarında yürüyorlardı ama Ayça o kadar heyecanlıydı ki ne denizi ne de etrafındaki insanları görüyordu. Hatta yürürken birkaç kişiye yanlışlıkla çarptı, önündeki kaldırımı görmeyip takılıp düşecek gibi oldu. İçi içine sığmıyordu, çok istediği o adamla birlikteydi.

Beraber yürürken bir genç onları durdurdu. “Abi senden bir şey rica edebilir miyim, arkadaşlarımla fotoğrafımı çekebilir misin?” İsmail ise sert bir tavırla çocuğun ricasını reddedip “Şu an daha önemli bir işim var, olmaz.” dedi. O gün Ayça, İsmail’in bu yardım ricasını reddetmesine pek takılmadı. Hatta kendini önemli hissetti. Güzel bir gün geçirdiler. Sonrasında tekrar tekrar buluştular. Başta her şey Ayça’nın hayalindeki gibi geçiyordu. Çiçekler, jestler, romantik buluşmalar… Bir yandan okulunu bitirmeye çalışıyor, bir yandan da İsmail’le görüşüyordu. 

Ayça idealist, çalışkan, sorumluluk sahibi bir kızdı. Fakültede derecesini kaybetmek istemiyor, bunun için de sınav zamanlarında kütüphaneden çıkmıyordu. İsmail ise başlangıçta bu duruma pek bir şey demiyordu. Ancak zamanla Ayça’nın derslerine olan ilgisini kendisini ihmal gibi algılamaya başladı. Her an ilginin onda olmasını istiyordu. Ara sıra arkadaşları ile buluşmasını dahi istemiyordu. Bu olaylar üst üste geldikçe bir gün İsmail “Ben seninle bir gelecek düşünürken, hayatının odağında olamayacağımı görüyorum.” dedi. Ayça İsmail’i kaybetmek istemiyordu. Buna çok üzüldü. Bu nedenle davranışlarını değiştirmeye başladı. 

Sınav dönemlerinde bile artık önceliği ona veriyordu. Tek istediği şey İsmail’in mutlu olmasıydı. Buna rağmen onun için yaptıkları yeterli olmadı. İsmail böyle yaptıkça Ayça daha çok üstüne düşmeye başladı.

Gün geçtikçe İsmail daha fazla şikâyet ediyordu. Bir gün Ayça’ya Amerika’ya yerleşme planından bahsetti. Kendisinin de onunla gelmesini istedi. Ayça, “Henüz okulum bitmedi, ailemden uzaklaşma fikri şu an için bana zor geliyor.” dedi. İsmail fikrinde kararlıydı, Ayça gelmezse de o gidecekti. Öyle de oldu.

Peki Ayça nerede hata yaptı? Neden ilişkisi bu şekilde sonlandı? İsmail’in bu tavrını niye öngöremedi? Bunları yaşayacağını bilse o ilişkiye başlar mıydı?

Oysa hayatta her şey işaretini verirdi.

44 Responses

  1. Duygularımız çok yoğun olduğunda Ayça gibi bize gösterilen işaretleri göremiyoruz maalesef. .
    Oysaki fotoğraf çekilmek isteyen gencin nazik ricası için verilen cevap İsmail’i bir parça tanımak için yeterliydi..

    1. Evet, duygular aktifleştikçe bilinç kapanıyor, insan gözünün önündeki mesajları göremiyor…

    2. O küçücük bir parça dikkate alınmaz ama büyüye büyüye çığ gibi dönüyor. Yıllar sonra bu çığ, o parçayı hatırlatıyor ve insan “ahhh, keşke bilebilseydim” diyor

    1. Evet kesinlikle, keşkelerimiz hep oluyor hayatta. Galiba bu da bizim büyümemiz ve olgunlaşmamış için gerekli bir parça. Geriye dönüp baktığımızda gördüğümüz hataları artık yapmıyor olmamız olgunlaşmış olduğumuzu gösterebilir…

  2. Hayatta her şey başımıza gelmeden önce işaretini veriyor. Mesele biz bunu görebiliyor ve bi sonraki sürecimizi ona göre dizayn edebilir miyiz? Emeklere sağlık⭐

  3. Özellikle birşeylerin en başında çoook dikkatli olunursa gelecek hakkında öngörü oluşturacak işaretler açıkça görülüyormuş anladım.

  4. İnsan, yağmurun işaretini görüp ayakkabı değiştiriyor da, insanın işaretini okuyamadığında sıkıntıların başına geleceğini anlayamıyor.
    Farkındalık oluşturan yazınız için teşekkür ederim

    1. İnsan işin içine girince duygularda giriyor ve duygular bizim görüş alanımızı daraltıyor maalesef…

  5. Ayça her birimizin bazen görmezden geldiği küçük işaretleri okumaya başladığında çok şaşıracak belli ki 🙂
    O gün buluşurken sert bir şekilde karşısındaki kişiyi reddedip ve kendi işinin daha önemli olduğunu söylediğinde… ordaki mesaj neydi… İleride de etrafındakilerin ihtiyacını önemseyip önemsemeyeceğine dair bir işaret olabilir miydi?

    1. Kaleminize sağlık. Yağmur yağdığında aldığımız tetbir bize nasıl konfor sağlıyorsa , ilişkilerdeki işaretleri görmekte tetbir almamızı sağlar o zaman. İşaret okuyabilen olalım.

  6. Ayça mantıklı davrandı, ama bazen aşk cesur seçimlerle yaşanır. Eğitimi aksamazdı, hayat fırsatlarla doluyken tutkuyu da yaşamak gerekirdi. ❤️‍🔥🌱

  7. Hayatta işaret okuya bilme becerisine sahip olabilmek çok konforlu sizcede değil mi? Peki bize işaret okuya bilme becerisini öğreten Semineri gerçekten Merak etmiyormusun? Bir düşün istersen…

  8. İşaretler kendini göstermiş ancak anlaşılmamış olur çoğu kez…
    Yol yakınken terk ediliriz ve korunuruz. Yine de anlamayabiliriz
    Gözümüzün önündekileri anlayamama bizim yıllardır ustalaştırdığımız bir davranış
    Keşke her şeyin en başına dönsek de olaylara yeniden bu gözle baka baka büyüsek diye geçiriyor insan aklından…

  9. İnsanların söylediklerinden söylemedikleri, gösterdiklerinden göstermediklerini bulmaya çalışmak lazım sanırım… Küçük ip uçları her sözlerinde, her davranışlarında mevcut aslında…

  10. “Kaybetme korkusu” insanda ağır basan şeylerden biri oluyor ve ne yazık ki kaçınılmaz son olan o kayıp yaşanıyor.
    Ayça daha en başta kendi tavrını ve netliğini koyabilseydi İsmail ona şikayet edemezdi.
    İsmail şikayet etmeseydi Atça’ya emek hercardı.

  11. Ayça nasıl ki yağmurun yagacagini anlamayıp sokakta ıslandiysa ,İsmail ile ilgili yaşayacaklarını anlayamadı. İnsan demek ki bir şeyi çok isteyince başına gelecekleri kestiremiyor.

  12. Hayatın her anında mesajlar vardır oysa yolumuzu aydınlatan, dikkat engebe var diyen işaretler.Ama insan kendi istekleri peşinde koşarken fren yapması gereken yeri anlamadığı gibi birde gaza basmasa….

  13. Ayça en başından hata yapmış aslında, kovalayarak başlamış ilişkiye, sonrasında İsmail ile ilgili iz ve işaretleri okuyamamış. Her istediğini koşulsuz kabul etmiş…

  14. “ Kaza geliyorum demez.” diye yaygın bir söz vardır. Gerçek şu ki kazalar genelde “geliyorum” der. Ama çoğu insan bunu fark edemez. Ayça’ nın durumu da bundan farklı değil. Fotoğrafının çekilmesini isteyen genç de bu habercilerden biriydi.

  15. İnsan ne kadar inanmak istemese de hayat işaretlerini veriyor… Mantıklı karar vermek başta zor gelse de sonra acısı geçiyor…

  16. Hangi konuda ne kadar Ayça’yız 😌
    Çok sevdiğin, çok istediğin üzerine çok emek verdiğin her şeyde gözlerimize perde iniyor. Onsuz yaşayamayacak hale geliyoruz.
    Peki Ayça burada mı kalır yoksa her şeyden vazgeçir peşinden gider mi?

    1. Çok sevmek, çok ilgi, çok emek zannedilenin askisine tek taraflı olunca sıkıntı veriyor insana. Ama önemli olan şey iş işten geçmeden o işaretleri okuyabilmek. Al gülüm ver gülüm olunca kıymetli oluyo:)

  17. Her zaman insanın istekleri başına dert oluyor maalesef. Bir şeyi ne kadar çok istersek, karşımıza çıkan işaretleri de o kadar görmez hâle geliyoruz. İstekler insanın bilincini nasıl da kapatıyor… Gerçekten çok güzel bir hikâye.

  18. Aslında işaretler gelmişti ama Ayça’nın duyguları o kadar çok aktif olunca hiçbir işareti göremedi ve sonuç : hüsran… 😔

  19. İnsan isteği doğrultusunda hareket edince işaretler taş olup kafasını yarsa bile anlamıyor ya da anlamak istemiyor.

  20. Güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık
    İşaretleri gördüğünde taktirde insan çok az yıpranmışlıkla işin içinden çıkabilirken. İşareti görmez ise çok yıpranabiliyor….

  21. İnsan hayattaki işaretleri neden okuyamaz ki ? Üstelik herşey gözünün önünde olmasına rağmen…

    1. İlişkilerin dinamikleri değişebiliyor, her seyi öngöremez tabiki insan ama ana konuları fark etmediğinde de en az ihtimalle cok degerli olan vaktini kaybediyor, ki insan belli bir ömür ile gönderilmiş..

    2. Duyguların aşırı yoğun olması, gözünün önündeki gerçeği görmesini engelliyor maalesef

  22. Kör aşık, akıl da uçup gitmiş, o kadar tavizden sonra İsmail de uçmuş.
    Ne yapmalı?
    İşaretleri görebilmeyi başarmalı, en azından gerçekten ne istiyorum diye sorabilmeli insan…

  23. Kaleminize sağlık 🪻 Ayça işaretleri görmemiş ve kendi isteklerinden vazgeçmişti. İsmail onun için ne yapmıştı? İlişkilerin bize kattıklarını düşünmeliyiz. İşaretler veriliyor doğru okuyamıyoruz.
    İşaretleri okumak doğru kararlar alabilmek dileğiyle

  24. İnsan ne zaman ki bir şeyi çok istedi, O zaman gözünün önündeki işaretleri maalesef ki görmüyor. Bu hayatta hiçbir şey tesadüf değil ve hiçbir şey bir anda meydana gelmiyor. Duygularımıza kapılıp, mantıklı hareket edemeyebiliyoruz. Çoğu zaman da iş işten geçmiş oluyor.

  25. Duygular ayaklarımızı yerden kessen Ah o duygular
    Esasında işaretler o kadar güzel gelmiş ki o göremeyince
    Kalemine sağlık Çok güzel olmuş

  26. Etrafımızda aynı öyküyü yaşayan evli çiftler çok. Ayça kendi farketmese de, istemese de yanlış bir ilişkiden evlilik öncesi dönmüş. Peki, dönmeseydi ne olurdu? Belki eğitimini yarıda bırakacak, ailesini karşısına alacak ve İsmail’le Amerika’ya yerleşecekti. İsmail ise bu fedakarlığa rağmen tüm hayatını kendisine göre şekillendirmesini isteyecekti. Ve her istediği olmadıkça Ayça’yı yarı yolda bırakacaktı.
    İnsan elbette karşısındakinin fikirlerine, ihtiyaçlarına saygı duyup karşılamaya çalışır. Ama kendisinin de ihtiyaçlarına değer verilmesini ister.
    İsmail, Ayça’nın yuva kurma, aile olma ihtiyacına cevap verememiş. İlişki sırasında büyük ihtimal bu işaretleri verdi ama Ayça yakışıklılık, çiçek, hediye vb. derken işaretleri göremedi.

    1. Aynen katılıyorum… Güzel özet…aslında hayatın verdiği mesajları okuyabilmek ne kadar kıymetli

  27. Peki insan işaretleri nasıl görebilir…
    Küçük de olsalar nasıl fark edip önlemini alır ya da hazırlık yapar…
    Nerden başlamalı?
    Bu konuyu düşündükçe küçük şeylere takılmakla, minik işaretleri fark etmenin farkını anlar insan belki de…

  28. Uğruna her şeyi göze aldığın kişinin tek hayırında bizi silip atıyor olması ne acı oysa bunu en başından belli ediyordu zaten
    Tek taraflı fedakarlıklar ile dolu bir ilişkiden başka bir şey beklenemezdi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner